Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2015/13410 E. 2016/6853 K. 18.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/13410
KARAR NO : 2016/6853
KARAR TARİHİ : 18.04.2016

Davacı, fazla talep hakkı saklı kalmak kaydıyla 1.000 TL’nin ödeme tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1- Dava, fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak kaydıyla, ilaçlı stent fatura bedeli olarak ödenmeyen 1.000,00 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı Kurumdan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmiş, kararın miktar yönünden kesinlik sınırının altında kaldığı gerekçesiyle temyiz talebinin reddine karar verilmiştir.
Temyiz talebinin reddine ilişkin olarak verilen 05.05.2015 tarihli Ek Karar, davalı Kurum vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Uygulamada, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması dava açma tekniği bakımından, tümü ihlal ya da inkâr olunan hakkın ancak bir bölümünün dava edilmesi, diğer bölümüne ait dava ve talep hakkının bazı sebeplerle geleceğe bırakılması anlamına gelir. Yargıtay HGK’nun 2004/7-754 Esas,2005/36 Karar sayılı 9.2.2005 tarihli kararında da belirtildiği gibi kısmi davada saklı tutulan alacak bölümü için birden fazla ek dava açılması mümkündür. Bunun tek şartı her davada fazla hakkın saklı tutulmuş olmasıdır.
Kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgili olup, temyiz kesinlik sınırı belirlenirken dava konusu edilen alacağın değeri dikkate alınır. Alacağın bir kısmının dava edilmesi halinde kısmi davada kesinlik sınırı dava edilen miktara göre değil, alacağın tamamına göre belirlenir.
Somut olayda, 3.000,00 TL tutarındaki fatura bedeli için fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 1.000,00 TL üzerinden dava açıldığından, alacağın tamamı 2.080,00 TL olan kesinlik sınırının üzerinde olup, davacı davasını kısmi dava olarak açmıştır. Bu durumda temyize konu dava değerinin kesinlik sınırının altında kaldığından söz edilemeyeceğinden, temyiz talebinin reddine ilişkin 05.05.2015 tarihli Ek Karar kaldırılmalı ve davalı Kurum vekilinin asıl hükme ilişkin temyiz itirazları incelenmelidir.
2- Esasa ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
a) Davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
b) Temerrüt faizi için, kural olarak borçlunun temerrüde düşürülmesi gerekir. Borcun muaccel olması, kendiliğinden borçlunun temerrüde düşmesini gerektirmez. Somut olayda, davalı Kurum temerrüde düşürülmemiş olup, faiz alacağından dava tarihinden itibaren sorumlu tutulması gerekirken, fatura tarihinden itibaren sorumluluğuna karar verilmesi hatalı olmuştur.
Mahkemece yukarıdaki olgular dikkate alınmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesinin yeniden yargılamayı gerektirmediği anlaşıldığından hüküm bozulmamalı HMK 370/2. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden ötürü hüküm fıkrasının 1. bendindeki “25.11.2009” tarihi silinerek, yerine dava tarihi olan “27.07.2011” tarihinin yazılmasına, hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, 18.04.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.