Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2011/18239 E. 2012/12717 K. 07.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/18239
KARAR NO : 2012/12717
KARAR TARİHİ : 07.06.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin geçerli sebep bulunmaksızın kötü niyetli olarak feshedildiğini iddia ederek yapılan feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilerek en çok dört aylık boşta geçen süre ücreti ile işe başlatmama halinde sekiz aylık ücreti tutarında iş güvencesi tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının 01.04.2010 tarihinde supervisor olarak işe başladığını, davacının ön şart olarak performansının olumsuz etkilenmemesi için ailesini Sivas’ a taşıması ve hissedarı olduğu şirketten ayrılmasının kararlaştırıldığını, davacının beş aylık süre içinde ailesini Sivas’a taşımaması ve çocuklarının da Erzurum’da okula başlaması sonucunda davacının taahhütlerini yerine getiremeyeceğinin anlaşıldığını, buna rağmen davacıya ek bir süre verildiği ancak yerine getirilmeyen sözlerin üzerine aynı bölge içerisinde bulunan Samsun ilindeki ihtiyaç sebebiyle aynı görev ve aynı şartlarda Samsun’a tayininin çıkarıldığını, ancak davacının söz konusu değişikliği kabul etmediğini açıkça kendilerine bildirdiğini, bu sebeple de iş sözleşmesinin haklı ve geçerli sebeple feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, işveren tarafından uygulanmak istenilen değişikliğin iş şartlarında esaslı bir değişiklik oluşturduğu ve bu değişikliğin keyfi olup davacıyı istifaya zorlayıcı nitelikte olduğu, davalı işverenin haklı sebeple feshi kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacı ile davalı arasındaki uyuşmazlık işverene nakil yetkisi veren iş sözleşmesindeki değişiklik kaydının geçerli olup olmadığı ve bu bağlamda iş sözleşmesinin işveren tarafından geçerli veya haklı sebeple feshedilip feshedilmediği noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
4857 sayılı Kanun’un 22. maddesi uyarınca, “işveren, iş sözleşmesiyle veya iş sözleşmesinin eki niteliğindeki personel yönetmeliği ve benzeri kaynaklar ya da işyeri uygulamasıyla oluşan çalışma koşullarında esaslı bir değişikliği ancak durumu işçiye yazılı olarak bildirmek suretiyle yapabilir. Bu şekle uygun olarak yapılmayan ve işçi tarafından altı işgünü içinde yazılı olarak kabul edilmeyen değişiklikler işçiyi bağlamaz. İşçi değişiklik önerisini bu süre içinde kabul etmezse, işveren değişikliğin geçerli bir sebebe dayandığını veya fesih için başka bir geçerli sebebin bulunduğunu yazılı olarak açıklamak ve bildirim süresine uymak suretiyle iş sözleşmesini feshedebilir.” Bu maddeye dayanılarak yapılacak değişiklik feshinde; değişiklik ve fesih bildirimlerinin yazılı yapılması ve sebeplerinin de yazılı gösterilmesi geçerlilik koşuludur.
İş sözleşmesinde, gerektiğinde çalışma koşullarında değişiklik yapabileceğine dair düzenlemeler bulunması halinde, işverenin genişletilmiş yönetim hakkından söz edilir. Bu halde işveren, yönetim hakkını kötüye kullanmamak ve sözleşmedeki sınırlara uymak kaydıyla işçinin çalışma koşullarında değişiklik yapma hakkını sürekli olarak kazanmış olmaktadır. Örneğin, işçinin gerektiğinde işverene ait diğer işyerlerinde de görevlendirilebileceği şeklindeki sözleşme hükümleri, işverenin bu konuda değişiklik yapma hakkını saklı tutar. Anılan hak objektif olarak kullanılmalıdır. Ayrıca işverenin yönetim yetkisini genişleten bu kayıtların verdiği yetkinin kullanımı, sözleşmede çizilen sınırlara uyularak ve iyiniyetle olmalıdır. İşçinin iş sözleşmesinin feshini sağlamak için sözleşme hükmünün uygulamaya konulması, işverenin yönetim hakkının kötüye kullanılması niteliğindedir.
Dosya içeriğine göre, davacının Sivas satış yöneticisi olarak işe başladığı, yazılı olmamakla beraber sözlü olarak ailesini de Sivas’a getireceğini, ayrıca Erzurum’da ortağı olduğu şirketteki paylarını da devredeceğini taahhüt ettiği, davalı şirket tarafından sözlü olarak verdiği taahhütleri yerine getirmesi için kendisine onbeş gün süre verildiği, bu sırada işveren tarafından iş sözleşmesinin 3. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak davacının Samsun’a yine satış yöneticisi olarak atandığı, davacının bu atamayı yeni yerleşik düzen kurması ve ailevi sebeplerden dolayı kabul etmediğini yazılı olarak bildirdiği, davalı işverenin de atamayı kabul etmemesini gerekçe gösterip ihbar tazminatını da ödeyerek davacının iş sözleşmesini sona erdirdiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davacının iş sözleşmesinin 3. maddesinde işverenin lüzum görmesi halinde işçiyi aynı şehirde ya da başka bir şehirde bir işe atayabileceği düzenlenmiştir. Tanık beyanlarına ve şirket içi yazışmalar ile Samsun satış yöneticisi alım ilanına göre, davalı şirketin Samsun’da satış yöneticisi ihtiyacı olduğu ve Samsun’a atamasının iş sözleşmesinin 3. maddesi gereği yapıldığı anlaşılmaktadır. Davalı işverenin kötüniyetle nakil işlemini yaptığının ispat edilemediği de dikkate alındığında, yapılan fesih geçerli bir fesih olup talebin reddi yerine kabulüne karar verilmesi hatalıdır.
Yukarıda açıklanan sebeplerle 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda belirtilen sebeplerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından ve bakiye 1,25 TL harç da davacı tarafından ödendiğinden harcın yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 144,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 07.06.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.