YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5435
KARAR NO : 2019/7029
KARAR TARİHİ : 19.11.2019
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : … İş Mahkemesi
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
A)Davacı İstemi;
Dava, davacının Ek-5 tarım kapsamında sigortalılığı ile çakışan 4/1-b maddesi kapsamındaki sigortalılıklarının iptali ile Ek-5 sigortalılığın geçerli sayılması ile 27/01/2015 tahsis talep tarihini takip eden aybaşından itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmesi istemine ilişkindir.
B) Davalı Cevabı;
Davalı Kurum vekili; Davacı adına herhangi bir muafiyet belgesine rastlanmadığı, 28/01/2015 tarihli muafiyet belgesinin davacının isteği ile Çarşamba Ziraat Odası tarafından bilgilendirme amaçlı verildiği belirtilerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C)İlk Derece Mahkemesi Kararı ve Gerekçesi:
İlk Derece Mahkemesince; “,.. davacının davaya konu olan 2011 yılı ve sonraki yıllara ait yıllık tarımsal faaliyet gelirleri hesaplanarak, bu faaliyete ilişkin masraflar düşüldükten sonra kalan tutarın (Yıllık Net Üretim Değeri) aylık ortalamasının bulunduğu, bulunan aylık ortalama kazancın 5510 sayılı Kanunda tanımlanan pirime esas günlük kazancın otuz katından az olup olmadığının (5510 S.Y. geçici 16. maddesinde belirtilen oranlar dikkate alınarak) tespit edildiği, davacının tarımsal faaliyet sonucunda elde ettiği aylık ortalama gelir ile, sigortalılık muafiyet sınırları karşılaştırılmış ve davacının 2011, 2012, 2013, 2014 ve 2015 yıllarında aylık ortalama gelirlerinin muafiyet sınırının altında kaldığı, SGK’dan gelen cevabi yazıda, sigortalının 5510 sayılı kanunun 4/a bendine tabi emeklilik şartlarının 25 yıl 49 yaş 5300 gün olup, Ek-5 tescilinin geçerli olması halinde bağ-kur sonrası 1276 gün 4/a (Ssk) hizmetinin bulunduğu, buna göre aylık bağlanmasının müstehak olduğunun bildirildiği, dolayısıyla davacının 2011 ve 2015 yılları arasında aylık ortalama muafiyet sınırının altında kaldığı ve aylık bağlanmasına müstehak olduğu anlaşılarak 21/09/2011 tarihinden sonraki tarım bağkur sigortalılığının iptaline, 21/09/2011 tarihinden itibaren ek 5 bildirgesinin geçerli olduğunun ve davacıya 27/01/2015 tahsis talep tarihini takip eden 01/02/2015 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine ” gerekçesiyle
“Davanın KABULÜNE, davacının 21/09/2011 tarihinden sonraki tarım bağkur sigortalılığının İPTALİNE, 21/09/2011 tarihinden itibaren ek 5 bildirgesinin geçerli olduğunun ve davacıya 27/01/2015 tahsis talep tarihini takip eden 01/02/2015 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine, ” karar verilmiştir.
İstinaf Başvurusu ;
Davalı Kurum vekili; Kurum işleminin yerinde olduğu ve re’ sen dikkate alınacak nedenlerle yerel mahkeme kararının iptali ve bozulmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
D) Bölge Adliye Mahkemesi Gerekçesi ve Kararı :
Bölge Adliye Mahkemesince; ” davacının tarımsal faaliyet nedeniyle yıllık ve aylık gelirinin muafiyet kapsamında olması nedeniyle ilk derece mahkemesi kararında herhangi bir isabetsizlik söz konusu değildir. Ayrıca bu kabul edilmese bile tahsis talep tarihi itibariyle 12 aydan fazla 2926 sayılı yasa kapsamında sigortalılığı nedeniyle prim borcunun bulunduğu görülmekle son prim ödemesi tarihi itibariyle söz konusu sigortalılığın durdurulması gerektiği ve dolayısıyla çakışan sigortalılığın bulunmadığı ortadadır. ” gerekçesiyle ” Davalı tarafın istinaf başvurusunun 6100 sayılı yasanın 353/1-b.1 hükmü gereğince ESASTAN REDDİNE,” karar verilmiştir.
E) Temyiz:
Davalı Kurum vekili özetle; Cevap dilikçesindeki gerekçelerle ve yaşlılık aylığı için hizmet günü, yaş şartları araştırılması gerektiği ve re’ sen dikkate alınacak nedenlerle kararın bozulmasını talep etmiştir.
F) Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe:
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; Davacının 2926 sayılı Kanun sigortalılığının 01/09/1993 tarihinden başladığı, arada kısa süreli SSK’lı süreleri hariç sigortalılığının kesintisiz devam ettiği, 21/09/2011 tarihli Ek-5 sigortalılık bildirgesini davalı kuruma verdiği, ekinde 2011 yılına ait üretim miktarını gösterir ÇKS belgesinin bulunduğu, kurumun 19/01/2012 tarihli yazısı ile davacının Ek-5 tescilinin yapılabilmesi için ziraat oda başkanlığından adına düzenlenen sigortalılık muafiyet belgesini müdürlüğü vermesi ve giriş bildirgesini imzalamasının istendiği, üstünde kurum kaşesi olmayan 28/02/2012 tarihli Çarşamba Ziraat Odası muafiyet belgesinde “davacının aylık ortalama gelirinin 5510 sk 82. maddesine göre prime esas günlük kazanç alt sınırının 30 katından az olduğu, başvuru sahibinin beyanı da dikkate alınarak tespit edilmiştir” yazılı olduğu, kurumun 12/03/2012 tarihli davacıya hitaben düzenlenen yazısı ile davacının 5510 sk Ek-5 sigortalılığının 21/09/2011 tarihinden itibaren başlatıldığı, 21/09/2011- 26/01/2015 arası 1206 gün sigortalılığının bulunduğu , 27/01/2015 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu, tahsis talebi sonrası davacının kuruma ibraz ettiği belgelerde tereddüte düşüldüğü gerekçesiyle muafiyet belgesi ile giriş çıkış kayıtlarının Çarşamba Ziraat Odasından istendiği, akabinde davacının Ek-5 madde kapsamında sigortalı olduğu süreleri iptal ederek Tarım Bağ-kur sigortalılığının devam ettirildiği, davacının 16/01/2015 tarihinde 2926 s.k. sigortalılığı yönünden geçici 60. madde gereği ihya talebinde bulunduğu, 31/08/1999- 01/05/2008 arası 3119 gün karşılığı 13.444,27 TL borç çıkartıldığı, davacı bu borcu tahsis talebi sonrası 24/02/2015 tarihinde tek ödeme ile ödediği, bilirkişi Ziraat Mühendisi Ercan Yanoğlu’ nun raporu ile davacının ÇKS kayıtları ile ziraat odası kayıtlarına göre 2011-2012-2013-2014 ve 2015 yıllarında aylık ortalama gelirinin muafiyet sınırında kaldığının belirtildiği, jandarma araştırmasına göre davacının doğduğundan beri Epçeli mahallesinde oturduğu, kendisine ait ve annesinin olan toplam 17 dönemde mısır ürettiği, 1000-1500 kg arası ürettiği, 2 büyükbaşı olduğu, zaman zaman İstanbul iline gittiği ancak ikametini değiştirmediği, arazisini 3-4 yıldır ( 2016 öncesi) işletmediğinin belirtildiği, davacı tanıklarının davacının davacının köylüsü olduklarını belirtip davacının kendisine ait 9-10 dönümlük arazisini ekip biçtiğini, başkaca geliri olmadığını beyan ettikleri anlaşılmaktadır.
Tarım veya orman işlerinde hizmet akdiyle süreksiz olarak çalışanların sigortalılığını düzenleyen 13.02.2011 gün ve 6111 sayılı Kanunun 51. maddesi ile eklenen 5510 sayılı Kanunun Ek 5. maddesinin dördüncü fıkrasında; “ Tarım veya orman işlerinde hizmet akdiyle süreksiz olarak çalışanlar, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılırlar. Bunlar hakkında bu Kanunun kısa vadeli sigorta kolları bakımından yalnızca iş kazası ve meslek hastalığı sigortası, uzun vadeli sigorta kolları yönünden malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası ile genel sağlık sigortası hükümleri uygulanır. ” düzenlemesi yer almaktadır. 6111 sayılı Kanunun 51. maddesi ile eklenen 5510 sayılı Kanuna Ek 5. madde, 6111 sayılı Kanunun 51. maddesi uyarınca 01.03.2011 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Somut olayda; jandarma araştırmasına göre davacının kendisi ve annesine ait arazilerde tarımla uğraştığı, 2 adet büyükbaş hayvanı olduğu belirtildiği halde davacının tüm tarımsal geliri araştırılarak ortaya konulup sonucuna göre muafiyet kapsamında olup olmadığı tespit edilmeden, yine davacının başkası yannıda süreksiz tarım işinde çalıştığına ilişkin bir iddiası olmadığı gibi davacı tanık beyanlarında da davacının kendi arazilerinden elde ettiği tarımsal gelirle geçindiği beyan edildiği halde davacının tarım işlerinde süreksiz olarak hizmet akdiyle çalışıp çalışmadığı yönünde araştırma yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olmuştur.
Yapılacak iş, uyuşmazlık konusu olan dönem yönünden davacının tapulu veya tapusuz arazilerini, kiraladığı arazi bulunup bulunmadığını, hayvan varlığını, tarımsal alet ve edevatını belirleyerek ziraat mühendisi bilirkişi raporu ile yıllık net gelirlerini saptayarak, 5510 sayılı Yasa’nın 6/ı ve geçici 16. maddesini dikkate almak; öte yandan, davacının muafiyet kapsamında olması halinde dahi Ek-5 sigortalılığının geçerli sayılabilmesi için süreksiz tarım işinde hizmet akdiyle çalışması gerektiğinden öncelikle davacının ikamet adresini tespit etmek, başkasının yanında hizmet aktiyle tarım işlerinde çalışıp çalışmayacağını değerlendirmek, muhtar ve azaların beyanlarına başvurarak davacının tarım işlerinde süreksiz olarak hizmet aktiyle çalışmasının olup olmadığını varsa nerede ve kimin yanında çalıştığını yoksa Kurum değiştirmek amacıyla mı 5510 sayılı Yasanın Ek 5. maddesi kapsamında sigortalılık müraccatında bulunduğu hususlarını açıklığa kavuşturmak böylelikle Ek- 5 sigortalılık koşulları oluşup oluşmadığını değerlendirmek ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
O halde davalı Kurum bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden hüküm kurulması gerekirken, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebepten dolayı ORTADAN KALDIRILMASI, ilk derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK’nun 373/1. maddeleri uyarınca (KALDIRILMASINA), ilk derece mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenle (BOZULMASINA), dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19/11/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.