Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2011/16029 E. 2012/8618 K. 03.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/16029
KARAR NO : 2012/8618
KARAR TARİHİ : 03.05.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili; müvekkilinin davalı şirkette 07.05.2007 tarihinde belirli süreli iş sözleşmesi ile Satış Temsilcisi olarak çalışmaya başladığını, iş sözleşmesinin 15.08.2007 tarihinde yenilendiğini, 16.08.2008 tarihinde yapılan belirli süreli iş sözleşmesi ek protokolü ile sözleşmenin süresinin 31.12.2008 tarihine kadar uzatıldığını, 01.01.2009 tarihinde iş sözleşmesinin dördüncü kez yenilendiğini ve işten çıkarıldığı 26.07.2010 tarihine kadar çalışmasını sürdürdüğünü, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 11/2 maddesi uyarınca iş sözleşmesinin başlangıçtan itibaren belirsiz süreli iş sözleşmesine dönüştüğünü, 26.07.2010 tarihli fesih bildirimine göre iş sözleşmesinin “… yaklaşık 3.511.000 TL maddi zarar”a neden olma iddiası ile haklı sebeple sona erdirildiğini, “İpotek tesis edilmesi” dışındaki hususların davacının görev ve yetkisi dahilinde olmadığını, ipotek sözleşmesinin ise hukuk bölümü tarafından hazırlanıp paraf edilen ve şirketin en üst yetkililerince imzalandığını, müvekkilinin işleminin bu şekilde hazırlanan ipotek sözleşmesi ve kendisine verilen vekalet uyarınca ipotek tesis etmekten ibaret olduğunu; belirtilen konularda onüç kişi hakkında soruşturma açılmasına karşın, sadece davacı ve eşinin işten çıkarıldığını, fesih bildirilinde açıklanan fesih koşullarının müvekkili bakımından gerçekleşmediğini belirterek, feshin geçersizliğine ve müvekkilinin işe iadesine, işe başlatmama durumunda ödenecek ücretin sekiz aylık olarak belirlenmesine, boşta geçen süre için dört aylık ücret ve diğer haklarının ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; davacının 07.05.2007 tarihinde satış temsilcisi olarak işe başladığını, daha sonra Saha Müdürü olarak görev yaptığını, … bayisiyle ilgili usulsüz işlemleri sebebiyle iş sözleşmesinin sona erdirildiğini, davalı olan Türkiye Petrolleri A.O.’nun akaryakıt istasyonlarına bayilik vererek akaryakıt dağıtım sektöründe faaliyet gösterdiğini, bayilerden … Petrol arasında alacak dava ve takiplerinin karşılıklı olarak başlatılmasını müteakip bayi ile kurum arasında yapılan sözleşme, karşılıklı edimler, ürün alışverişlerinde sektörel anlamda bayilik verilmesi ve sonrasındaki dönemlerde bazı usulsüzlükler yapıldığının görüldüğünü, bunun üzerine TPAO Teftiş Kurulu
Başkanlığınca yapılan soruşturma sonucunda davacı …’ın da içinde bulunduğu dört kişi hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu, kurum zararının bu kişilerden tahsil edilmesinin ve iş sözleşmelerinin tazminatsız ve bildirimsiz sona erdirilmesinin rapor edildiğini, Başmüfettiş … Yaraman tarafından hazırlanan soruşturma raporu sonucunda davacının iş akdinin sona erdirildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; iş sözleşmesinin işveren tarafından feshinin haklı ve geçerli nedene dayanmadığı gerekçesi ile feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmiştir.
Karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiştir.
Davacının, davalı şirkette “Saha Müdürü” (Satış Temsilcisi) olarak çalıştığı, görevi gereği akaryakıt firmalarıyla irtibat ve iletişim kurarak yaptığı araştırmalar sonunda bayii adayları hakkında düzenlediği raporu Satış Komisyonunun incelemesine ve müteakiben
Genel Müdürlüğün onayına sunduğu, davaya konu olayda da …’na bayilik verilmesi ile ilgili raporu hazırlayarak Genel Müdürlüğe arz ettiği ve söz konusu rapora dayanılarak Genel Müdürlük oluru ile anılan kişiye bayilik verildiği, bayiliğin saha müdürlerinin raporu ile doğrudan verilmediği uygulama gereği olsa da söz konusu raporların Genel Müdürlük oluruna dayanak olduğu ve bu yönüyle önemli bir rol oynadığı, anılan raporların işletme veya kurumun menfaat, çıkar ve amaçları doğrultusunda hazırlanması gerektiği, somut olayda dosyada adı geçen arazi üzerinde mevcut ipotekler ile bunların derecelerinin gerektiği gibi araştırılmadığı, ipotek tesis sözleşmesinin avukatlar tarafından hazırlanmış olmasının mevcut olayda davacının sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı, davacının hazırlamış olduğu rapor ve bu rapora esas işlemleri ile davalı şirketin menfaatlerini büyük ölçüde riske soktuğu, bu şartlar altında iş sözleşmesinin korunması ve istihdamın sürdürülmesinin işverenden beklenemeyeceği tüm dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 56,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 03.05.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.