Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2016/1583 E. 2016/7571 K. 28.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/1583
KARAR NO : 2016/7571
KARAR TARİHİ : 28.04.2016

Davacı, dava dışı işveren N.. P..’ya ait işyerinde 01/10/1992 tarihinde 1 gün süre ile hizmet akdine tabi olarak çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı kurumun aşağıdaki bendin dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının sigortalılık başlangıcının 01.10.1992 tarihi olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, istek gibi davanın kabulüne karar verilmişse de eksik inceleme sonucunda varılan hüküm hatalı olmuştur.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; dava dışı işyerinden davacı adına 01.10.1992 tarihli işe giriş bildirgesi düzenlendiği ve 03.11.1992 tarihinde kurum kayıtlarına geçtiği, dönem bordrosunun mevcut olmadığı, dinlenen davacı tanığının, davacının eşi olduğu, zabıta aracılığı ile komşu işyeri araştırması yapıldığı ancak tanık tespit edilemediği, davacıya verilen sigorta numarasının 1992 yılı serilerinden olduğu anlaşılmaktadır.
506 sayılı Yasanın 79/10. maddesinde bu tür hizmet tespit davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması salt bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması koşuluyla, bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken komşu işyerleri kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kimi diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527,30.6.1999 gün 1999/21-549-555,5.2.2003 gün 2003/21-35-64,15.10.2003 gün 2003/21-634-572,3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 10.11.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olayda; mahkemece açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığı yeterince araştırılmadan, dönem bordrosu bulunmamasına göre komşu işyeri tanığı dinlenmeden ve işyerinin nizalı dönemde 506 sayılı Yasa kapsamında olup olmadığı hususları sorulmaksızın davanın kabulüne karar verilmiştir. Dinlenen tanık beyanı davacının çalıştığı süreleri ve çalışmanın niteliğini belirlemeye yeterli değildir.
Yapılacak iş; Belediye ve SGK ilgili il müdürlüğünden işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu iş yeri çalışanlarının; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, işyerinin Yasa kapsamında olup olmadığı hususları da tespit edilerek gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2,6,9 ve 79/10 maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin ve yukarıda belirtilen hususlara uygun araştırma yapılmaksızın hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ :Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 28.04.2016 gününde oy birliği ile karar verildi.