Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2011/14028 E. 2012/7418 K. 16.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/14028
KARAR NO : 2012/7418
KARAR TARİHİ : 16.04.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin haklı ve geçerli sebep olmadan feshedildiğini ileri sürerek fesih işleminin iptali ile müvekkilinin işe iade edilmesine, işe başlatılmaması halinde ödenecek tazminat miktarının ve çalıştırılmaması halinde bu süre içinde doğacak ücret ve diğer haklarının belirlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II-e maddesi gereğince doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışları sebebiyle haklı sebeple feshedildiğini, davacının savunmasında da davranışlarını ikrar ettiğini savunarak haksız ve yersiz açılmış davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece davacının iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayanmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İş sözleşmesinin, davacının ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırı davranışları sebebiyle işverence haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
4857 sayılı Kanun’un 25. Maddesinin (II) numaralı bendinde, ahlâk ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlarla benzerlerinin varlığı halinde, işverenin iş sözleşmesini haklı fesih imkânının olduğu açıklanmıştır. Yine değinilen bendin (e) alt bendinde, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan işçi davranışlarının da işverene haklı fesih imkânı verdiği ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere kanundaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene fesih imkânı tanımaktadır.
İşçinin eleştiri sınırları içinde kalan söz ve davranışları ise, işverene haklı fesih imkânı vermez.
Somut olayda; davacının iş sözleşmesi gerçek dışı gider pusulası (masraf listesi) düzenlediği, görev ve sorumluluklarına aykırı hareket ettiği, hakkı olmadığı halde fazla envanter primi aldığı, bu suretle işverenin güvenini sarstığı gerekçesiyle 4857 sayılı Kanun’un 25/II-e maddesi gereğince feshedilmiştir.
Davacının savunmasında işverenin savunma isteminde belirttiği usulsüz işlemleri “envanterin iyi çıkması“ için yaptığını beyan ettiği, davalı tanıklarının envanterin iyi çıkması ve prim almak için davacının talimatıyla anılan işlemlerin yapıldığını beyan ettikleri, davacı tanıklarının da uygulamaları doğrulamakla birlikte durumu bölge sorumlularının da bildiğini ileri sürdükleri görülmektedir. Karara dayanak yapılan bilirkişi raporunda; dosya arasında bulunan envanter detay raporunda belirtilen rakamların davacının önemli sayılabilecek miktarda prim almasını gerektirecek meblağlar olmadığı, güncel envanterde 175,57 TL’lik (tanık beyanına göre 135,00 ) bir stok fazlası olduğu kabul edilse dahi bunun ne miktarının işçiye prim olarak yansıyabileceğinin dosya kapsamından anlaşılamadığı belirtilmiştir. Esasen mahkemenin de davacının feshe konu eylemleri yaptığını kabul ettiği halde, bilirkişi raporuna itibar edildiği belirtilerek feshin geçerli sebebe dayanmadığı sonucuna varıldığı görülmektedir.
İşverenin güveninin kötüye kullanıldığı bu gibi durumlarda işçinin sağladığı ekonomik yararın azlığı veya çokluğu fesih nedeninin oluşmasında etkili değildir. Önemli olan husus, işverenin çalışanına karşı olan güvenini yitirmesi olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediğidir.
Somut olayda davacının fesih sebebi yapılan davranışı 4857 sayılı Kanun’un 25/II maddesi kapsamında kalmakta olup işverenin güveninin kötüye kullanılması niteliğindedir. Bu durumda iş sözleşmesinin işveren tarafından derhal fesih hakkının doğduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken mahkemenin yerinde görülmeyen yazılı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen sebeplerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının Yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 460,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 16.04.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.