Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2011/15655 E. 2012/8382 K. 02.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/15655
KARAR NO : 2012/8382
KARAR TARİHİ : 02.05.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı, davalıya ait işyerinde 01.11.2007-04.05.2010 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesinin haklı ve geçerli bir sebep olmadan feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacı hakkında garsoniyer amaçlı da kullanılan günlük ev kiralama işi ile uğraştığı, iş yerinde çalışan bazı erkek işçilere bu evleri kız arkadaşları ile geceyi geçirmek için kiralayabileceği ve yanında çalışmak isteyenlerde 1.000 TL aylık kazanç sağlayabileceği şeklinde beyanlarda bulunduğu hususunda diğer işçilerin şikayet dilekçeleri verdiğini, davacının bu davranışlarının çalışma düzenini bozduğunu, eylemlerinin doğruluk ve bağlılığa uymadığını, iş sözleşmesinin bu sebeplerle 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/ II- e bendi gereğince haklı sebebe dayalı feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davacının feshe dayanak yapılan eylemlerin doğruluk ve bağlılığa uygun olmayan davranışlar olarak nitelendirilemeyeceği, feshin haklı sebebe dayanmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İş sözleşmesinin, işçinin doğruluk ve bağlılığa aykırı söz veya davranışları sebebiyle işverence haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
4857 sayılı Kanun’un 25 inci maddesinin (II) numaralı bendinde, ahlâk ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığı halinde, işverenin iş sözleşmesini haklı fesih imkânının olduğu açıklanmıştır. Yine değinilen bendin (e) alt bendinde, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan işçi davranışlarının da işverene haklı fesih imkânı verdiği ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere kanundaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene fesih imkânı tanımaktadır.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi ise işverene, işçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan sebeplerle iş sözleşmesini feshetme yetkisi vermiştir. İşçinin
davranışları sebebiyle iş sözleşmesinin feshedilebilmesi için, işçinin iş sözleşmesine aykırı, sözleşmeyi ihlal eden bir davranışının varlığı gerekir. İşçinin kusurlu davranışı ile sözleşmeye aykırı davranmış ve bunun sonucunda iş ilişkisi olumsuz bir şekilde etkilenmişse işçinin davranışından kaynaklanan geçerli bir fesih söz konusu oluşmuştur.
İşçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan sebepler, aynı kanunun 25. maddesinde belirtilen sebepler yanında, bu nitelikte olmamakla birlikte, iş yerlerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen sebeplerdir. İşçinin davranışlarından veya yetersizliğinden kaynaklanan sebeplerde, iş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli sebeplere dayandığını kabul etmek gerekecektir.
İşçinin iş sözleşmesini ihlal edip etmediğinin tespitinde, sadece asli edim yükümlülükleri değil; kanundan veya dürüstlük kuralından doğan yan edim yükümlülükleri ile yan yükümlerin de dikkate alınması gerekir. Sadakat yükümü, sözleşmenin taraflarına sözleşme ilişkisinden doğan borçların ifasında, karşı tarafın şahsına, mülkiyetine ve hukuken korunan diğer varlıklarına zarar vermeme, keza sözleşme ilişkisinin kapsamı dışında sözleşme ile güdülen amacı tehlikeye sokacak özellikle karşılıklı duyulan güveni sarsacak her türlü davranıştan kaçınma yükümlülüğünü yüklemektedir.
Somut olayda, davalı iş yerinde çalışan … , … ve … isimli işçiler şikayet dilekçelerinde, davacının iş yerinde ve işe geliş gidişlerde ortak kullanılan servis aracında, İstanbul’un semtlerinden evler kiraladığını ve bu evleri günlük olarak kiraladığını, ihtiyacı olanlara bu evleri kiralayabileceğini, bu işten iyi para kazandığının ve ortak olmak isteyenlerinde kendisi ile birlikte çalışabileceğini beyan ettiğini belirtmişler Davacı tanığı … ‘ın beyanlarında da davacının ek iş olarak günlük ev kiralama işi ile uğraştığı sabittir.
Davalı işveren tarafından mesai saatleri dışında ek iş ile uğraşmanın yasaklandığın gösterir yazılı iş sözleşme veya işyeri talimatnamesi gibi bir belge ibraz edilmemiş ise de, davacının ahlaka aykırı amaçla kullanılması da mümkün olan günlük ev kiralama işi ile uğraştığın beyan ederek iş verenin diğer işçilerinin de kendisi ile çalışmaya teşvik etmesi biçiminde gelişen eylemlerinin işyerinde çalışma düzenini olumsuz yönde etkileyecek nitelikte olduğu anlaşılmaktadır. Bu sebeple iş sözleşmesinin feshi 4857 sayılı Kanun’un 25 inci maddesinin (II) numaralı bendin(e) alt bendinde kapsamında haklı sebebe dayanmazsa da, feshin geçerli sebebe dayandığı kabul edilmelidir. İşverence yapılan fesih geçerli nedene dayandığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile kabulü hatalı olmuştur.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen sebeplerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 110,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 02.05.2012 tarihinde oy birliği ile karar verildi.