Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2011/10271 E. 2012/4039 K. 12.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10271
KARAR NO : 2012/4039
KARAR TARİHİ : 12.03.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, davacının 01.10.2007 tarihinden beri davalı şirkete ait hastanede Hemodiyaliz hemşiresi olarak çalıştığını, davacının 08/10/2009 günü muhasebe bölümüne çağrıldığında iş sözleşmesinin feshedildiğini ve çıkışının verildiğini öğrendiğini, iş sözleşmesinin feshedilmesinin gerekçesine dair işveren tarafından hiç bir belge verilmediğini, işveren tarafından davacıya uygulanan feshin kanunun aradığı geçerlilik şartına haiz olmadığını, davacının iş sözleşmesinin geçerli bir neden olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, boşta geçen süre ücret ve diğer haklar ile işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminatın belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının iş akdinin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II maddesi gereğince feshedildiğini, bu durumda davacının savunmasının alınmasının, feshin yazılı yapılmasının ve fesih nedeninin açık ve kesin olarak belirlenmesi şartının bulunmadığını, davacının hastanede yatan hastalara karşı iyi davranmadığını, yatan hastalardan ağır durumda olan yemek yiyemeyecek durumda bulunan hastalara yemek yemesi ve yedirmesi gerekirken kendi yedirmediği gibi başka bir hemşire görevlendirmesi gerekirken sorumsuz ve yetkisi olmayan hastanede temizlik işçisi olarak çalışan kişilere hastaya yemek yedirmesi hususunda görev ve talimatlar verdiğini, servis doktoru ile anlaşamadığını, hastalardan da gelen şikayetler üzerine zorunlu olarak iş sözleşmesine yazılı bildirim yapılmaksızın 4857 sayılı Kanun’un 25/II. maddesi gereğince son verildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, feshe dayanak tutanakların ikisinde hasta imzası bulunmadığı, diğerinde ise servis doktorunun görüşlerini içerdiği, tutanak içeriğinde yer alan ve şikayet konusu olan hususlar tek bir kişiye değil tüm servise yönelik olmasına rağmen davacı dışında iş akdi feshedilen kimsenin bulunmadığı, fesih için haklı bir nedenin olmadığı gibi geçerli bir neden bulunup bulunmadığı yönünde ise davacıya savunma hakkı verilmediği, bu yönüyle feshin geçersiz olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
4857 sayılı Kanun’un 18.maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanunun 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli nedene dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
4857 sayılı Kanun’un 19. maddesine göre: “Hakkındaki iddialara karşı savunmasını almadan bir işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesi, o işçinin davranışına veya verimi ile ilgili nedenlerle feshedilemez. Ancak, işverenin 25. maddenin (II) numaralı bendi şartlarına uygun fesih hakkı saklıdır”. Paralel düzenleme aynı Kanunun 25/son maddesinde düzenlenmiş ve haklı nedenlerle işverenin feshi hallerinde, işçinin 18, 20 ve 21. madde hükümleri uyarınca yargı yoluna başvurabileceği belirtilmiştir. Haklı nedenle fesihte, bu düzenlemeler karşısında, 19. maddedeki yazılı bildirim, fesih sebebinin açık ve kesin olarak belirtilmesi ile savunma alınması koşulu aranmamalıdır.
İşçinin davranışlarına dayanan fesih, herşeyden önce, iş sözleşmesinin işçi tarafından ihlal edilmesini şart koşmaktadır. Bu itibarla, önce işçiye somut olarak hangi sözleşmesel yükümlülüğün yüklendiği belirlendiği, daha sonra işçinin, hangi davranışı ile somut sözleşme yükümlülüğünü ihlal ettiğinin eksiksiz olarak tespit edilmesi gerekir. İşçinin yükümlülüklerinin kapsamı bireysel ve toplu iş sözleşmesi ile kanuni düzenlemelerde belirlenmiştir. İşçinin kusurlu olarak (kasden veya ihmalle) sebebiyet verdiği sözleşme ihlalleri, sözleşmenin feshi açısından önem kazanır. Geçerli fesih sebebinden bahsedilebilmesi için, işçinin sözleşmesel yükümlülüklerini mutlaka kasıtlı ihlal etmesi şart değildir. Göstermesi gereken özen yükümlülüğünün ihlal edilerek ihmali davranış ile ihlali yeterlidir. İşçinin iş sözleşmesini ihlal edip etmediğinin tespitinde, sadece asli edim yükümlülükleri değil; kanundan veya dürüstlük kuralından doğan yan edim yükümlülükleri ile yan yükümlerin de dikkate alınması gerekir. Sadakat yükümü, sözleşmenin taraflarına sözleşme ilişkisinden doğan borçların ifasında, karşı tarafın şahsına, mülkiyetine ve hukuken korunan diğer varlıklarına zarar vermeme, keza sözleşme ilişkisinin kapsamı dışında sözleşme ile güdülen amacı tehlikeye sokacak özellikle karşılıklı duyulan güveni sarsacak her türlü davranıştan kaçınma yükümlülüğünü yüklemektedir.
Dosya içeriğine göre, davacının davalı şirkette 01.10.2007 tarihinden itibaren sırası ile diyaliz hemşiresi ve hemodiyaliz hemşiresi unvanlarını taşıdığı ve fesih tarihi öncesinde hemodiyaliz servisinde çalıştığı tartışmasızdır. Sigortalı işten ayrılış bildirgesinde, işten ayrılış kodu 29 olarak 4857 sayılı Kanun’un 25/II maddesi uyarınca (işçinin ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırı davranışı nedeni ile) feshedildiği gösterilmiştir. Fesih haklı neden savunmasına dayandırılmıştır. Bu nedene göre yazılı fesih bildirim koşulunun 4857 sayılı Kanun’un 25/son maddesi uyarınca aranmaması gerekir. Mahkemenin aksi yöndeki gerekçesi yerinde değildir.
Davacının çalışmış olduğu hemodiyaliz servisinde 11.07.2009 tarihinden itibaren çalışan ve mahkemede de tanık olarak anlatımı saptanan amiri konumundaki hekimin davalı şirket Yönetim Kurulu Başkanlığı’na verdiği dilekçede davacının verilen talimatları yerine getirmediğini ve işini ihmal ettiğini belirttiği, bir kısım hastaların da şikayetlerini içerir imzalı dilekçelerine göre, davacının davranışlarının haklı neden ağırlığında olmasa da işyerinde olumsuzluklara yol açtığı ve yönetimle olan güven ilişkisini sarstığı anlaşılmaktadır. Bu davranışları sonucunda iş ilişkisinin işveren açısından devamının beklenmez bir hal aldığı sabittir. İş sözleşmesinin feshi davacının davranışlarından kaynaklanan geçerli nedene dayandığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü yönünde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-Mahkeme kararının bozularak ortadan kaldırılmasına,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 90,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1200,00 TL ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 12.03.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.