YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/15513
KARAR NO : 2012/8542
KARAR TARİHİ : 03.05.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, iş sözleşmesinin geçerli sebep olmaksızın feshedildiğini, işverenin yurt dışı sermayeli gruba dahil bir şirket olduğunu, Türkiye’nin birçok ilinde şubesi bulunduğunu, 15-20 işçi çıkararak ekonomik kriz aşılıp zararın minimuma indirilmesinin düşünülemeyeceğini, Ankara şubesinin kapatılmadığını, halen çalışanlar bulunduğunu belirterek müvekkilinin işe iadesine ve kanuni haklarına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davalı şirketin son üç senede zarar etmesi sebebiyle bu zararın azaltılması ve kontrol altına alınarak şirketin faaliyetine devam etmesi için 2008 yılında alınan önlemlerin ekonomik kriz sebebiyle yetersiz kaldığını bu nedenle yönetim kurulunun bölge ofislerinin ve direk satış ekibinin tasfiyesine karar verdiği ve bu sebeple davacının iş sözleşmesinin 14.08.2009 tarihinde feshedildiğini, davacının iş sözleşmesinin ekonomik sebeplerle feshedildiği, anılan kararın işletmesel bir karar olduğu ve yerindelik denetimine tabi tutulamayacağı, Ankara şubesinin kapatılmasının davacı istihdamını engelleyici bir durum olduğunu bu sebeple feshin son çare olmasının kaçınılmaz hale geldiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, işletmesel karar alınarak ve tasarruf stratejisine bağlı olarak iş sözleşmesinin feshedildiği öne sürülmüş ise de, şirketin halen çalışmakta olduğu, işlerin devam ettiği, davalının sermayesinin ve cirosunun oldukça yüksek olduğu, ekonomik kriz açığının 15-20 işçi çıkartmak ve bir kaç şubenin kapatılması ile şirket zararının önleneceğinin düşünülemeyeceği, şirketin sermayesinin çok yüksek olduğu, çok fazla cirosu olan ve dünya çapında işler gören şirketin sadece Türkiye açısından böyle bir işletmesel karar almasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, feshin geçerli sebebe dayanmadığı gerekçesiyle işe iadeye karar verilmiştir.
Hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18 ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
İşletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan sebepler; sürüm ve satış imkanlarının azalması, talep ve sipariş azalması, enerji sıkıntısı, ülkede yaşanan ekonomik kriz, piyasada genel durgunluk, dış pazar kaybı, ham madde sıkıntısı gibi işin sürdürülmesini imkansız hale getiren işyeri dışından kaynaklanan sebeplerle yeni çalışma yöntemlerinin uygulanması, işyerinin daraltılması, yeni teknolojinin uygulanması, işyerinin bazı bölümlerinin kapatılması ve bazı iş türlerinin kaldırılması gibi işyeri içi sebeplerdir.
İşletmenin, işyerinin ve işin gereklerinden kaynaklanan sebeplerle sözleşmeyi feshetmek isteyen işverenin fesihten önce fazla çalışmaları kaldırmak, işçinin rızası ile çalışma süresini kısaltmak ve bunun için mümkün olduğu ölçüde esnek çalışma şekillerini geliştirmek, işi zamana yaymak, işçileri başka işlerde çalıştırmak, işçiyi yeniden eğiterek sorunu aşmak gibi varsa fesihten kaçınma imkanlarını kullanması, kısaca feshe son çare olarak bakması gerekir.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Dosya içeriğine göre, satış ve pazarlama grup lideri olarak çalışan davacının iş sözleşmesi, şirketin son üç yıllık bilançoları ve 2009 yılı ilk üç aylık bilançolarına göre, her yıl büyük zarar edildiği, 2009 yılı içinde bulunulan ekonomik kriz sebebiyle zararın giderek arttığı, bu durumun hissedarları son üç yıl içinde zararı kapatmak amacıyla şirkete ek para koymaya zorladığı, zararı minimuma indirmek, kontrol altına almak ve şirketin faaliyetini devam ettirmek için 2008 yılı sonunda belirli tedbirler öngörülerek tedbirler alındığı, tedbirlerin gelirin yükselmesi etkisini sağlayamadığı, gelir ve gider dengesizliğini düzeltemediği, bunun üzerine bölge ofislerinin de kapatılmasına ve direk satış ekibinin tasfiyesine karar verildiği, bu çerçevede işçinin görev yaptığı Ankara şubesinin de kapatılmasının kararlaştırıldığı belirtilerek feshedilmiştir. Yargılama sırasında sunulan delillere göre, işyerinde 44 çalışan, 02.01.2009 tarihinde maaşlarının 01.01.2009 tarihinden itibaren indirilmesine muvafakat verdiklerini işverene bildirmiştir. T.C. Başbakanlık Hazine Müsteşarlığının 10.07.2009 tarihli yazısında; yapılan incelemelere göre, şirketin giderlerini kısma yönünde tedbirler alması gerektiği, 1.1.2009-31.3.2009 arasındaki dönemde 1.789.298 TL zarar edildiğinin saptandığı belirtilmiştir. İşverence, şirket masraflarının azaltıldığını gösterir mali tablolar dosyaya ibraz edilmiştir. Yönetim kurulunun 13.8.2009 tarihli kararında, 2006-2007 ve 2008 bilançolarına göre şirketin zarar ettiği, 2009 ilk üç ayında da 1.789.298 TL zarar ettiğinin tespit edildiği, zararı azaltmak için tedbirler öngörüldüğü, bu çerçevede şirket çalışanlarının işten çıkarılmaması için masrafların azaltılması ve satışların artırılması için tedbirler alındığı, tüm personelin maaşlarının % 10 indirildiği, bu tedbirlerin satışların yükseltilmesini sağlayamadığı ve gelirler ile giderler arasındaki dengesizliğin düzelmediği, yeni bir stratejinin ve çalışma modelin kurulması gerektiğinin anlaşıldığı açıklanarak, şirketin küçülmesine, gelir-gider dengesi bakımından büyük açığa yol açan Ankara, İzmir, Adana, Bursa, İstanbul … ve Kadıköy şubelerinin kapatılmasına ve çalışanlarının iş sözleşmelerinin feshedilmesine karar verilmiştir. 13.08.2009 tarihli yönetim kurulu kararı ile Ankara, İzmir, Adana, Bursa, İstanbul … ve Kadıköy şubelerinin kapatılmasına karar verilmiş, Ticaret Sicilinde kapanışları ilan edilmiştir. Bu yönetim kurulu kararından sonra, 14.08.2009, 17 ve 24.08.2009 tarihli fesih işlemleri ile kapatılan şubelerden 69 kişinin iş sözleşmeleri feshedilmiştir.
İşyerinde gerçekleştirilen keşfin ardından, uzman bilirkişi kurulu, şirketin 2006-2007 ve 2008 yıllarında sürekli artan miktarlarda zarar ettiği, bu şekilde ödenmiş sermayesinin 2/3’ünün karşılıksız kaldığı, 2009 yılında da zarar ettiği, Kadıköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/677 sayılı davasında sunulan bilirkişi raporunda, bilanço zararının kapatılması için sermaye azaltımına gidilmesinin mümkün olduğunun belirtildiği ve 18.463.000 TL olan sermayenin 8.263.000 TL’sına azaltılması için Hazine Müsteşarlığından görüş talep edildiği, fesihten sonra yeni şubenin açılmadığı, yeni işçi alımı yapılmadığı, davacının istihdam edilebileceği başka bir işyerinin mevcut olmadığı ve bu bağlamda feshin son çare olması ilkesine de aykırı davranılmadığı izleniminin doğduğu, feshin geçerli sebebe dayandığı görüşü bildirilmiştir. Ankara şubesi personelinden olan davacının iş sözleşmesi bu çerçevede alınan kararla, şube kapatılması sebebiyle feshedilmiştir. İşçinin çalıştırılabileceği bir başka işin de mevcut olmaması sebebiyle fesih geçerli sebebe dayanmaktadır. Mahkemece, belirtilen sebeplerle, işe iade isteğinin reddi gerekirken, yazılı şekilde hatalı gerekçeyle kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 930,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine kesin olarak oybirliğiyle 03.05.2012 tarihinde karar verildi.