Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2011/15505 E. 2012/8882 K. 07.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/15505
KARAR NO : 2012/8882
KARAR TARİHİ : 07.05.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin işverence haklı ve geçerli neden olmadan feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine,davacının işe iadesine ve yasal sonuçlarına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının uzun süredir devam eden ve işin akışını olumsuz yönde etkileyen tutum ve davranışlarının tüm uyarı ve ihtarlara rağmen değişmemesi üzerine iş sözleşmesinin geçerli nedenle feshedildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece davacıya işe geç kalmasından dolayı ihtar verilmeden iş sözleşmesinin feshedildiği, işverenin fesih nedeni olarak gösterdiği hususların geçerli fesih nedeni sayılamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18 ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanunun 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli nedene dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Somut olayda; davacı hakkında ilk olarak Ankara temsilcisi tarafından İnsan Kaynakları Müdürlüğü’ne yazılan 14.-15.09.2006 tarihli yazılarla disiplinsizliği, performansının yetersizliği, yaptığı işlerin istenen nitelikleri taşımaması, bir canlı yayında kamera başında alkol alması gibi çok sayıda olumsuzluktan bahsedilerek iş sözleşmesinin feshedilmesi istenmiş, İnsan Kaynakları bölümünün 20.09.2006 tarihli yazısıyla davacının bir kez de yazılı olarak uyarılması, kazanılmaya çalışılması istenmiş, bu eylemler nedeniyle 30.06.2006 tarihinde savunması istenerek uyrılmıştır. Daha sonra 27.05.2008 tarihli yazıyla başka çalışanların ücretlerini öğrenmek istediği, görevini yaparken yöneticilerine ve çalışma arkadaşlarına karşı takındığı olumsuz davranışları nedeniyle önceki yazılı ve sözlü uyarılar da hatırlatılarak uyarılmıştır. 28.01.2009 tarihinde Ankara Haber Editörü ve İdari Mali İşler sorumlusu davacının amirinin emirlerini tartışması, bağırarak kavgaya tahrik yönlü konuşmaları hakkında tutanak tutup İnsan Kaynakları bölümüne bildirmişler, İnsan Kaynakları bölümünün 29.01.2009 tarihli yazısıyla savunması istenmiş, 02.02.2009 tarihli yazıyla tüm eylemlerine atıf yapılarak ve önceki yazılı ve sözlü uyarılar da hatırlatılarak “Ağır Kınama Cezası “verildiği, olumsuz davranışları devam ederse iş sözleşmesinin feshedileceği bildirilmiştir. Son olarak 25.02.2009 tarihli iki tutanak düzenlenerek davacının 24.02.2009 tarihinde işyerine 10.35’de gelmesi nedeniyle 09.45’de Ankara C. Başsavcılığında Deniz Feneri dosyasıyla ilgili olarak yapılacak haber çekiminin gerçekleştirilemediği, görüntülerin diğer haber kanallarından temin edildiği, o gün dışarıda hiçbir göreve gitmediği, 25.02.2009 tarihinde de işyerine 11.18’de gelmesi nedeniyle 09.00’da … ‘ın ölümüyle ilgili hastane yetkililerince yapılan açıklamanın takip edilemediği, görüntülerin diğer haber kanallarından temin edildiği, o gün sonraki saatlerde aynı kişinin cenaze töreninde görevli olarak bulunduğu tutanak altına alınmış ve İnsan Kaynakları bölümüne bildirmiştir. İnsan Kaynakları bölümünün 25.02.2009 tarihli yazısıyladavacının bu iki olayla ilgili savunması istenmiş, davacı 26.02.2009 tarihli savunmasında işyerinde personel servisi olmadığından, servis paraları yatırılmadığından, maaşları geç ödendiğinden çok istemesine rağmen zamanında işe gelemediğini, yerli yersiz uyarılar verildiği için rahatsız olduğunu “bu sebepleri göz önünde bulundurarak hakkında bir karar verilmesini” istediğini bildirmiştir. Davalı işveren tüm tutanaklara, uyarılara ve olaylara atıf yaparak davacının iş sözleşmesine geçerli nedenle feshettiğini bildirmiştir.
Mahkemenin gerekçesinde devamlılık arzetmeyen geç kalmanın geçerli neden olamayacağı kabul edilmişse davacının olumsuz davranışlarının süreklilik arzettiği çok açıktır. Davacının işyerine geldiği saatlere ve savunmasındaki beyanlarına bakıldığında maaşlarının geç ödenmesini protesto ederek işini yapmadığı bellidir. Davalı, işyerinde yaşanan ekonomik kriz nedeniyle mali koşulların kısa sürede düzeltilmesi mümkün olamayacağından davacıya kendisinin haklı nedenle fesih hakkı bulunduğunun hatırlatıldığını, çalışmaya devam etmek isterse ücretsiz izne ayrılabileceği bildirildiğini, davacının bunları kabul etmediği gibi ekonomik koşullar devam ettiği sürece geç kalma davranışlarının devam edeceğini bildirdiğini savunmuştur. Davacının ücretinin zamanında ödenmemesi yasal şartların varlığı halinde davacıya iş sözleşmesini haklı nedenle feshetme hakkını verir ancak işyerine geç gelme, işi yavaşlatma ya da işverene zarar verme hakkını vermez. Bu nedenle dosya içeriğine göre geçerli nedenin varlığı sabit olup davanın reddine karar verilmelidir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. Fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 88,50 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 07.05.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.