Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2011/18567 E. 2012/13816 K. 18.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/18567
KARAR NO : 2012/13816
KARAR TARİHİ : 18.06.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, 09/06/2008 tarihinden 28/03/2011 tarihine kadar davalı işyerinde çalışan davacının iş sözleşmesinin geçerli nedenlere dayanılmadan ve fesih sebebi açık ve kesin belirtilmeden feshedildiğini … sürerek feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmesini, boşta geçen süre ücret ve diğer haklar ile işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminatın belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili, çorap imalatı yapılan davalı işyerinde davacının davalı tarafından işten çıkarılmadığını, devamsızlık göstermesi üzerine işverenin sözlü davetlerine ve noterlik bildirimlerine rağmen işe gelmemesi ve işbaşı yapmaması üzerine iş sözleşmesinin feshedilmek zorunda kalındığını, davacının kaldığı yerden işine devam edebileceğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davalı işyerinde yeniden yapılanmaya gidildiği ve davacının iş sözleşmesinin sonlandırılacağı bildirildiği, ancak buna ilişkin delillerin dosyaya sunulmadığı, tanık anlatımlarından da işyerine başka işçilerin alındığı ve feshin geçerli nedene dayanmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18 ve devamı maddelerinde belirtilen iş güvencesi hükümlerinin amacı, işverenin iş sözleşmesini meşru ve makul görülebilecek bir neden olmaksızın keyfi olarak sona erdirmesinin engellenmesi, dolayısıyla iş ilişkisinde sürekliliğin sağlanmasıdır. Sözü edilen düzenlemeler, işverene emredici kurallarla bir takım yükümlülükler getirmekle birlikte, işçinin de yasanın bu korumasından yararlanması için dürüstlük kurallarına uygun davranması gerekir. Başka bir anlatımla, iş ilişkisinde sürekliliğin sağlanması noktasında işçi de dürüstlük kurallarına uygun olarak kendisinden beklenen davranışları ortaya koymalıdır. Bu sebeple, feshin geçersizliğine karar verilmesi istemi ile açılan davada hedef işe başlatılma olmalıdır.
Dosya içeriğine göre, 23.03.2011 tarihli tutanakta makinecilerin çalışma şartlarında yapılan değişikliğe ilişkin olarak bu alanda çalışanlara 23/03/2011 tarihinde gerekli bilgilerin verilmesi akabinde 4857 sayılı Kanun’un 22. maddesi uyarınca bu değişikliğin yazılı olarak bildirimi çerçevesinde davacıya yapılmak istenen bildirimin alınmadığının, noter aracılığı ile düzenlenen 29.03.2011 günlü fesih yazısında belirli süreli hizmet sözleşmesinin İş Kanunu’nun 17.,19. ve 22. maddeleri gözönünde bulundurularak kıdem tazminatı ödenmek suretiyle 09.05.2011 tarihinde feshedileceğinin belirtildiği ve yine noter aracılığı ile düzenlenen 07.05. 2011 tarihli işe davet yazısında ise, her ne kadar işe iade davası açılmış ise de iş sözleşmesinin halen devam ettiği ve feshin gerçekleşmediği, tebliği takip eden işgünü işbaşı yapması aksi takdirde iş sözleşmesinin feshedilmek zorunda kalınacağının bildirildiği, yargılamanın 02.06.2011 tarihli oturumunda da davacı vekili hazır olduğu halde davalı vekilinin, davacının işe başlayabileceğini ifade ettiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davalı işveren fesihten sonra davacıyı işe başlaması için çağrıda bulunmasına rağmen, davacı işçi, haklı bir sebep … sürmeden bu davete icabet etmemiştir. Davacının bu davranışı, iş ilişkisinin devamı ile ilgili talebinde samimi olmadığını, nihai hedefinin feshin geçersizliğine bağlı tazminat ve alacakları almak olduğunu göstermektedir. Ne var ki, salt bu amaca yönelik talebin iş güvencesi hükümlerince korunması mümkün değildir. Çünkü İş Hukuku mevzuatımızda işçiye işe başlama ile tazminat isteme arasında bir seçimlik hak tanınmamıştır. Davacı sözü edilen davranışı ile dava açma hakkını kötüye kullanmak suretiyle işverence yapılan feshi geçerli hale getirmiştir. Bu sebeple, mahkemece davanın reddine ve dava açılmasına işveren sebebiyet vermiş olduğundan yargılama gideri ve vekâlet ücretinden ise davalı işverenin sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken davanın yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen sebeplerle, mahkeme kararının 4857 sayılı Kanun’un 20/3. maddesi uyarınca bozularak ortadan kaldırılması ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan sebeplerle ;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu 35,20 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1,200.00.TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 18.06.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.