Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2011/13694 E. 2012/6445 K. 05.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13694
KARAR NO : 2012/6445
KARAR TARİHİ : 05.04.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin kendisi ile aynı görevi yapmak üzere bir başka işçi şirkete alındıktan bir ay sonra hiç bir ihtar yapılmadan feshedildiğini beyanla davalarının kabulü ile feshin geçersizliğinin tespitine, müvekkilinin işe iadesine ve yasal haklarına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin çalışan sayısının otuz kişiden az olduğunu, bu nedenle davacının iş güvencesi hükümlerinden yararlanmasının mümkün olmadığını, müvekkili şirketin bağımsız bir anonim şirket olduğunu ve hiç bir surette irtibat ofisi durumunda olmadığını, müvekkili şirket ile yurtdışındaki şirketlerin aynı işyeri kolunda faaliyet gösterdiği iddiasının ispata muhtaç olduğunu, öyle olsa bile müvekkili şirketin tamamen bağımsız ve sınırlı bir bütçe ile hareket etmesinin küçük bir şirket niteliğinde olup olmadığının tesbiti bakımından önem arz ettiğini, ayrıca iş sözleşmesinin geçerli nedenle üç ay önceden bildirimde bulunarak ve tamamen müvekkili şirketin kendi kesin takdirinde olmak üzere şartlarını daha önceden muvafakatla belirledikleri sürece uygun olarak geçerli nedenle fesih edildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davalının “… Group” olarak bilenen gruba bağlı şirket olduğu, bu şirketlerin “… Group pic” ve “… İnvestmenst n.v.” ünvanlı şirketler olduğu, aynı zamanda bunlardan … İnvestmnst N.V ‘nin davalı şirketin de ortağı olduğu ve aynı alanda faaliyet gösterdikleri ve çalışan sayısının tesbiti bakımından hesaba dahil edilmesi gerektiği, ayrıca sözleşmenin geçerli nedenle fesih edildiği savunmasının ispatlanamadığı ve fesih bildiriminde her hangi bir sebep gösterilmemiş olması nedeniyle, usulüne uygun fesih bulunmadığı gerekçesiyle işe iadeye karar verilmiştir.
Hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesinin birinci fıkrasına göre iş güvencesi hükümlerinden yararlanmak için otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerinde çalışmak gerekir. Aynı maddenin dördüncü fıkrasına göre işverenin aynı işkolunda birden fazla işyerinin bulunması halinde, işyerinde çalışan sayısı bu işyerlerinde çalışan toplam işçi sayısına göre belirlenir. İşçi sayısına ilişkin bu hüküm nispi emredici hüküm olduğundan, daha az işçi sayısını öngören sözleşme hükümleri geçerli kabul edilmektedir.
Otuz işçi sayısının belirlenmesinde fesih bildiriminin işçiye ulaştığı tarih itibariyle belirli-belirsiz süreli, tam-kısmi süreli, daimi-mevsimlik sözleşmelerle çalışan tüm işçiler dikkate alınır.
Mahkemece yapılan yargılamada herhangi bir araştırma yapılmaksızın davalı şirketin “… Group” olarak bilenen gruba bağlı şirket olduğu, bu şirketlerin “… Group pic” ve “… İnvestmenst N.V.” ünvanlı şirketler olduğu, aynı zamanda bunlardan … İnvestmnst N.V.’nin davalı şirketin de ortağı olduğu ve aynı konuda faaliyet gösterdikleri ve çalışan sayısının tesbiti bakımından hesaba dahil edilmesi gerektiği” gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içerisinde mevcut belgelerden davalı şirketin ayrı bir tüzel kişilik olduğu, yurtdışında faaliyet gösterdiği belirtilen şirketle arasında birlikte istihdam olgusunun varlığının iddia ve ispat edilmediği, bu suretle yurtdışında bulunan başka bir şirkete ait işçi sayısının dikkate alınamayacağı anlaşılmaktadır. Fesih tarihinde işyerinde çalışan işçi sayısının otuzdan az olduğu anlaşıldığından, davacının iş güvencesi kapsamında olmadığı gözetilmelidir.
Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin, davanın reddine karar vermek gerekirken, olaya uygun düşmeyen gerekçeyle kabulüne karar verilmesi hatalı bulunmuştur.
4857 sayılı Kanun’un 20/3. maddesi gereğince Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkeme yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 60,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, kesin olarak 05/04/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.