YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/16419
KARAR NO : 2016/8527
KARAR TARİHİ : 12.05.2016
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava, davacının davalı işyerinde 18/07/2007- 20.10.2010 tarihleri arasında arasında aralıksız ve sürekli çalıştığının ve bu sürelerde gerçek prime esas kazancının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile hükümde yazılı şekilde karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Sigortalının prime esas kazancının belirlenmesinde ise, 506 sayılı Yasanın 78. ve 5510 sayılı Yasanın 82. maddelerinde belirtilen sınırlar dikkate alınarak gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise işçinin imzasının bulunduğu hizmet akdi ile ücret tediye bordrolarından saptanacağı, işçinin imzasının bulunmadığı işyeri ve sigorta kayıtlarının nazara alınamayacağı, işçinin imzasının bulunduğu hizmet akdi, hesap pusulaları, ücret tediye bordrolarının bulunmaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret göz önünde tutularak gerçek ücretin belirlenmesi gerektiği, Dairemizin giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacı tarafından mobilya imalatı yapan davalı işyerinde kalfa olarak çalışıldığının iddia edildiği, davalı işverence davacı adına 06.02.2008-26.10.2010 tarihleri arasında hizmet bildirimlerinin olduğu, davacı tarafından işçilik alacağı davası açılmış olduğu ve sözkonusu davada davacının nizalı dönemde çalıştığının ve son maaşının 1.250-TL olduğunun tespit ediliği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, bordro tanıklarının gerektiğinde komşu işyeri tanıklarının resen tespit edilip dinlenmediği, sigorta primine esas ücretin net bir şekilde belirtilmediği dolayısıyla davacının çalışma olgusu ve ücreti yeterli ve gerekli bir araştırmayla hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlenmeden sonuca gidildiği görülmektedir.
Hizmet tespiti yönünden yapılacak iş; davacının hizmetinin bildirildiği dönemler bakımından ücret bordroları istenilmeli, imzalı ücret bordrosu olan dönemlerde davacının imzalı ücret bordrosu kadar çalıştığı kabul edilmeli , imzalı ücret bordrosu olmayan veya olup da itiraz edilen imzaların davacıya ait olmadığı anlaşılan dönemler bakımından ise, yeterli sayıda ve objektif nitelikte bordo tanıkları re’sen tespit edilerek beyanlarına başvurulmalı ve işyerinde çalışması olup olmadığı, hangi tarihlerde çalıştığı net olarak belirlenmelidir. Bu yönde yapılan araştırma yeterli olmaz ise, komşu işyerlerinde çalışan ve davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan işçi veya işverenler kolluk aracılığıyla belirlenmeli, bunların da beyanlarını alarak ve davacının hizmet döküm cetvelindeki bildirimler de dikkate alınmak suretiyle bir karar verilmelidir.
Ücret tespiti yönünden yapılacak iş . İş mahkemesinin 2010/.. Esas sayılı dosyasının akıbeti sorularak, kesinleşmiş ise bu dosya içerisine alınmalı, davacının hizmetinin bildirildiği dönemler bakımından, ücret bordroları istenilmeli, imzalı ücret bordrosu olan dönemlerde davacının imzalı ücret bordrosunda belirtilen ücret kadar çalıştığı kabul edilmeli , imzalı ücret bordrosu olmayan veya olup da itiraz edilen imzaların davacıya ait olmadığı anlaşılan dönemler bakımından ise, işyerinin kapsam ve kapasitesini belirlemek, gerektiğinde işverenin bordrolarında kayıtlı diğer işçilerin beyanına başvurmak, işverenin yaptığı bildirimler ile çalışan işçilerin niteliklerini de karşılaştırarak, işverenin çalıştırdığı işçilerin kıdem ve pozisyonuna göre gerçek ücreti üzerinden bildirilip bildirilmediği üzerinde durmak, davacının bildirilen ücret ile çalışması olağan olmayan nitelikli bir işçi olup olmadığını, nitelikli bir işte çalıştırılıp çalıştırılmadığını belirlemek, bildirilen ücretle çalışmasının olağan olmadığı belirlendiği takdirde, işverenin aynı pozisyondaki işçilere ödediği ücretlerin gerçeğe uygun olup olmadığını değerlendirmek, bu bildirimlerin gerçeğe uygun olduğunun belirlenmesi halinde, bu ücretleri esas almak, aksi takdirde benzer işi yapan işyerlerinden emsal ücret araştırması yaparak, elde edilecek sonuca göre karar vererek infazda tereddüt yaratmayacak şekilde hüküm kurmaktan ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 12.05.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.