YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/15571
KARAR NO : 2012/8679
KARAR TARİHİ : 04.05.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı işçi, iş sözleşmesinin geçerli sebep olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından gerçekleştirilen ihale sonucunda … Plaza isimli gayrimenkulü kırk altı kişilik çalışanı ile devraldığını, giderlerini dahi karşılamayan kiracıların bulunduğu bir gayrimenkul olduğunu, kira gelirlerinden başka bir geliri olmadığı gibi, faal olarak yapmış olduğu bir ticaretin de bulunmadığını, müvekkili şirketin üç parselden oluşan gayrimenkulü ihtiyaç fazlası personelle devraldığını ve devraldığı 07.02.2008 tarihinden bu yana da zarar ettiğini, istihdam fazlası personelle işe devam edilmesi durumunda şirketin varlığının devamı mümkün olmayacağı için yeniden yapılanma ve işyeri gereksinimleri sebebiyle öncelikli olarak ayrılmak isteyen personelin tüm tazminat ve diğer hakları ödenerek personel çıkarma işlemi yapıldığını, müvekkili şirketin artık sadece çıplak gayrimenkulu kiraya vererek gelir elde ettiğini ve kiracılarına lojistik hizmet vermek gibi bir zorunluluğunun bulunmadığını, dolayısıyla müvekkili şirketin bu hizmetleri yerine getirecek personele ihtiyacı olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, feshin son çare olması ilkesine uyulmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18 ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
İşletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan sebepler; sürüm ve satış olanaklarının azalması, talep ve sipariş azalması, enerji sıkıntısı, ülkede yaşanan ekonomik kriz, piyasada genel durgunluk, dış pazar kaybı, ham madde sıkıntısı gibi işin sürdürülmesini olanaksız hale getiren işyeri dışından kaynaklanan sebeplerle yeni çalışma yöntemlerinin uygulanması, işyerinin daraltılması, yeni teknolojinin uygulanması, işyerinin bazı bölümlerinin kapatılması ve bazı iş türlerinin kaldırılması gibi işyeri içi sebeplerdir.
İşletmenin, işyerinin ve işin gereklerinden kaynaklanan sebeplerle sözleşmeyi feshetmek isteyen işverenin fesihten önce fazla çalışmaları kaldırmak, işçinin rızası ile çalışma süresini kısaltmak ve bunun için mümkün olduğu ölçüde esnek çalışma şekillerini geliştirmek, işi zamana yaymak, işçileri başka işlerde çalıştırmak, işçiyi yeniden eğiterek sorunu aşmak gibi varsa fesihten kaçınma olanaklarını kullanması, kısaca feshe son çare olarak bakması gerekir.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Somut olayda, … Plaza isimli işyerini Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından gerçekleştirilen ihale sonucu 17.03.2008 tarihinde devralan davalı Yaao İletişim Teknolojileri İnternet ve Tanıtım Hizm. San. Tic. Ltd. Şti., devraldıktan sonra küçülme ve yeniden yapılanma kararı almıştır. Bu karar, kurucu bir işveren kararıdır. Bu nedenle yerindelik denetimine tabi tutulamaz. Bu kararda, davacının istihdam fazlası olup olmadığı, işverenin tutarlı davranıp davranmadığı, feshin kaçınılmaz olup olmadığı denetlenmelidir. Davalı şirket tarafından işyeri devraldıktan sonra aynı fesih sebebi ile birden fazla işçi çıkarıldığı ve seri olarak açılan davada Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 2009/15132 Esas ve devamı dosyalarda geçen incelemede, İstanbul 4. İş Mahkemesi tarafından “davalı şirketin varlık satışı ve paket halinde Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’ndan devraldığı binada bulunan kiracıların ve onların çalışanlarının ihtiyaçlarının giderilmesi hizmetinin verildiği, devir sırasında dört büyük kiracının bulunduğu ve devir tarihinde kırkaltı çalışan ile bu kiracılara hizmet verdikleri, ancak bunlardan Kral TV’nin ikiyüz seksen çalışanı ile birlikte ayrıldığı, Vodofone’nun bir başka plazaya taşınması sebebiyle yaklaşık 1.500 çalışanından yüzelli kişinin kaldığı, böylelikle devir tarihinde yaklaşık 2.015 kişinin çalıştığı binada çalışan sayısının 385’e düştüğü, hizmet akdine son verilen işçilerin yerine yeni eleman alımı yapılmadığı veya işlerin taşerona gördürülmediği anlaşılmakla, hizmet sözleşmesinin feshinin yargı denetimi dışında kalan işletmesel kararlar ile yapıldığı ve keyfi davranılmadığı” gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ve bu kararlar onanarak kesinleşmiştir. Kesinleşen bu kararlar, fesih sebebinin aynı olması ve aynı tarihlerde gerçekleştirilmesi sebebi ile emsal kabul edilmiştir. Davacının istihdam fazlası olduğu, davalı işverenin tutarlı davrandığı, feshin kaçınılmaz olduğu anlaşılmaktadır. Davanın reddi yerine yazılı şekilde kabulü hatalıdır.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 780,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’ne göre 1.200,00 TL ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine kesin olarak oybirliğiyle 04.05.2012 tarihinde karar verildi.