YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/18561
KARAR NO : 2012/13810
KARAR TARİHİ : 18.06.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, davacının 26.11.2008 tarihinden haksız sebeple ve altı işgünlük kanuni süre geçildikten sonra iş sözleşmesinin feshedildiği 21.02.2011 tarihine kadar davalı işyerinde çalıştığını, davacının iş sözleşmesinin feshinde altı günlük kanuni sürede fesih hakkı kullanılmadığından bahisle öncelikle usulden davanın kabulüne karar verilmesini … sürerek feshin geçersizliği ile davacının işe iadesine, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II. maddesine dayalı olarak haklı sebeple tazminatsız olarak sona erdirildiğini, davacının üretim işçisi olarak çalıştığını, 01.02.2011 tarihinde davalı şirketin İnsan Kaynakları bölümüne gelen fazla mesai muvafakatnamelerinin kontrolünde, aynı kişinin birden fazla imza attığı ve bu imzaların davacı tarafından atıldığının tespit edildiğini, davacının savunmasında başka kişiler yerine de imza attığını kabul ettiğini, bunun üzerine Disiplin Kurulu’nun 16/02/2011 tarihli toplantısında “işverenin çalışana olan güven borcunun zedelendiği” sebebiyle feshe karar verildiğini, haklı sebep koşulunun gerçekleştiği kabul edilmese bile geçerli sebep gerçekleştiğinden açılan davanın reddinereddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, fesih sebebi olarak … sürülen başkasının yerine imza atma olayının 4857 sayılı Kanun’un 25/II. maddesi kapsamında haklı sebep olarak kabulü halinde 4857 sayılı Kanun’un 26. maddesi gereğince işverence fesih sebebinin öğrenilmesinden itibaren altı işgünü içinde feshin yapılması gerekirken olayın ortaya çıktığı 01/02/2011 tarihinden itibaren altı işgünü içinde feshin gerçekleştirilmeyip davacının savunmasının beklendiği … sürülerek kanuni sürede yapılmayan fesih işleminin geçerli sayılmayacağı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İşçi veya işveren bakımından haklı fesih sebeplerinin ortaya çıkması halinde, iş sözleşmesinin diğer tarafının sözleşmeyi haklı sebeple fesih yetkisini kullanma süresi sınırsız değildir. Bu bakımdan 4857 sayılı Kanun’un 26. maddesinde işverenin öğrendiği tarih ve olayın gerçekleştiği tarih başlangıç esas alınmak üzere iki ayrı süre öngörülmüştür. Bu süreler içinde fesih yoluna gitmeyen işçi ya da işverenin feshi, haklı bir feshin sonuçlarını doğurmaz. Bu süre, feshe sebep olan olayın diğer tarafça öğrenilmesinden itibaren altı işgünü ve herhalde fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren bir yıl olarak kanunda belirlenmiştir.
Haklı feshe sebep olan olayda işçinin maddi bir menfaati olmuşsa, olayın üzerinden ne kadar süre geçerse geçsin altı işgününe riayet etmek koşuluyla işverenin haklı fesih imkânı vardır.
Altı işgünlük süre işçi ya da işverenin haklı feshe sebep olan olayı öğrendiği günden itibaren işlemeye başlar. Olayı öğrenme günü sayılmaz ve takip eden iş günleri sayılarak altıncı günün bitiminde haklı fesih yetkisi sona erer.
İşverenin tüzel kişi olması durumunda altı işgünlük süre feshe yetkili merciin öğrendiği günden başlar. Bu konuda müfettiş soruşturması yapılması, olayın disiplin kurulunca görüşülmesi süreyi başlatmaz. Olayın feshe yetkili kişi ya da kurula intikal ettirildiği gün, altı iş günlük sürenin başlangıcını oluşturur. Bir yıllık süre ise her durumda olayın gerçekleştiği günden başlar. Haklı fesih sebebinin devamlı olması durumunda hak düşürücü süre işlemez.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, 01/02/2011 tarihli savunma talep bildirimi yazısında, 01/02/2011 tarihinde İnsan Kaynakları’na gelen fazla mesai muvafakatnamelerinin kontrolünde aynı kişinin birden fazla imza attığı tespit edildiği, bölümde yapılan araştırmada imzaların davacı tarafından atıldığının belirtildiği, davacı savunmasında, bunun suç olduğunu bilmediğini, evrakın akşama kadar istenmesi sebebiyle gece vardiyasında çalışanlar bakımından böyle bir şey yaptığını ifade ettiği, Disiplin Kurulu’nun 16/02/2011 tarihli kararında ise 09/02/2011 tarihli toplantıda davacının raporlu olması sebebiyle dinlenilemediğinin, davranışının işverenin çalışana olan güven duygusunu zedelediğinin ve 4857 sayılı Kanun’un 25. maddesinin II. fıkrasındaki ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan hareketler fiilinin gerçekleşmesi sonucu iş sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiğinin belirtildiği, Disiplin Kurulu’nun sözkonusu 16/02/2011 tarihli kararına göre noter aracılığı ile 21/02/2011 tarihinde düzenlenen fesih yazısında, 4857 sayılı Kanun’un 25/II. fıkrasındaki ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan hareketler fiilinin gerçekleşmesinden dolayı davacının iş sözleşmesinin haklı sebeple feshedilmesine karar verildiğinin belirtildiği anlaşılmaktadır.
Dosya içeriğine göre, Disiplin Kurulu kararının feshe yetkili makama ulaştığı tarihten ititbaren fesih, altı işgünlük süre içinde yapılmıştır. Davacının feshe sebep gösterilen davranışları doğruluk ve bağlılığa uymadığından feshin haklı sebebe dayandığının kabulü gerekir. Davanın reddi yerine kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 60,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 18.06.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.