Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2011/18524 E. 2012/9992 K. 16.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/18524
KARAR NO : 2012/9992
KARAR TARİHİ : 16.05.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davalı işçi, davalı kurumun tasfiye komisyonu biriminde sigortalı olarak 28.05.2008–02.11.2010 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, boşta geçen süre ücret ve diğer haklar ile işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminatın belirlenmesini istemiştir.
Davalı işveren, davacının belirttiği tarihler arasında Fon çalışanı olarak istihdam edilmediğini, davanın husumet yönünden reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davacının davalıya ait işyerinde belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalıştığı, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğine göre davalı TMSF, kontrolünde bulunan … şirketlerinin tüzel kişiliklerinin devam etmesinin Fon alacaklarının tahsili açısından yarar sağlamayacağı ve şirketlerinin borca batık olduğunun tespit edildiği gerekçesi ile tasfiyesine ve sicilden terkin olunmalarına karar verildiği, tasfiye işlerini yapmak üzere üç kişilik bir tasfiye komisyonun görevlendirildiği anlaşılmaktadır.
Mülga 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 15. maddesinin (7) numaralı fıkrası ile 19.01.2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 134. maddesi kapsamında olan şirketler ile sermayesinin %50 sinden fazlasını temsil eden hisselere Fonun, Fon Bankasının veya Fon iştiraklerinin sahip olduğu şirketlerin tasfiyesine ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla çıkarılan Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun Kontrolündeki Şirketlerin Tasfiyesine Dair Yönetmeliğin “Tasfiye ve terkine ilişkin kurul kararı” başlıklı 7. maddesinde kurulun, şirket veya iştirakin tasfiyesine ve sicilden terkin olunmasına ilişkin kararı ile birlikte en az üç kişiden oluşan Tasfiye Komisyonunu görevlendireceği, Komisyonun sicilden terkin ile tasfiyeye ilişkin diğer işlemleri yerine getireceği, şirket veya iştirakin tasfiyesine ilişkin işlemlerin yerine getirilmesinde Tasfiye Komisyonunun Fon adına hareket edeceği düzenlenmiştir.
Somut olayda tasfiye işlemlerini yapmak üzere görevlendirilen Komisyon avukat olan davacı ile iş ilişkisi kurmuş ve işe giriş bildirgesi düzenlemiştir. İşe giriş bildirgesinde işveren olarak “TMSF Uzan Grubu Şirketleri Tasfiye Komisyonu” yazılıdır. İş sözleşmesi de yine anılan komisyon tarafından feshedilmiştir.
İş sözleşmesinin geçerli biçimde kurulabilmesi için tarafların bu sözleşmeyi yapabilmeye hukuken ehil olmaları gerekir. Bu bağlamda işveren vekili de işçi ile iş sözleşmesi yapabilmek için bu yönde bir yetkiye sahip olmalıdır. İş sözleşmesi, kuruluşunda geçerlilik koşullarından birini taşımıyorsa genel hükümlere göre yaptırımı geçersizliktir. Geçersizlik, kural olarak, hukuki işlemi geçmişe etkili şekilde hükümsüz kılan bir yaptırım ise de, 30.09.1958 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Yargıtay Büyük Genel Kurulunun 18.06.1958 tarih ve 20/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına göre iş sözleşmesi gibi sürekli borç ilişkilerinde geçersizlik geçmişe değil, ileriye etkili şekilde sonuç doğurur. Bu ilke 11 Ocak 2011 tarihinde kabul edilen ve 01 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı yeni Türk Borçlar Kanunu’nun 394. maddenin üçüncü fıkrası ile kanuni bir kural haline gelmiş bulunmaktadır. Buna göre, geçersizliği sonradan anlaşılan iş sözleşmesi, iş ilişkisi ortadan kaldırılıncaya kadar, geçerli bir iş sözleşmesinin bütün hüküm ve sonuçlarını doğurur. Bu açıdan geçersizlik, taraflardan birinin öne sürdüğü andan itibaren geleceğe yönelik etkili olacaktır.
Somut olayda davalı TMSF tarafından, Tasfiye Komisyonunun sadece tasfiye işlerini yapmak üzere görevlendirildiği anlaşılmaktadır. Komisyonun tüzel kişiliği yoktur. TMSF adına işlem yapmaktadır. Komisyonun yetkisini aşarak yaptığı işlemlerin vekâletsiz iş görme hükümlerine tabi olacağı açıktır. Dosya içeriğine göre davalı TMSF tarafından komisyonun yetkisini aşarak davacı ile iş ilişkisi kurmasına sonradan icazet verildiğine dair bilgi ve belge bulunmamaktadır. Bu durumda iş sözleşmesinin geçersiz olarak kurulduğu sonucuna varılmaktadır. Geçersizliği ileriye etkili sonuç doğuran sözleşmenin feshi ve dolayısıyla feshin geçersizliğine karar verilmesi mümkün değildir. Bu nedenle davanın reddine karar verilmelidir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 40,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kesin olarak 16.05.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.