YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/4499
KARAR NO : 2019/5296
KARAR TARİHİ : 19.09.2019
MAHKEMESİ : ….Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : T…İş Mahkemesi
TÜRK MİLLETİ ADINA
A)Davacı İstemi:
Dava, 30/11/2008 tarihli tahsis dilekçesine göre yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti , aksi yöndeki kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
B)Davalı Cevabı:
Davalı … vekili özetle; davacının 30/11/2008 tarihinde tahsis talebinde bulunmuş isede, davacının 2004/2008 yılları arasında Bağ-Kur sigortalısı olduğu ve prim borcu bulunduğu anlaşıldığından talebinin reddedildiğini, söz konusu işlemin iptali için davacı tarafça …. İş Mahkemesi’nin 2013/527 Esas sayılı dosyasında açılan davanın Yargıtay 21.Hukuk Dairesinin ilamı doğrultusunda, ”davacının önceden başlayan sigortalılığı 1479 sayılı yasa kapsamındaki Bağ-Kur sigortalılığı olduğundan kurum işlemi yerinde olduğundan” davanın reddine karar verildiğini, anılan kararın da Yargıtay 21. Hukuk Dairesince onanarak kesinleştiğini, diğer bir anlatımla davacının tahsis talebinde bulunduğu, 30/11/2008 tarihinde kuruma prim borcu bulunduğu ve primi ödeneyen Bağ-Kur süreleri nedeniyle davacının yasal olarak emeklilik hakkı elde edemediğinin yargı kararıyla sabit olduğunu, 6645 sayılı yasanın 88/e maddesinin hükümlerin yayımı tarihinde yürürlüğe gireceğinin açıkça düzenlendiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C)İlk Derece Mahkemesi Gerekçesi ve Kararı:
İlk derece mahkemesince ; “ Davacının, 01/02/1993-01/04/2005 tarihleri arası primleri ödenmiş Bağ-Kur’luluğu ve Bağ-Kur’lu olmadan önceki ve sonraki son 3,5 yıl SSK günleri ile birlikte SSK statüsünde emekli olmak istediğinden ve iş bu günler SSK statüsünden emekli olması için yeterli olduğundan kurum kararının iptali ile yaşlılık aylığı dilekçesinin verildiği 30/11/2008 tarihini takip eden 2008 Aralık ayından itibaren yaşlılık aylığının bağlanmasını, aksi yöndeki kurum işleminin iptaline karar verilmesi talebi ile Mahkememiz 2010/773 Esasına kayden dava açtığı, yapılan yargılama sonucunda verilen 14/07/2011 tarihli ve K. 2011/458 sayılı kararı ile davanın kabulü ile davacının yaşlılık aylığı tahsis dilekçesi verdiği 30/11/2008 tarihini takip eden Aralık 2008 ayından itibaren kendisin 5510 sayılı Yasa’nın 4/a statüsünde yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine ve aksi yöndeki kurum işleminin iptaline karar verildiği ve iş bu kararın 21. Hukuk Dairesinin 05/03/2013 tarih ve E.2011/11749 ve K. 2013/3893 sayılı kararı ile bozulması üzerine dosyanın 2013/527 Esas numarasını aldığı ve mahkememizce 02/12/2013 tarih, E.2013/527 Esas ve 2013/927 sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği ve kararın Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 03/03/2014 tarihlİ 2014/485 Esas, 2014/3538 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır. Davacının iş bu davadaki talebi de, 01/12/2008 tarihinden geçerli olmak üzere tarafına yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkindir. Davcıya 01/12/2008 tarihinden geçerli olmak üzere yaşlılık aylığı bağlanamayacağına ilişkin kesinleşmiş hüküm bulunmaktadır. ” gerekçesiyle
“ Davanın REDDİNE, ” karar verilmiştir.
İstinaf Başvurusu;
Davacı taraf, dayanılan dava sebebinin farklı olması nedeniyle kesin hükümden bahsedilemeyeceğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
D)Bölge Adliye Mahkemesi Gerekçesi ve Kararı:
Bölge Adliye Mahkemesince ”Önceki karar tarihinde yürürlükte olmayan 5510 sayılı yasanın geçici 63. Maddeye ilişkin düzenleme lehe koşullar içerdiğinden ve sosyal güvenlik hukukunda sigortalı lehine olan düzenlemenin geçmişe yürütülmesi gerektiği bilinen bir gerçektir. Ancak bu kurum işleminin daha önceden kesin hükme bağlanmaması halinde mümkündür. Aksi durumun kabulü, sigortalı lehine bile olsa, yargı yetkisine yasamanın müdahalesine izin vermek olur ki hukuk devleti ilkesi ile bu durum bağdaşmaz. Yargısal olarak kesinlik kazanmayan, yargılaması devam eden bir durum söz konusu olsaydı lehe hükmün derhal uygulanması gerekirdi ki somut olayda hukuken kesinleşmiş bir durum söz konusudur. Bu nedenle ilk derece mahkemesinin kesin hükmü göz önünde bulundurması isabetli görülmüştür. Davacı tarafın belirttiği gibi dayanılan maddi vakıa farklı değildir. İlk davadaki talep sonucu ile ikinci davadaki talep sonucu aynıdır. Dayanılan hukuki sebep farklılaşmıştır ki bu kesin hükmün etkisini ortadan kaldıracak bir neden değildir. ” gerekçesiyle
“Davacı tarafın istinaf başvurusunun 6100 sayılı yasanın 353/1-b.1 hükmü gereğince ESASTAN REDDİNE, ” karar verilmiştir.
