Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2011/16086 E. 2012/13572 K. 15.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/16086
KARAR NO : 2012/13572
KARAR TARİHİ : 15.06.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, iş sözleşmesinin geçerli sebep olmadan işverence feshedildiğini … sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının 28.02.2011 tarihinde emekli olduktan sonra 01.03.2011 tarihinde yeniden bir iş sözleşmesi yapılarak 08.06.2011 tarihine kadar üç ay sekiz günlük çalışması olduğunu, işyerindeki kıdemi altı ayın altında olduğundan davanın reddi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, işverenin fesih için işçinin performans yetersizliği eylemine dayanmasına rağmen davacı işçinin savunmasını almadığı gibi performansının yetersizliğini somut delillerle de kanıtlayamadığı, bu sebeplerle feshin geçersiz olduğu gerekçeci ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar taraflar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında davacının, altı aylık kıdeminin bulunup bulunmadığı ve dolayısıyla iş güvencesi hükümleri kapsamına girip girmediği uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanağı 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18.maddesidir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesinin birinci fıkrasına göre iş güvencesi hükümleri kapsamına girmek için en az altı aylık kıdeme sahip olmak gerekir. Aynı maddenin dördüncü fıkrasına göre altı aylık süre aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde geçen süre birleştirilerek hesaplanır. Sözü edilen maddenin ikinci fıkrasına göre altı aylık kıdemin hesaplanmasında aynı Kanunun 66. maddesindeki süreler dikkate alınır. Altı aylık kıdem şartını öngören hüküm nispi emredici olduğundan, daha az kıdem şartını öngören sözleşme hükümleri geçerli kabul edilmektedir.
Altı aylık kıdem işçinin fiilen çalışmaya başladığı tarih ile fesih bildiriminin işçiye ulaştığı tarih arasında geçen süreye göre belirlenir.
Dosya içeriğinden, davacının 17.06.1990 – 31.03.2001, 07.02.2006 – 28.02.2011 ve 01.03.2011-08.06.2011 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde muhasebeci olarak çalıştığı, iş sözleşmesinin 08.06.2011 tarihli fesih bildirimi ile, davacının yapmakla ödevli bulunduğu işlerde performans yetersizliği gösterdiği sebebiyle 4857 sayılı Kanun’un 17.a maddesi uyarınca 08.06.2011 tarihi itibariyle kanuni hakları ödenerek feshedildiği, davacının 28.02.2011 tarihinde emekli olduğu, emeklilik öncesine ilişkin kıdem tazminatının ödendiği, 01.03.2011 tarihinde yeniden belirsiz süreli iş sözleşmesi imzalandığı, fesih 08.06.2011 tarihinde yapıldığı mahkemece, kıdem süresinin belirlenmesinde işçinin aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde iş ilişkisi hukuken kesintiye uğramış olsa dahi, işçinin o işverene bağlı işyerlerinde geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi gerektiği ilkesi dikkate alınarak davacının iş güvencesinden yararlandığı kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de, davacının emekli olduğu 28.02.2011 tarihi öncesine ait kıdem tazminatını işverenden aldığı, 01.03.2011 tarihinde yeniden iş sözleşmesi imzalanarak yeni bir çalışma döneminin başlatıldığı, altı aylık kıdem süresinin hesaplanmasında alacak ve tazminatları ödenen önceki dönemin dikkate alınamayacağı, bu durumda davacının 01.03.2011-08.06.2011 tarihleri arasında altı aydan az kıdemi bulunduğundan iş güvencesinden yararlanamayacağı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalı olmuştur.
Belirtilen sebeple, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen sebeplerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, davalı yargılama giderinin 30,00 TL’in davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 15.06.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.