YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/16627
KARAR NO : 2012/8633
KARAR TARİHİ : 03.05.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı işçi, iş sözleşmesinin haklı sebep olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı işveren vekili, davacının iş sözleşmesinin doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlar sebebi ile haklı olarak feshedildiğini savunmuştur.
Mahkemece, davacının hırsızlık suçlaması ile hakkında yargılama devam etmekte olduğu ve suçunun sabit olmadığı kabul edilmekle, hırsızlığa teşebbüs suçunun işlendiği ve davacı işçinin sorumlu olmadığı kattaki muhasebe müdür odasında parmak izlerinin bulunmasının mantıklı ve tutarlı bir izahı olamayacağı, sorumluluğu bulunmayan bölüme yetkilinin izni olmadan mesai saatleri dışında girmesinin doğruluk ve bağlılığa uyan davranış olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece verilen karar Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 30.10.2006 tarih ve 2006/19218 esas 2006/28493 karar sayılı ilamı ile ; “ Geçerli veya haklı sebeple iş sözleşmesinin feshedildiği sonucuna varılması için, kamu davasının sonucu önem kazanmaktadır. Bu sebeple davacı hakkında Kumluca Asliye Ceza Mahkemesine hırsızlığa teşebbüs suçundan açılan kamu davasının bekletici mesele yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi hatalıdır. ”şeklindeki gerekçe ile bozulmuştur.
Bozma ilamına uyan mahkeme ceza davasının neticesini bekletici mesele yapmıştır.
Kumluca Asliye Ceza Mahkemesinin kesinleşen 2006/191 esas 2008/427 karar sayılı kararı ile davacı hakkında açılan kamu davasında delil yetersizliğinden beraat kararı verilmiş ve verilen karar Yargıtay incelemesinden geçerek onanmak suretiyle kesinleşmiştir.
Kararın kesinleşmesi üzerine mahkemece; bekletici mesele yapılan Kumluca Asliye Ceza Mahkemesinin kesinleşen 2006/191 esas 2008/427 karar sayılı dosyasında davacı lehine verilen beraat kararı ve tüm dosya kapsamına göre, davalı iş veren tarafından gerçekleştirilen feshin geçersiz olduğunun tespitine ve davacının işe iadesine karar verilmiştir.
Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesinin II. bendinde, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığında işverenin haklı fesih imkanının olduğu açıklanmıştır. Yine aynı maddenin II. bendinin (e) alt bendinde, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan işçi davranışlarının da işverene haklı fesih imkanı verdiği ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere kanundaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene fesih imkanı tanımaktadır.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, davacı hakkında ceza mahkemesinde beraat kararı verilmiştir. 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 53. maddesine göre ceza mahkemesinde delil yetersizliğinden verilmiş olan beraat kararı hukuk hakimini bağlamaz. Bu sebeple mahkemenin, ceza mahkemesinin alınan kararına dayanarak, yazılı şekilde sonuca gitmesi isabetli değildir. Dosya içeriğine göre, muhasebe müdürünün odasında davacıya ait parmak izi tespit edildiği sabittir. Bu durumda, hakkında ciddi şüphe meydana gelmiş olan davacı ile iş ilişkisinin temelini oluşturan güven ilişkisinin sarsıldığının ve artık işverenden davacı ile iş ilişkisini sürdürmesinin beklenemeyeceğinin kabulü gerekir. Bu durum fesih için geçerli sebep oluşturduğundan işverence yapılan feshin geçerli sebebe dayandığının kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen sebeplerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 50,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 03.05.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.