YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/8474
KARAR NO : 2016/8231
KARAR TARİHİ : 10.05.2016
Davacı, vefat eden eşinden kalan maaşların ödenmesi gerektiğinin tespitine, babasından kalan dul ve yetim maaşının SGK’ya müracaat tarihi olan 11.03.2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, 18.11.1998 tarihinde ölen eşinden dolayı ölüm aylığı alan davacının, aynı zamanda; 02.02.1995 tarihinde ölen babasından dolayı da ölüm aylığı almaya hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulü ile, davacının babası ‘ den almış olduğu ve Kurumca iptal edilen ölüm aylığının 11.03.2014 tarihinden itibaren yeniden bağlanmasına ve yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Dosyada ki kayıt ve belgelerden 25.05.1946 doğumlu olan davacının 05.09.1962 tarihinde evlendiği, davacının babası olan ve 02.02.1995 tarihinde vefat eden 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olduğu, davacının eşi olan ve 18.11.1998 tarihinde vefat eden ı’nın ise, 01.04.1969 – 12.1973 tarihleri arasında Emekli Sandığı, 01.06.1961 – 04.06.1984 tarihleri arasında 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olduğu, davacıya 23.11.1998 tarihinden itibaren ölen eşinden dolayı 506 sayılı Kanun uyarınca ölüm aylığı bağlandığı, davacının 11.03.2014 tarihinde Kuruma müracaat ederek babasından dolayı da ölüm aylığı talep ettiği, ancak Kurumun davacının bu talebini reddettiği görülmüştür.
Uyuşmazlık; 506 sayılı Kanun uyarınca, ölen koca ve babadan dolayı ayrı ayrı ölüm aylığı bağlanıp bağlanamayacağı noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 21.06.1973 tarihli 1753 sayılı Kanunun 2. maddesi ile değişik, 506 sayılı Yasanın 68/VI. maddesi hükmüne göre, babasından dolayı hak sahibi olarak ölüm aylığı almaya hak kazanan kız çocuğunun, evliliğin son bulması ile kocasından da aylık almaya hak kazanması halinde bu aylıklardan fazla olanı ödenecektir. Buna göre 21.06.1973 tarihinden sonra ilk defa hem babasından hem de kocasından dolayı ölüm aylığına hak kazanan kişiye bu aylıklardan fazla olanı ödenecektir. Ancak 21.06.1973 tarihinden önce yasal engel olmadığından dolayı hem babasından hem de kocasından dolayı ölüm aylığına hak kazanan kişiye her iki aylığında bağlanması mümkündür.
506 sayılı Yasaya 02.07.2005 tarih ve 5386 sayılı Yasayla eklenen geçici 91. madde hükmü ise, kız çocuklarına 06.08.2003 tarihinden önce bağlanan gelir ve aylıkların kendi çalışmaları dışında sosyal güvenlik kuruluşlarından gelir veya aylık almaları halinde kesilmeyeceği yönündedir. 506 sayılı Yasanın geçici 91. maddesi 506 sayılı Yasa’nın 68. maddesini yürürlükten kaldırmamıştır. 06.08.2003 tarihinden önce de yasal engel nedeniyle kız çocuklarına her iki aylığın bağlanmasının mümkün olmadığı haller varlığını devam ettirecektir. İşte 506 sayılı Kanunun 21.06.1973 tarihli 1753 sayılı Kanunun 2. maddesi ile değişik, 68/VI. maddesi bu hallerden birisidir. Geçici 91. maddede sözü edilen gelir ve aylıklar daha önce yasal engel bulunmaması nedeniyle iki ayrı sosyal güvenlik yasası kapsamında bağlanan aylıklardır.
Somut olayda, davacının; babasının öldüğü 02.02.1995 tarihinde evli olduğu için ölüm aylığına hak kazanamadığı, 23.11.1998 tarihinden itibaren eşinden ölüm aylığı aldığı, bu tarihte -hem babasından hem de kocasından dolayı ölüm aylığı almaya hak kazanan kişiye bu aylıklardan yüksek olanın ödeneceğini- belirten 506 sayılı Kanunun 68/VI. maddesinin 21.06.1973 tarihli 1753 sayılı Kanunun 2. maddesi ile değişik halinin yürürlükte olduğu, sonradan buna imkân tanıyan herhangi bir yasal düzenlemenin de yapılmadığı, buna göre 02.02.1995 tarihinde vefat eden babasından dolayı ölüm aylığına hak kazanamadığı anlaşılmasına rağmen davanın reddi yerine yazılı şekilde hüküm kurması isabetsiz olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 10.05.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.