Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2011/15932 E. 2012/9314 K. 10.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/15932
KARAR NO : 2012/9314
KARAR TARİHİ : 10.05.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı iş sözleşmesinin geçerli ve haklı neden olmadan davalı işveren tarafından feshedildiğini belirterek işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren davacının sorumluluklarını yerine getirmediğini, çalışma kuralları ile etik değerlere aykırı davrandığını, uyarı cezaları aldığını iş sözleşmesinin haklı nedene dayalı olarak yapıldığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur
Mahkemece davacının habersiz olarak bölge müdürünün sesini kayda alarak satış müdürüne dinletme eylemi sabit olduğundan iş sözleşmesinin feshi için geçerli neden bulunduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesi feshinin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
İş Kanunu’nun 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanunun 25/11. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli nedene dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Dosya içeriğine göre davacı davalı işyerinde 07.07.2008 tarihinden beri satış temsilcisi olarak çalıştığı ve 27.05.2009 tarihli fesih bildiriminde davacının tüm uyarılara rağmen görevinin ciddiyetle ve kurallara uyarak yerine getirmediği çalışma ilkelerine ve etik değerlere uygun davranmadığı gerekçesi ile iş sözleşmesinin feshedildiği anlaşılmaktadır
Somut olayda davacı hakkında 08.05.2009 tarihli uyarı yazısında geri bildirimlerde ve aylık raporlamada bulunmadığı, raporların hatalı ve eksik olduğununun belirtildiği, 25.05.2009 tarihli uyarıda ise bölge müdürünün koçluk formlarını zorla imzalattığına dair ses kaydı yaparak bunu satış müdürüne ilettiği bu davranışın etik olmadığı yasa dışı yolla delil elde etme niteliğinde buunduğununun belirtildiği, en son uyarıyı aldığı 22.05.2009 tarihinden sonra davacının başkaca olumsuz bir davranışı bulunmadığı halde işveren, 25.05.2009 tarihinde yaptığı toplantıda davacıya duyulan güven sarsıldığından görev ve sorumluluklarını gereği gibi yerine getirmeyeceği sonucuna ulaşıladığını belirtilerek, iş sözleşmesinin 27.05.2009 tarihinde feshetmiştir. İşveren her iki uyarı cezasında davacının eylemlerini fesih nedeni yapmayarak iş sözleşmesini devam ettirme iradesini ortaya koyduğu halde bu uyarılar dışında başkaca bir neden ileri sürmeden bu defa aynı olaylar nedeniyle fesih işleminde bulunması aynı eylem nedeniyle iki defa ceza verilmesi sonucunu doğururki buda hukukun temel ilkeleriyle ve hakkaniyetle bağdaşmaz. Öte yandan bu yöndeki uygulama işveren açısından da çelişkili oluğu gibi geçmişte disiplin cezası verilen davranışların tekrar cezalandırılması gibi keyfiliğe de yol açacak nitelikte olacağından tüm bu nedenlerle olaydaki fesih işleminin geçersiz sayılması gerekir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarda açıklanan gerekçe ile;
1.Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.Feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının İŞE İADESİNE,
3.Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak takdiren davacının 4 aylık brüt ücreti tutarında BELİRLENMESİNE,
4.Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsilinin GEREKTİĞİNE,
5.Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
6.Davacının yapmış olduğu 430,00 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
7.Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1200,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8.Peşin alman temyiz harcının isteği halinde ilgilisine iadesine, Kesin olarak 10.5.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.