Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2011/10389 E. 2012/4274 K. 15.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10389
KARAR NO : 2012/4274
KARAR TARİHİ : 15.03.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalılar avukatları tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı işçi, iş sözleşmesinin davalı işverence geçerli bir sebep olmadan feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliği ile işe iadesine karar verilmesini, buna bağlı işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen dört aylık ücret ve diğer haklarının belirlenmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı işveren, davacı ile belirli süreli iş sözleşmesi imzaladığını ve süresi dolunca sözleşmenin kendiliğinden sona erdiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davacının uzun süreden beri işyerinde çalışması devam ettiğinden sözleşmenin belirli süreli kabul edilemeyeceğini ve davacının istifa etmesini gerektiren bir nedende bulunmadığından davanın kabulü ile davacının işe iadesine karar verilmiştir.
Karar davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 20. maddesinin birinci fıkrasına göre iş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde iş mahkemesinde dava açabilir. Taraflar anlaşırlarsa işçi aynı sürede uyuşmazlığı özel hakeme götürebilir.
Bir aylık dava açma süresi hak düşürücü nitelikte olup, yargılamanın her aşamasında re’sen dikkate alınır. Dairemizce bir aylık dava açma süresinin başlangıcı fesih iradesinin işçiye ulaştığı tarih olarak kabul edilmektedir.
Somut olayda davacının asıl işveren davalı …Ş.den ihale ile iş alan diğer davalı … Mühendislik ve İnşaat San. Ve Tic. Ltd. Şirketi’nde 13/08/2003 tarihinden itibaren çalıştığı, olayda yazılı fesih bildiriminin bulunmadığı ,davacının 23/11/2010 tarihli işyerinden ayrılmasına dair yazıda “…işin 22/11/2010 tarihinde sona ermesi nedeniyle..” ayrıldığını bildirdiği , 23/11/2010 tarihli ibraname ile işvereni ibra ettiği halde mahkemece kayıtlarda çıkış tarihinin 01/12/2010 olarak yazıldığı dikkate alınarak davanın sürede kabul edilmesi isabetsiz olmuştur. Davacı iş sözleşmesinin 23/11/2010 tarihinde sona erdiğinden haberdar olduğuna göre bu tarihten itibaren bir ay içerisinde dava açması gerekirken süreyi geçirerek 28/12/2010 tarihinde açtığı davanın süre yönünden reddine karar verilmesi gerekir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir
SONUÇ: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 60,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine kesin olarak oybirliğiyle 15/03/2012 tarihinde karar verildi