Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2011/13314 E. 2012/6411 K. 05.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13314
KARAR NO : 2012/6411
KARAR TARİHİ : 05.04.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı işçi, iş sözleşmesinin davalı işverence geçerli bir sebep olmadan feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliği ile işe iadesine karar verilmesini, buna bağlı işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen dört aylık ücret ve diğer haklarının belirlenmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı işveren, davacının hastane işyerinde görev yaptığı servisteki amirinin talimatlarına uymadığı, görevini gereği gibi yapmadığından iş sözleşmesinin feshedildiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece fesih bildiriminde fesih sebebinin açık ve kesin bildirilmesi işçinin savunmasının alınmasının gerektiği belirtielrek bu hususlara uygun yapılmayan feshin geçersizliğine davacının işe iadesine karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanun’un 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Dosya içeriğinden davacının 10.06.2009 tarihinde hastane işyerinde anestezi uzmanı olarak görev yaptığı 13.03.2010 tarihli fesih bildiriminde Anestezi Bölümündeki görevinde defalarca uyarılmasına rağmen birçok sorun yaşandığı, bölüm sorumlusu Prof Dr. …’nin 12.03.2010 tarihli yasızında bildirmiş olduğu konularda savunması istendiği halde vermediği, bölüm sorumlusunun yazısında belirttiği gibi, görevini gereği gibi yerine getirmediğinden iş sözleşmesinin ihbar tazminatı ödenerek feshedildiği anlaşılmaktadır. Feshe dayanak olan bölüm sorumlusunun yazı içeriğinde; davacının amaliyathane elbiseleri ile cep telefonu işe konuşmak için dışarı çıktığı oysa amaliyathanede santral üzerinden görüşülen telefon olduğu, nöbet listelerine sürekli itiraz ettiği, bu konudaki uyarılara karşı kapalı davrandığı ve ameliyathane düzenini ciddi şekilde tehdit etmeye başladığı, defalarca konuşulmasına rağmen kalp cerrahisi dışındaki verilen hiçbir görevi kabul etmediği, yoğun bakımda sadece acil hastalara baktığı diğer hastaların sorumlusu değilmiş gibi davrandığı, odasını arkadaşına bırakarak işe gelmediği günlerin olduğu, 18-19-20.02.2010 günlerinde izinsiz gelmediği, davacı ile ciddi güven sorunu yaşadıklarını belirttiği görülmektedir. Yazı içeriği konusunda tanık olarak dinlenen bölüm sorumlusu ile aynı bölümde anestezi uzmanı olan diğer davalı tanığının iddia edilen olayları doğrulamaları karşısında görevi gereği hastaların ameliyat edilmeleri gibi riskli bir işi olan davacının işinin gerektirdiği sorumluluğu göstermediği davranışlarından anlaşmasına göre davacının iş sözleşmesinin geçerli sebebe dayandığı açıktır. Fesih bildiriminde gerekçenin yazılı olmasına ve savunma istem yazını almaktan imtina ettiği tutanakla belirlendiğine ve davacının da bunun aksine bir delil getirmemesine göre davanın reddi yerine yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olmuştur.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 50,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, kesin olarak 05.04.2012 tarihnde oybirliği ile karar verildi