YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/15621
KARAR NO : 2012/8737
KARAR TARİHİ : 04.05.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalılar avukatlarınca tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, boşta geçen süre ücret ve diğer haklar ile işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminatın belirlenmesini istemiştir.
Davalı … Özel Güvenlik ve Eğitim Hizmetleri Ltd. Şti. vekili, 6 aylık kıdem şartının oluşmadığını,davacının iş güvencesinden yararlanamayacağını, işten çıkarılması sebebine göre de tazminat talep etme hakkının bulunmadığını, iş sözleşmesinin davacının olumsuz davranışlarına dayanılarak geçerli nedenlerle feshedildiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı DHMİ Genel Müdürlüğü vekili, yetki yönünden davanın reddi gerektiğini, davanın 4857 sayılı Yasanın 20. maddesinde belirtilen bir aylık hak düşürücü süre içinde açılmadığını, altı aylık kıdemi bulunmadığından iş güvencesinden yararlanamayacağını, Kurumun ihale makamı olduğunu, husumet yöneltilemeyeceğini ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı işverence dosyaya sunulan 26/06/2006 tarihli yazıda, fesih sebebinin açık ve kesin olarak belirtilmediği, feshin davacıya tebliğ edildiğine ilişkin belge bulunmadığı, davacı tanığının davacının iddialarını doğruladığı, davalı işyerinde çalışan davalı tanıklarının davalı lehine ifade verme olasılıkları bulunduğundan bu tanık beyanlarına itibar edilemeyeceği, … tarafından verilen 23/04/2010 ve 14/06/2010 tarihli şikayet dilekçeleri ile şirket yetkilisi tarafından düzenlenen 03/05/2010 tarihli raporun 6 iş günü geçtikten sonra fesih sebebi yapılmasının yasaya aykırı olduğu, tanıkların davacının Devlet Hava meydanları İşletme Müdürlüğünde ihaleyi alan firmalarda çalışmaya devam ettiği yönündeki beyanlarına göre, davacının hizmet süresinin 6 aylık süreden çok daha fazla olduğu,davalılar arasında asıl-altişveren ilişkisi bulunduğu,davalı işveren tarafından yapılan feshin haksız olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı ve davanın bir aylık yasal süresi içinde açılıp açılmadığı uyuşmazlık konusudur.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 20. maddesinin birinci fıkrasına göre iş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde iş mahkemesinde dava açabilir. Taraflar anlaşırlarsa işçi aynı sürede uyuşmazlığı özel hakeme götürebilir.
Bir aylık dava açma süresi hak düşürücü nitelikte olup, yargılamanın her aşamasında re’sen dikkate alınır. Dairemizce bir aylık dava açma süresinin başlangıcı fesih iradesinin işçiye ulaştığı tarih olarak kabul edilmektedir.
Dosya içeriğinden, davacının 6 aydan fazla süre ile davalı … şirketinin işçisi olarak davalı DHMİ’ ne ait işyerinde güvenlik görevlisi olarak çalıştığı, iş sözleşmesinin 26.06.2010 tarihli fesih bildirimi ile, davacının işyerinde huzursuzluk çıkarttığı, başka firma adı altında çalışan personele karşı çalışma prensiplerine aykırı davranışlarda bulunduğu, iyi niyet kurallarına uymayan davranışlarda bulunduğu gerekçesiyle 28.06.2010 tarihi itibariyle
tazminatsız ve bildirimsiz olarak feshedildiği, davacının fesih bildirimini imzalamaktan imtina ettiği,imzadan imtinaya dair fesih bildiriminde … ve … isimli işçilerin imzalarının bulunduğu, davacının işten çıkış tarihinin 28.06.2010 tarihi olarak SGK’na bildirildiği anlaşılmıştır.
Somut olayda, iş akdinin 26.06.2010 tarihli fesih bildirimi ile 28.06.2010 tarihi itibariyle feshedildiği, davacının fesih bildirimini imzalamaktan imtina ettiğine dair iki işçinin imzası ile tutanak tutulduğu, işten çıkış tarihinin SGK’na fesih bildirimine uygun şekilde 28.06.2010 olarak bildirildiği, davanın 23.08.2010 tarihinde açıldığı anlaşılmış olup, davacının fesih bildirimini imzadan imtina ettiğine dair tutanak ile işten çıkış tarihinin SGK’na bildirilme tarihlerinin birbirini doğruladıkları, buna göre davanın bir aylık günlük hakdüşürücü süre geçtikten sonra açıldığı ortadadır. Bu durumda davanın süreden reddi yerine kabulüne dair yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3.fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir..
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın bir aylık yasal süresi içinde açılmadığından REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 75,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200. TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 04.05.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi