YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/17274
KARAR NO : 2012/10322
KARAR TARİHİ : 18.05.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili iş sözleşmesinin geçerli sebep olmadan feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliği ile işe iadesine ve buna bağlı tazminat ile boşta geçen süre ücretinin hüküm altına alınması isteğinde bulunmuştur.
Davalı vekili; iş sözleşmesinin tarafların karşılıklı iradeleri ile yaptıkları anlaşma(ikale) ile sona erdirildiğini ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının iş sözleşmesinin 26.10.2010 tarihli yönetim kurulu kararına dayanılarak 31.10.2010 tarihinde işverence feshedildiği, fesih nedeninin açık ve kesin olarak belirtilmediği nedeniyle feshin geçersiz olduğu, davacının işgüvencesi hükümlerini ortadan kaldıracak şekilde kendi el yazısıyla yazdığı dilekçe vermesinde makul yararının bulunmadığı, ikale ile iş akdinin sona erdirildiğinin ıspatlanamadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
İş sözleşmesinin ikale ile sona erip ermediği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan iş güvencesi hükümleri işçiyi işverenin feshine karşı koruma amacını taşımaktadır. Sözleşmenin işverenin feshi dışındaki bir nedenle sona ermesi halinde iş güvencesi hükümleri uygulanamaz. Bu bağlamda sözleşme ikale (bozma sözleşmesi) ile sona ermişse işçi iş güvencesi hükümlerine dayanarak feshin geçersizliğine karar verilmesini talep edemeyecektir.
İkale, sözleşmenin tarafların ortak iradeleriyle sona erdirilmesidir. Niteliği itibariyle bir sözleşme olması nedeniyle ikale tarafların serbest iradelerine dayanmalıdır. Ayrıca ikale icabı işverenden gelmişse kanuni tazminatlarına ilaveten işçiye ek bir menfaatın sağlanması(makul yarar) gerekir. Aksi halde iş sözleşmesinin ikale ile sona erdirildiğinden söz edilemez.
Dosya içeriğinden, davacının 01.09.2006-31.10.2010 tarihleri arasında davalı işverene ait işyerinde eğitim daire başkanı olarak çalıştığı, yazılı fesih bildirimi yapılmadığı, 26.10.2010 tarihli yönetim kurulu kararında, sendikada uzman olarak çalışan davacının 01.11.2010 tarihi itibariyle yasal hakları ödenerek iş akdinin feshedilmesine karar verildiği, davacının kendi el yazısıyla yazdığı 31.10.2010 tarihli yazıda, yapmakta olduğu görevine özel nedenlerden dolayı devam edemeyeceğini, yasal işçilik hakları ile birlikte 2 aylık ücret
tutarı 2,600 TL’nın tarafına ödenmesini, bu şekilde iş akdinin karşılıklı olarak feshini istediği, imzaladığı ibraname ile kıdem ve ihbar tazminatları ile ikaleden doğan 2,600 TL haklarını aldığını beyan ettiği anlaşılmıştır.
Somut olayda, ikalenin davacının kendi el yazısıyla yazdığı yazıya istinaden davacı tarafından teklif edildiği, davacının eğitim durumu ve yaptığı iş dikkate alındığında bu yazının sonuçlarını bilebilecek konumda olduğu, davacıya diğer alacak ve tazminatlarının yanında ikale bedeli olarak 2 aylık ücretine denk 2.600,00 TL ödenerek davacı lehine makul yarar kapsamında ek menfaatinde sağlandığı anlaşılmış olup, dosya içeriğinde ikaleyi geçersiz kılacak bir delil bulunmadığı, davacının iradesi sakatlanarak baskı altında imzalatıldığının da davacı tarafından ispat edilemediği gibi davacıya makul yarar kapsamında ek ödeme yapıldığı da dikkate alındığında, ikalenin geçerli olduğunun kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 70,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 18.05.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.