YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/14887
KARAR NO : 2012/12670
KARAR TARİHİ : 07.06.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı işçi, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı işveren iş sözleşmesinin haklı ve geçerli nedenle feshedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının iş akdinin davalı işveren tarafından 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. ve 18. maddesi kapsamında feshedildiği, feshe konu eylemin işçinin davranışlarından kaynaklandığı ve geçerli nedene dayanarak fesih yapıldığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin haklı veya geçerli nedene dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18 ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 25. maddesinin II. bendinde, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığında işverenin haklı fesih imkanının olduğu açıklanmıştır. Görüldüğü üzere yasadaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene fesih imkanı tanımaktadır.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
4857 saylı Kanun’un 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanun’un 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli nedene dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Somut uyuşmazlıkta; davalı firmada Adana Bölge Satış Şefi olarak çalışan davacının iş akdi, sorumlu olduğu distribütörlere karşı şirket imajına zarar verecek şekilde küfürleşmeye varan kaba davranışları, yetkisi olmayan konularda yöneticilerine bilgi vermeden karar verip uygulaması ve dürüstlükle bağdaşmayan tavırları sebebi ile defalarca uyarılmış olmasına rağmen bu davranışlarının devam etmesi nedeni ile 26/04/2011 tarihi itibarı ile 4857 sayılı Kanun’un 25. ve 18. maddesi kapsamında feshedilmiştir. Davacıya kıdem ve ihbar tazminatının ödenip ödenmediği dosya kapsamından anlaşılmakla birlikte; işten ayrılış bildirgesinde işten çıkış kodunun 29 olarak yani, İşveren tarafından işçinin ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırı davranışı nedeni ile fesih olarak bildirildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece davacı tanıkları dinlenmemiş, davalı tanık beyanları ile sonuca gidilmiştir. Davalı tanıkları da, somut, yeri ve zamanı belli olan olaylara ilişkin beyanda bulunamamışlar, genel ifadeler kullanmışlardır. Hatta beyanlarından bilgilerinin görgüye değil duyuma dayalı olduğu anlaşılmaktadır. Davacının distribütörlere yönelik iddia edilen davranışları nedeni ile tutulan bir tutanak yoktur. Yine davacının bir noktaya eksik ürün göndermesine ilişkin olarak da hakkında tutulan bir tutanak yoktur. Yanı sıra, davalı tanığı davacının doğrudan ürün satışı yapma görevi olmadığını ve satış temsilcisi ile ona destek olmak için bazen çıktıklarını belirtmiştir. İş akdinin feshinin haklı ya da geçerli bir nedene dayandığını işveren ispatlamalıdır. Dosyada feshin haklı ya da geçerli bir nedene dayandığı işveren tarafından ispatlanamamıştır. Bu sebeple davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkeme kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının İŞE İADESİNE,
3-Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak takdiren davacının dört aylık brüt ücreti tutarında BELİRLENMESİNE,
4-Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok dört aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsilinin GEREKTİĞİNE,
5-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
6-Davacının yapmış olduğu 69,70 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgilisine iadesine, kesin olarak 07.06.2012 gününde oyçokluğu ile ile karar verildi.
KARŞI OY
Davacının iş sözleşmesi işyerinde olumsuzluklara yol açan ve işin yürütümünü bozan davranışları sebebi ile feshedilmiş olup fesih sebebi yapılan davranışları davalı tanık anlatımlarıyla doğrulanmıştır. Takdiri delil olan tanık beyanının aksini gösterir delil bulunmadıkça başka bir anlatımla tanık beyanının aksi kanıtlanmadıkça aslolan tanığın doğru söylediğidir. Dosyada davalı tanık anlatımlarını geçersiz kılacak herhangi bir delil mevcut değildir. Davacının fesih sebebi yapılan davranışlarının her türlü delille ispatı mümkün olduğundan tutanak düzenlenmemesi tanık delilini geçersiz hale getirmez. Mahkemece delillerin değerlendirilmesi dosya içeriğine uygun olup varılan sonuçlar isabetsizlik bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle yerel mahkeme hükmünün onanması gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun aksi düşünce ile oluşturduğu bozma kararına katılamıyorum.