YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/15087
KARAR NO : 2012/12181
KARAR TARİHİ : 04.06.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalılar avukatları tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayanmadığını ileri sürerek feshin geçersizliğin tespiti ile işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı kurum vekili, husumet yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili, davacının boy kilo kriterine uymadığı için iş sözleşmesinin feshedildiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının ve bahse konu diğer işçilerin güvenlik görevlisi olarak istihdam edilmelerinde sorun kabul edilse dahi işverenin davacı ve diğer arkadaşlarını başka bir alanda istihdam etme olasılığını kullanmadığı, davacı GAP özel güvenlik şirketinin elamanı olmakla birlikte diğer davalı DHMİ’nin ise üst işveren olduğu, davacı ve arkadaşlarının emir ve talimatları hem kendi şirket yetkililerinden hemde DHMİ’nin yetkililerinden alıyor oldukları dikkate alındığında her iki davalı şirketin birlikte sorumlu oldukları ve işten çıkarmanın haksız olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmiştir.
Karar, her iki davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında, iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18 ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
4857 sayılı Kanun’un 19. maddesinin 1. fıkrasına göre işveren fesih bildirimini yazılı yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır. Fesih bildirimi
yazılı yapılmamışsa veya fesih sebebi açık ve kesin bir şekilde belirtilmemişse aynı Kanun’un 21. maddesi gereğince geçerli sebep gösterilmediği kabul edilir. Buna karşılık, aynı Kanun’un 25. maddesinde öngörülen, işverenin haklı sebeple derhal feshinde ise yazılı şekil şartı aranmamaktadır.
Somut olayda;
Davacının iş sözleşmesinin feshinde 4857 sayılı Kanun’un 19. maddesinde öngörülen prosedüre, yani, fesih bildiriminin yazılı olarak yapılması ve fesih sebebinin açık ve kesin şekilde belirtilmesi kuralına uyulmadığı anlaşılmakla feshin geçersizliğine ilişkin olarak verilen karar bu gerekçeyle yerinde bulunmuştur.
Ancak, davalılar arasında geçerli bir asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunduğuna göre, davacının alt işverene ait işe iade edilmesi ve ayrıca işe başlatılmaması halinde asıl işverenin akçalı haklardan sorumlu tutulmasına karar verilmesi gerekirken, işe iadenin hangi işverene yapılacağı belirtilmeksizin infazı mümkün olmayacak şekilde hüküm kurulması hatalı olup, hüküm bozmayı gerektirmiştir.
4857 sayılı Kanun’un 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkeme kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davalı alt işveren tarafından gerçekleştirilen feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının … işyerine İŞE İADESİNE,
3-Davacının kanuni süre içinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde davalılar tarafından müştereken ve müteselsilen ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak takdiren davacının dört aylık brüt ücreti tutarında BELİRLENMESİNE,
4-Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok dört aya kadar ücret ve diğer haklarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilinin GEREKTİĞİNE,
5-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
6-Davacının yapmış olduğu 73,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL ücreti vekaletin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
8-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, kesin olarak 04.06.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.