YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13113
KARAR NO : 2012/6157
KARAR TARİHİ : 02.04.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin işverence haklı ve geçerli sebep olmadan feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine, davacının işe iadesine ve kanuni sonuçlarına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının görevi başında uyuması sebebiyle iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II-e,h,ı maddesine göre haklı sebeple feshedildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece fesih hakkının altı günlük hak düşürücü süre içinde kullanılmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18 ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanun’un 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz.4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Somut olayda; davacının 20.11.2009 tarihinde görevli olduğu gece vardiyasında revirdeki ranzada uyuduğu tutanakla tespit edilmiş, 23.11.2009 tarihinde disiplin kuruluna sevkedilmiş, 07.12.2009 tarihinde toplanacak disiplin kurulunda ifadeye çağırılmış ve ifade vermiş, aynı gün davalı işverence iş sözleşmesi 4857 sayılı Kanun’un 25/II-e,h,ı maddesi uyarınca feshedilmiştir. Davalı tanıkları davacının daha önce de bu şekilde uyuduğunun tespit edildiğini, uyardıklarını ama vazgeçmediğini, olayın insan yaşamını tehlikeye attığını bildirmişlerdir. İşyeri hekimi davacıyı bu konuda daha önce birden fazla uyardığını bildirmiş, davacı da tevil yollu savunmasında aldığı antidepresan ilaçların etkisiyle uyuduğunu kabul etmiş, feshe konu eylemler bu şekilde sübut bulmuştur.
Her ne kadar mahkemece iş sözleşmesinin altı günlük hak düşürücü süre içerisinde kullanılmadığı belirtilmişse de; işyerinde iş sözleşmesini feshe yetkili organın disiplin kurulu olduğu ve disiplin kurulunca feshin kanuni süresinde yapıldığı anlaşıldığından bu yöndeki gerekçede isabet bulunmamıştır.
Ancak işverence iş sözleşmesi haklı nedenle feshedilmişse de, davacının işyerinde görev esnasında uyuduğu ve daha önce uyarılmasına rağmen aynı hareketi tekrar ettiği anlaşılmakta olup davacının söz konusu davranışları haklı fesih sebebi oluşturacak ağırlıkta değilse de, işyerinde olumsuzluklara yol açan geçerli sebep niteliğindedir.
Bu nedenle iş sözleşmesinin feshi geçerli sebebe dayandığından davanın reddi yerine yazılı gerekçeyle kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 80,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 02.04.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.