Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2011/18341 E. 2012/13939 K. 19.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/18341
KARAR NO : 2012/13939
KARAR TARİHİ : 19.06.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde iş aktinin davalı işverenlikçe geçerli bir neden olmaksızın feshedildiğini, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18.ve 19. maddelerinde ve iş akdinin feshi sürecinde işverence izlenmesi zorunlu olan prosedüre de uyulmadığını belirtilen nedenlerle davacının iş sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin fesih işleminin geçersizliğinin tesbit ve işe iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davacının işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili yardımcısı konumunda olduğundan iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacağını, davacının iş akdinin 09/07/2010 tarihli ikale sözleşmesi uyarınca sona erdiğini, davacının iş akdinin talebi üzerine karşılıklı anlaşmayla sona erdirildiğini, davacının 09/07/2010 tarihli ibraname ile şirketi ibra ettiğini, davacının iş akdinin 09/07/2010 tarihli ikale sözleşmesi uyarınca sona erdiğini, davacının iş akdinin talebi üzerine karşılıklı anlaşmayla sona erdirildiğini, davacının 09/07/2010 tarihli ibraname ile şirketi ibra ettiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece davacının işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili olmadığı tek başına işçi alma yetkisinin bulunmadığı,işçi çıkarma yetkisinin de tek başına bulunmadığı, kendisine böyle bir yetkinin verildiğinin de mevcut delil durumu ile davalı işveren tarafından isbatlanamadığı, davalı işverenin davacı işçinin iş sözleşmesini geçerli veya haklı bir nedenle feshetttiğini kanıtlayamadığı gerekçesi ile davacının davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.
4857 sayılı Kanunu’nun 18. maddesi uyarınca işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilmesi işçinin işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları veya işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekili konumunda bulunmaması gerekir.
İş güvencesinden yararlanamayacak işveren vekilleri herşeyden önce, işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekilleri ile yardımcıları olduğuna göre, işletmenin tümünü yöneten genel müdürler ile yardımcıları iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacaktır. Ancak belirtelim ki, işyerinde genel müdür veya genel müdür yardımcısı unvanının kullanılması tek başına iş güvencesi kapsamı dışında bulunma sonucunu doğurmaz. Önemli olan, kendisine temsil yetkisi verilip verilmediği ve işletmenin bütününü yönetip yönetmediğidir; bu hususta görev tanımı ve konumuna bakmak gerekir.
İş güvencesinden yararlanamayacak işveren vekillerinin ikinci grubunu, işletmenin değil de işyerinin bütününü yöneten ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleridir. Buna göre, işletmenin bütününü sevk ve idare edenler, başka bir şart aranmaksızın işveren vekili sayılırken; işletmenin değil de işyerinin bütününü sevk ve idare edenlerin 18. madde anlamında işveren vekili sayılabilmesi için ilave olarak, işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisini haiz olması şartı aranır. İşyerinin tümünü sevk ve idare ile işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi katlanmış olarak, birlikte aranır. Bu işyeri işletmeye bağlı bir işyeri de olabilir. Dolayısıyla bir banka şubesi müdürü ile fabrika müdürü, işyerini sevk ve idare etmekle beraber, özgür iradesi ile işçi alma ve işten çıkarma yetkisi yoksa 4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi anlamında işveren vekili sayılmaz. İş güvencesinden yararlanır. Aynı şekilde, işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan insan kaynakları müdürü ile personel müdürü, işyerinin tümünü yönetmediğinden iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilecektir. Ancak işletmeye bağlı bir işyerinde, bu işyerinin tümünü sevk ve idare eden, ayrıca işe alma ve işten çıkarma yetkisi olan işçi, iş güvencesi hükümlerinden yararlanamaz.
Somut uyuşmazlıkta dosya içeriğine göre davacının satıştan sorumlu genel müdür yardımcııs olarak çalıştığı, işletmenin tümünü sevk ve idare eden işveren vekili olduğundan işgüvencesi kapsamında olmadığından davanın reddi yerine hatalı değerlendirme ile davanın esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirir.
Belirtilen sebeplerle, mahkeme kararının 4857 sayılı Kanun’un 20/3. maddesi uyarınca bozularak ortadan kaldırılması ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan sebeplerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 101,00 YTL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halind davalıya iadesine, kesin olarak 19.06.2012 tarihinde oy birliği ile karar verildi.