Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2015/14389 E. 2016/6361 K. 11.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/14389
KARAR NO : 2016/6361
KARAR TARİHİ : 11.04.2016

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
: 2-… Vek.Av. …

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 15.01.1998-20.09.2004 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, davacının 15.01.1998-20.09.2004 tarihleri arasında davalı işverene ait iş yerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacının davalılardan işverene ait işyerinde 01.01.2000-20.09.2004 tarihleri arasında günün asgari ücreti ile çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davalı işverence davacı adına işe giriş bildirgesinin verilmediği, davacının davalı işyerinden kuruma bildirilen hizmeti bulunmadığı, işyerinin 01.04.1996 tarihi itibariyle mühendislik burosu olarak kanun kapsamına alındığı, dinlenen bordro tanığının davacının 2004 yılı öncesinde çalışmadığını beyan ettiği, komşu iş yeri tanığı olarak dinlenen tanığın ise davalı işyerinin bulunduğu iş hanında kendisinin 2003/10 döneminden itibaren çalıştığını ve davacının kendisinden 2-3 ay sonra işe girdiğini beyan ettiği ,dosyaya sunulan bordro ve kredi başvurusu başlıklı 19.10.2000 tarihli belgelerde davacının davalı firmada muhasebe dapartmanında çalıştığının belirtildiği ,ancak 2003 öncesi dönem yönünden hüküm kurmaya yeterli tanık beyanı bulunmadığı,mahkemece bu dönem açısından yeterli araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş, 2003 öncesi için tanık beyanları hüküm kurmaya yeterli bulunmadığından bu döneme ilişkin araştırmayı genişleterek , dönem bordrolarında kayıtlı ve tarafsız tanıklar saptanarak bunların bilgilerine başvurulması, davalı işyerindeki bordolarda adı geçen kişilerin adreslerinin tespit edilememesi veya beyanları ile yetinilmemesi veya başka bordro tanığı bulunmaması halinde, …, zabıta, maliye, meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanları; yoksa işyeri sahipleri mahkemece resen araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde tanıkların yöntemince beyanlarını almak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde ortaya koyduktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalılardan …’ne iadesine
11/04/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.