YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/15898
KARAR NO : 2012/9367
KARAR TARİHİ : 10.05.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatları tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, sendikalı olan müvekkilinin iş sözleşmesinin davalı işverence ekonomik kriz gerekçe gösterilerek feshedildiğini ancak feshin gerçek sebebinin sendikal örgütlenmenin önlenmesi olduğunu belirterek müvekkilinin işe iadesine ve kanuni haklarına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, işyerindeki ekonomik sebeplere dayalı olarak alınan işletmesel kararı gereği sözleşmenin geçerli sebeplerle feshedildiğini, sendikal sebep iddialarının gerçeği yansıtmadığını, bu hususun ispatının da davacı üzerinde olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, aynı mahiyetteki davalardaki somut deliller ve dosyada mevcut deliller itibariyle, davalı işyerinin dünya genelinde yaşanan ekonomik krizden etkilenmediğinin söylenemeyeceği, ancak bu noktada etkilenme süreci, boyutu ve krizin etkilerini azaltmaya yönelik tedbirlerin varlığının önem kazandığı, davalı işyerinin krizin yaşandığı dönemde bir takım önlemleri alma gayreti içinde olmasına karşın bir yandan da fazla mesai yapılması, fesihten sonra işçi alımlarının olması, çıkartılan işçilerin tespitinde objektif seçim kriterlerinin gözetilip gözetilmediğinin somut olarak ortaya konmaması karşısında mevcut durumun savunma ile çeliştiği kanaatinin oluştuğu, iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebeplere dayanmadığı, öte yandan ispat külfeti davacı üzerinde olup sendikal sebep iddiasının somut delillerle kanıtlanamadığı gerekçesiyle, işe iadeye karar verilmiştir.
Karar davacı vekili tarafından feshin sendikal sebebe dayandığı, işe başlatmama tazminatının 2821 sayılı Sendikalar Kanunu’nun 31. maddesi uyarınca belirlenmesi gerektiği gerekçesi ile davalı vekili tarafından ise cevap sebepleri ile temyiz edilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 20/2 maddesi uyarınca “feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir”. İşveren ispat yükünü yerine getirirken, öncelikle feshin biçimsel koşullarına uyduğunu, daha sonra, içerik yönünden fesih sebeplerinin geçerli (veya haklı) olduğunu kanıtlayacaktır.
İşçi fesihte sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı iddiasında bulunacaktır. İspat yükü ise işverendedir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia etmesi durumunda, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin feshin başka bir sebebe dayandığını iddia etmesi ve bunu ispatlaması, işverenin geçerli fesihle ispat yükünü ortadan kaldırmaz.
Anayasa’nın 51/I maddesi uyarınca “Çalışanlar ve işverenler, üyelerinin çalışma ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme hakkına sahiptir. Hiç kimse bir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz”. denildiği, 2821 sayılı Sendikalar Kanunu’nun 31/6. maddesine göre ise “Sendika üyeliği veya sendikal faaliyetlerden dolayı hizmet sözleşmesinin feshi halinde ise, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18, 19, 20 ve 21. Madde hükümleri uygulanır. Ancak, 4857 sayılı Kanun’un 21. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ödenecek tazminat işçinin bir yıllık ücreti tutarından az olamaz” hükmü yer almaktadır.
Sendika özgürlüğü olarak belirtilen sendikaya üye olma ve sendikal faaliyette bulunma hakkı, normatif dayanağını anılan hükümlerden almaktadır. Sendika özgürlüğü kavramı geniş bir kavram olup, işçinin sendika kurma özgürlüğünü kapsadığı gibi, sendikaya üye olma, üye olmama, üyelikten çekilme ve yasal sınırlar içinde sendikal faaliyetlere katılma, sendikal örgütlenmede bulunma özgürlüğünü de içerir. İşverenin fesih hakkını işçinin sendikal hak ve özgürlüklerinden yararlanmasını engellemek amacı ile kullanması fesih hakkının kötüye kullanılmasının en önemli örneğidir. İşçinin Anayasa ve kanundan kaynaklanan bu hakkını kullanması sebebi ile iş sözleşmesinin feshedilmesi, sendikal sebeple fesih olarak tanımlanmaktadır. Sendikal faaliyetlerde öncülük yapma yanında, üyelikten sonraki süreçte, sendikanın yetki için başvurması, işverenin sendikanın yetki almaması için bir takım tedbirler alması, örneğin yeni işçi alması, sendika üyeliklerinden istifa edenlerin çıkarılmaması, sendikanın yetki almasının sonuçsuz bırakılması gibi olgular sendikal neden için örnek teşkil etmektedir.
Dosya içeriğine göre davalı işyerinde sendikal örgütlenmenin Temmuz 2009 tarihinde başladığı ve davacının üyesi olduğu sendikanın yetki için başvurduğu, çoğunluk tespitinden sonra davalı işverenin yetkiye itiraz ettiği, itiraz davasının derdest olduğu, bu süreçte 247 işçinin sendika üyesi olduğu, ancak 179 işçinin sendika üyeliğinden istifa ettiği, dava açan 3 işçinin sendika üyeliğinden istifa etmeleri üzerine tekrar davalı işveren tarafından işe başlatıldıkları, sendika üyesi olmayan veya sendika üyeliğinden istifa edenlerden çıkarılan işçi olmadığı, davacı gibi sendika üyesi işçilerin iş sözleşmelerinin bir aylık süreçte farklı günlerde küresel ekonomik kriz gerekçesi ile feshedildiği, bazı işçilerin iş sözleşmelerinin bu sebeple feshedildiğine dair dosyada yazılı bildirim bulunmadığı anlaşılmıştır.
Somut uyuşmazlıkta, davalı işveren feshin geçerli sebebe dayandığını, feshin kaçınılmazlığını kanıtlayamadığı ve fesih sebebi ile çelişen uygulamalara gittiği anlaşıldığından mahkemece feshin geçersizliğine ve davacı işçinin işe iadesine karar verilmesi yerinde bulunmuş ve davalı vekilinin temyizi nedenlerinin reddi gerekmiştir.
Ancak sürece göre davacının sendika üyesi olması ve üyelikten istifa etmemesi sebebi ile işine son verildiği, tanık anlatımı, yetki tespiti, yetkiye itiraz, sendika üyesi olmayan veya sendika üyeliğinden istifa edenlerin iş sözleşmelerinin feshedilmemesi gibi karinelerden iş sözleşmesinin feshin sendikal sebebe dayandığını gösterdiği anlaşılmaktadır. Mahkemece işe başlatmama tazminatının 2821 sayılı Sendikalar Kanunu’nun 31/6 maddesi uyarınca belirlenmemesi hatalı bulunmuştur.
4857 sayılı Kanun’un 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarda açıklanan gerekçe ile;
1.Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının İŞE İADESİNE,
3.Davacının kanuni süre içinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının 2821 sayılı Sendikalar Kanunu’nun 31/6. maddesi uyarınca davacının bir yıllık brüt ücreti tutarında BELİRLENMESİNE,
4.Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok dört aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsilinin GEREKTİĞİNE,
5. Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
6.Davacının yaptığı 47,60 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
7.Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8.Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgilisine iadesine, kesin olarak 10/05/2012 oybirliği ile karar verildi.