Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2011/15565 E. 2012/8677 K. 04.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/15565
KARAR NO : 2012/8677
KARAR TARİHİ : 04.05.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

İş sözleşmesinin geçerli sebep olmadan davalı işveren tarafından feshedildiğini belirten davacı işçi, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren vekili, davacı tarafın müvekkili şirkette çalıştığı sürece müvekkili şirket yetkilileri ve amirlerinin direktifleri doğrultusunda çalışmadığını ve işyerindeki ve dışarıdaki huzur ve ahengi bozduğunu, davacı tarafın müvekkili şirketin dağıtımını üstlendiği Ülker İçim marka ürünlerin bakkal ve marketlere dağıtım ve dağıtılan ürünlerin ürün bedellerinin tahsili işini üstlendiğini, davacı taraf hakkında işten çıkarılmadan önce müvekkili şirketin mal dağıtımını yaptığı bakkal ve marketlerden yazılı ve sözlü çok sayıda şikayet geldiğini belirterek, haksız ve kötü niyetli olarak açılan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davacıya yapılmış herhangi bir yazılı fesih bildirimi bulunmadığı gibi, yine davalı tarafça sunulan işyeri kayıtları içerisinde davacının 25.08.2010 tarihi itibari ile kendi isteği ile işyerinden ayrıldığına dair kaydın bulunduğu görülmüş olup, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 19. maddesi uyarınca fesih bildiriminin yazılı bir gerekçeye dayalı olarak yapılması şekil şartı olup, şart yerine gelmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı taraf temyiz etmiştir.
4857 sayılı Kanun’un 19. maddesinin birinci fıkrasına göre işveren fesih bildirimini yazılı yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır. Fesih bildirimi yazılı yapılmamışsa veya fesih sebebi açık ve kesin bir şekilde belirtilmemişse aynı Kanun’un 21.maddesi gereğince geçerli sebep gösterilmediği kabul edilir.
4857 sayılı Kanun’un “işverenin haklı nedenle derhal fesih hakkı” başlığını taşıyan 25. maddesinin son fıkrasına göre ise, işverenin haklı sebebe dayanarak iş sözleşmesini feshettiği durumda fesih bildiriminin yazılı yapılması koşulu aranmaz.
İş sözleşmesinin, işçinin doğruluk ve bağlılığa aykırı söz veya davranışları sebebiyle işverence haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
4857 sayılı Kanun’un 25. maddesinin II. bendinde, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığında işverenin haklı fesih imkanının olduğu açıklanmıştır. Yine aynı maddenin II. bendinin (e) alt bendinde, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan işçi davranışlarının da işverene haklı fesih imkanı verdiği ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere yasadaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene fesih imkanı tanımaktadır.
Somut olayda, tanık anlatımlarından ve bazı firmaların davalı şirkete verdiği şikayet dilekçelerinden, davacının ürün sattığı firmalardan kendisi için bir takım eşyalar alıp, bedelini ödemediği, bunların davalı şirkete ait sattığı malların karşılığı sayılmasını istediği anlaşılmaktadır. İşçinin iyiniyet ve ahlak kurallarına uymayan bu davranışları sonucunda iş ilişkisine devam etmek işveren açısından çekilmez hale gelmiş, diğer bir anlatımla güven temeli çökmüştür. Fesih haklı nedene dayanmaktadır. İşe iade isteğinin reddi gerekirken, yazılı şekilde kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 90,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 04.05.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.