E)Temyiz:
Davacı vekili “ Talebimiz farklı bir taleptir. Kesinleşen dosyadaki talebimiz 2008 yılındaki red işleminin iptali iken, bu defa 2015 yılındaki red işleminin iptali istemidir. Geçici 63. maddenin yürürlüğe girmesiyle 2008 yılından itibaren aylık bağlanması mümkün iken aksi karar bozmayı gerektirir” gerekçeleriyle temyiz yoluna başvurmuştur
F) Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe:
Dava, 5510 geçici 63. madde ile prim borçları ödenmeyen Bağ-Kur günlerinin silinmesi suretiyle 30/11/2008 tarihli tahsis dilekçesine göre yaşlılık aylığı bağlanması gerekirken davalı kurumun bu talebi reddettiği, 2015/8.aydan itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı belirtilerek 30/11/2008 tarihli tahsis dilekçesine göre yaşlılık aylığı bağlanmasına, aksi yöndeki kurum işleminin iptaline karar verilmesi istemine ilişkindir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 04/04/2015 tarihli 6645 sayılı Kanunun 56. maddesi ile 5510 sayılı Yasa’ya eklenen ve 23/04/2015 tarihinde yürürlüğe giren Geçici 63. madde ile “Kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlarla tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, Kuruma kayıt ve tescilleri yapıldığı hâlde, bu maddenin yayımlandığı ayın sonu itibarıyla 12 ay ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunanların, bu sürelere ilişkin prim borçlarını, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden ay başından itibaren üç ay içinde ödememeleri veya ilgili Kanunları uyarınca yapılandırmamaları hâlinde, prim ödemesi bulunan sigortalıların daha önce ödedikleri primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibarıyla, prim ödemesi bulunmayan sigortalıların ise tescil tarihi itibarıyla sigortalılığı durdurulur. Durdurulan süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ilişkin Kurum alacakları takip edilmeyerek bunlara Kurum alacakları arasında yer verilmez. Sigortalılıkları durdurulanlardan bu Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi
kapsamında çalışmaya devam edenlerin sigortalılıkları bu maddenin yayım tarihini takip eden ay başı itibarıyla yeniden başlatılır” şeklinde düzenleme getirilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; Davacının, 01/02/1993-01/04/2005 tarihleri arası primleri ödenmiş Bağ-Kur sigortası ve Bağ-Kur’lu olmadan önceki ve sonraki son 3,5 yıl SSK günleri ile birlikte SSK statüsünde emekli olmak istediği, yaşlılık aylığı dilekçesinin verildiği 30/11/2008 tarihini takip eden 2008 Aralık ayından itibaren yaşlılık aylığının bağlanması, aksi yöndeki kurum işleminin iptaline karar verilmesi talebi ile Mahkemenin 2010/773 Esasına kayden dava açtığı, yapılan yargılama sonucunda verilen 14/07/2011 tarihli ve K. 2011/458 sayılı kararı ile davanın kabulü ile davacının yaşlılık aylığı tahsis dilekçesi verdiği 30/11/2008 tarihini takip eden Aralık 2008 ayından itibaren kendisin 5510 sayılı Yasa’nın 4/a statüsünde yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine ve aksi yöndeki kurum işleminin iptaline karar verildiği ve iş bu kararın Dairemizin 05/03/2013 tarih ve E.2011/11749 ve K. 2013/3893 sayılı kararı ile bozulması üzerine dosyanın 2013/527 Esas numarasını aldığı ve mahkemece 02/12/2013 tarih, E.2013/527 Esas ve 2013/927 sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği ve kararın Dairemizin 03/03/2014 tarihli 2014/485 Esas, 2014/3538 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği, davacının kesinleşen dosyadaki talebini, 5510/Geçici 63. maddesinin yürürlüğünden sonra tekrar 01/10/2015 tarihinde talep ettiği, ( 30/11/2008 tarihli tahsis dilekçesine göre yaşlılık aylığı bağlanması) yeni talebine göre 2015/8. aydan itibaren aylık bağlandığı anlaşılmıştır.
Dava konusu uyuşmazlık, “davanın reddine” dair kesinleşmiş yargı kararı olmasına karşın 5510 sayılı yasanın geçici 63. Maddesinin geriye yürüyüp yürüyemeyeceği, davacıya 01/12/2008 tarihinden geçerli olmak üzere yaşlılık aylığı bağlanıp bağlanmayacağına ilişkindir.
Somut olayda; önceki karar tarihinde yürürlükte olmayan 5510 sayılı yasanın geçici 63. Maddesine ilişkin düzenleme sigortalı lehine koşullar içerdiğinden ve sosyal güvenlik hukukunda sigortalı lehine olan düzenlemenin geçmişe yürütülmesi gerektiği ilkesi, gözardı edilerek “kesin hüküm” nedeniyle red kararı verilmesi isabetsiz olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş; işin esasına girmek davalı Kurum’dan, davacının ilk tahsis talep tarihi itibariyle 5510 4 (1) b sigortalı çalışmaları yönünden Geçici 63. maddeden yararlanıp yararlanamayacağını, sormak ve gelen yazı cevabı değerlendirilerek varılacak sonuca göre hüküm kurmaktan ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden hüküm kurulması gerekirken, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebepten dolayı kaldırılmasına ve ilk derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
G)SONUÇ:
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK’nun 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, ilk derece mahkemesi kararının BOZULMASINA, temyiz harcının davacıya iadesine
dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19/09/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.