Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2011/14967 E. 2012/12507 K. 05.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/14967
KARAR NO : 2012/12507
KARAR TARİHİ : 05.06.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayanmadığını ileri sürerek feshin geçersizliğin tespiti ile işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, davacının iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebeple yapıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesin talep etmiştir.
Mahkemece, davacının iş sözleşmesinin feshine gerekçe olarak gösterilen zarar etme unsurunun gerçekleşmediği, davacının İş-Kur’a bağlı olarak çalıştığı, İş-Kur tarafından tüm giderlerinin karşılandığı, bu nedenle iş sözleşmesinin feshine gerekçe gösterilen sebebin geçerli neden olamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında, iş sözleşmesinin feshinin haklı veya geçerli nedene dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18 ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli nedene dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
4857 Kanun’un 19. maddesinin 1. fıkrasına göre işveren fesih bildirimini yazılı yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır. Fesih bildirimi yazılı yapılmamışsa veya fesih sebebi açık ve kesin bir şekilde belirtilmemişse aynı kanunun 21. maddesi gereğince geçerli sebep gösterilmediği kabul edilir.
Buna karşılık, aynı Kanun’un 25’inci maddesinde öngörülen, işverenin haklı nedenle derhal feshinde ise yazılı şekil şartı aranmamaktadır.
Davalı işyerinde, usta yönetici olarak çalışan davacının iş sözleşmesinin, davalı vakfın iştiraki olan özel öğretim kurumlarının bir çoğunun zarar etmesi nedeniyle Yönetim Kurulunun 15.06.2009 tarihli kararına istinaden geçerli nedenle feshedildiği dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Davalı işveren özel öğretim kurumu olup, 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nun 9. maddesine göre kurumlarda usta öğreticilerle yapılacak iş sözleşmesi en az bir takvim yılı süreli olarak yapılabilecektir. Sözleşmeler zincirleme olarak yapılsa dahi, sözleşmesel ilişkinin başından itibaren belirsiz süreli olduğunun kabulü mümkün değildir.
Somut olayda, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin belirli süreli olduğu anlaşıldığından, davacının iş güvencesinden yararlanması kanunen olanaklı değildir. Davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi hatalı olup, hüküm bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 509.90 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 05.06.2012 tarihinde oy birliği ile karar verildi.