YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/18010
KARAR NO : 2016/9288
KARAR TARİHİ : 06.06.2016
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava, davacının davalı işyeri nezdinde 07/09/2011-31/07/2012 tarihleri arasında geçen hizmetlerinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, somut olayda fiili çalışma olgusunun ispatı konusunda, Mahkemece yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat edilebilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; Kurum’da davacıya ait herhangi bir sigortalılık kaydının bulunmadığı, davalı işyerinin 10/01/2007 tarihinden itibaren Kanun kapsamında olduğu, davalı işyerine ait uyuşmazlık konusu döneme ait dönem bordrolarının getirtildiği, alınan bilirkişi raporunun dosyaya sunulduğu, duruşmalarda davacı tanıkları ile davalı işyeri çalışanı olan bordrolu tanıkların dinlendiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, duruşmalarda dinlenen tanık beyanları esas alındığında davacı tanıklarınca davacının davalı işyerinde fiilen çalıştığının, davalı işyerinin ihtilaf konusu tüm döneminin bordrolu çalışanı tarafından ise davacının bu çalışmasının sürekli olmadığının belirtilmesi karşısında tanık beyanları arasında çelişki olduğu anlaşılmakla davacının davalı işyerinde geçtiği iddia olunan hizmetinin gerçek ve fiilî çalışmaya dayanıp dayanmadığının hiç bir duraksamaya yer vermeksizin açıkça ortaya konması gerekmektedir.
Bu doğrultuda yapılacak iş, davacının davalı işyerinde “sekreter” olarak çalıştığı iddia olunmakla tespiti istenen dönem içerisinde var ise davalı işyerine sevk ve teslim edilmesi gereken gönderilerde( posta kargosu, tebliğ mazbatası, iadeli tahaahütlü hizmet gibi) davacıya ait herhangi kaydın yer alıp almadığını ilgili kurum ve kuruluşlardan sormak, davaya konu dönemde davacının düzenlemesi muhtemel yazı veya imzasının bulunabileceği makbuz veya fatura gibi belgeleri işverenden istemek ve gerek görülürse bu belgeler üzerinde imza ve yazı incelemesi yapmak, tanık beyanları arasındaki çelişkiyi gidermeye yönelik olarak Kurum’dan sorulmak suretiyle veya zabıta araştırması ile tespit edilecek komşu işyerlerinde benzer işi yapan işlerle uğraşan işverenler veya bu işverenlerin resmi kayıtlarına geçmiş çalışanların beyanlarına başvurmak, davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınıp araştırma genişletilerek tüm deliller birlikte değerlendirilip sigortalının davalı işyerinde hangi tarihler arasında çalıştığı hususu hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlenerek Mahkemece sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma neticesi yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine
06/06/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.