Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2011/13887 E. 2012/7063 K. 12.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13887
KARAR NO : 2012/7063
KARAR TARİHİ : 12.04.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait işyerinde çalışmakta iken müvekkilinin oluru ile 19/01/2010 tarihinde ücretsiz izne çıkartıldığını ve bu uygulamanın işverenin 01/05/2010 günlü kararı gereğince 19/09/2010 tarihine kadar uzatıldığını, müvekkilinin 20/09/2010 tarihinde bir kısım işçilerin işe başladıklarını yönünde duyum alması üzerine ücretsiz izinin bittiği inancı ile işyerine gittiğini burada daha önce kendi alt kadrosunda yer alan Genel Müdür, Yönetim Kurulu üyesi gibi işveren yetkililerinin yakınlarının, bir takım işçilerin işe başladıklarını gördüğünü, işveren yetkililerince işyerinin üretime geçmesinin pek mümkün olmadığını, isterse Ocak 2010 ayından Ağustos ayına kadar işten ayrılan 468 içinde olduğu gibi Noterden iş sözleşmesini feshine ilişkin fesih bildirimi getirmesi halinde ihbar ve kıdem tazminatlarının ödeneceğinin kendisine bildirildiğini, kendisi ve ailesinin geçimini emeği karşılığı aldığı ücretle sürdürmek durumunda olan müvekkilinin ne olacağı belirsiz bir zaman süreceği içerisinde beklemek yerine davalının istek ve talebi doğrultusunda diğer 468 işçide olduğu gibi fesih bildiriminde bulunduğunu ve bu bildirimi götürdüğü 21/09/2010 tarihinde kendisinden el yazılı ibranamenin alındığını ve yasal haklarının ise eksik biçimde banka hesabına yatırıldığını, işverenin yasa hükümlerinin getirdiği zorunluluklardan kurtulmayı amaçlayarak ikale sözleşmesi yapıldığı imajı oluşturulmaya çalışıldığını belirterek müvekkilinin işe iadesine ve yasal haklarına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkili birliğe noter aracılığıyla gönderdiği ihtarname ile müvekkili birlikten iş sözleşmesini feshedilerek yasal tazminatlarının ödenmesini kendisinin talep ettiğini, bunun üzerine müvekkili Birlik tarafından davacının hak kazandığı tüm tazminatlarının ödendiğini ve davacı tarafından müvekkili birliği ibraname imzalayarak müvekkili birliği ibra ettiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davalı işverenin yağ fabrikasını kiraya vererek ve ayrıca diğer bölümlerde işçi sayısını azaltarak çok sayıda işçinin işine son verdiği, ekonomik sıkıntı sebebiyle iş sözleşmelerinin sona erdirildiği, iş sözleşmeleri davalı tarafından feshedilen işçilerin bir an önce ekonomik sıkıntı sebebiyle kıdem ve ihbar tazminatlarına kavuşmak için işverenin isteği doğrultusunda noterden istifa yazılarını gönderdiği, iş sözleşmeleri feshedilen çok sayıda işçinin açtığı davalarda hep aynı istifa yazılarının bulunduğu, bu durumun işçilerin kıdem ve ihbar tazminatlarına kavuşmak amacıyla fesihten hemen sonra işverenin isteği doğrultusunda yazıyı gönderdiklerine kuvvetli bir delil teşkil ettiği, davacının noter kanalıyla gönderdiği ihtarnamedeki feshin şartlı fesih niteliğinde olduğu, bu nedenle geçersiz olduğu, ikale olarak da değerlendirilemeyeceği, işverenin yazılı bildirimde bulunmadığı, feshin geçerli sebebe dayanmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
İşçinin iş güvencesi olan feshin geçersizliği isteminde bulunabilmesinin ön koşullarından biri, iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedilmesidir. İş sözleşmesi işçi tarafından veya karşılıklı anlaşma ile sona erdirilmişse işçinin iş güvencesinden yararlanma olanağı bulunmamaktadır. İşçinin haklı bir sebebe dayanmadan ve bildirim öneli tanımaksızın iş sözleşmesini feshi, istifa olarak değerlendirilmelidir. İstifa iradesinin karşı tarafa ulaşmasıyla birlikte iş ilişkisi sona erer. Şarta bağlı istifa ise kural olarak geçerli değildir. Uygulamada en çok karşılaşılan şekli olan, işçinin ihbar ve kıdem tazminatı haklarının ödenmesi şartıyla ayrılma talebi istifa olarak değil, ikale (bozma sözleşmesi) yapma yönünde işçinin icabı biçiminde değerlendirilmelidir.
Dosya içeriğine göre davacının davalıya ait birlikte çalıştığı, davalı birliğe ait fabrikanın Fabrikada hammaddenin bitimi nedeni ile üretime ara verildiği ve Ocak 2009 ayından itibaren mevsimlik işçilerin iş sözleşmelerinin askıya alındığı, diğer işçilerin dört aylık ücretsiz izne gönderildiği, ücretsiz izin uygulamasının 2009’un Mayıs ayında da dört ay süre ile uzatıldığı, Yağ Fabrikasının tüm müştemilatı ile birlikte 02.07.2010 tarihinde kira sözleşmesi ile bir şirkete devredildiği, tüm işçilerin iş sözleşmelerinin toplu işçi çıkarma kapsamında 16.07.2009 tarihli bildirimle önel verilerek feshedildiği anlaşılmaktadır. Somut uyuşmazlıkta ise davacı işçinin iş sözleşmesini noterden gönderdiği “gördüğüm lüzum üzerine tüm yasal haklarımın ödenmesi şartı ile iş sözleşmesinin feshini talep ediyorum” ihtarı üzerine sonlandırdığı, iş sözleşmesinin feshedilmesi icabının davacı işçiden geldiği, bu şekilde iş sözleşmesinin sona erdiği sabittir. İş sözleşmesi taraflar arasında karşılıklı anlaşma ile sona erdiğinden ve davacı noterden gönderdiği ihtarın iradesi fesada uğratılarak gönderildiğini kanıtlayamadığından istemin reddi gerekir. Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi hatalı bulunmuştur.
4857 sayılı Kanun’un 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkeme kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 30,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 12.04.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.