Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2011/3970 E. 2011/6633 K. 02.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3970
KARAR NO : 2011/6633
KARAR TARİHİ : 02.12.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

İş sözleşmesinin geçerli neden olmadan davalı işveren tarafından feshedildiğini belirten davacı işçi, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren, davanın zamanında açılmadığını, soruşturmayı yapan müfettiş, sermayenin %74,99 u hazineye ait olan 4603 sayılı kanun ile İktisadi Devlet Teşekkülü olmaktan çıkarıldığını ve satışa hazırlandığı halde sermayesi nedeniyle kamusal niteliğini tamamen yitirmemiş bulunan müvekkil bankada davacı gibi belirsiz süreli hizmet sözleşmesi ile istihdam edilen kendisine verilen denetim ve gözetim görevini en iyi şekilde yapmaya çalışan bir personel olduğunu davacının haksız ve yersiz iddiaların reddeddiğini, mahkemece yapılacak bilirkişi incelemesinde davacının usülsüz işlemleri hakkındaki tespitlerin doğruluğunun açığa çıkacağını, davacının müşteri ilişkileri yönetmeni olduğunu, bir şubede kredi kullandırılması için yapılması gereken işlemlerin tümünün davacı tarafından gerçekleştirilmesi gerektiğini, ancak davacının görev sorumluluklarını yerine getirmediğini, taraflar arasındaki belirsiz iş akdinin 6. maddesinde etik ilke sözleşmesindeki ilke ve esaslara uymayı kabul edeceği,iş disiplini ve işin yapılması için gerekli olan kurallara uymayı kabul edeceği hususunun yer aldığını, aynı sözleşmenin 4. maddesinde 1475 şayılı kanunun 16 ve 17. maddelerinde belirtilen hususların ortaya çıkması halinde hizmet sözleşmesinin ihbar önellerine uymaksızın fesh edileceği hususunun düzenlendiğini,davacının usulsüz kredi kullandırdığının müfettiş tarafından tespit edildiğini, bu nedenle disiplin yönetmeliğinin 20. maddesinden hareketle 15. maddesi uyarınca işten çıkarma cezası ile cezalandırıldığını, iş kanunu hükümleri uyarınca haklı olarak davacının iş akdinin fesh edildiğini, tüm bu nedenlerle davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının, işten çıkartılmasında işverenin, haklı olduğu kesin ve inandırıcı, delillerle ispat edilemediğinden, bu nedenle, işten çıkartılmasının son çare olarak düşünülmesi gerekirken bu hususa riayet edilmemesi nedeniyle, davacının işe iadesine, işveren tarafından süresi içinde, işe başlatılmaması halinde, ödenmesi gereken tazminat miktarı davacı işçinin, kıdemi de dikkate alınarak takdiren 4 aylık brüt ücreti olarak belirlenmiş, düzenlenen raporda gerekli değerlendirmeler yapılmış, ve davacı tarafından, kredi kullandırılarak kişilere, kredilerin ödenmesi, konusunda, davacının, amiri durumunda olan Şube Müdürünün talimatı doğrultusunda hareket edildiği, uygunsuz bir işlemin davacı yönünden olmadığı, anlaşıldığından işe iade kararı verilmesi, gerekli görülmüştür.
Karar davalı taraf temyiz etmiştir.
İş sözleşmesinin, işçinin doğruluk ve bağlılığa aykırı söz veya davranışları sebebiyle işverence haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesinin II. bendinde, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığında işverenin haklı fesih imkanının olduğu açıklanmıştır. Yine aynı maddenin II. bendinin (e) alt bendinde, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan işçi davranışlarının da işverene haklı fesih imkanı verdiği ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere yasadaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene fesih imkanı tanımaktadır.
Somut olayda, servis personeli olarak çalışan davacının kredi talebine ilişkin bilgi ve belgeleri yeterince araştırmadığı ve yeterli düzeyde istihbarat çalışması yapmadığı, takip borcu bulunanların kefaletini kabul ettiği, kredilerin tahsisi aşamasında söz konusu takipleri dikkate almadığı, URİS ekranına gerçeğe uygun olmayan veri girişi yaptığı, sahte belgeler ile kredi kullanarak bankayı dolandırdığını bilmesine rağmen ibraz edilen belgeleri işleme koyduğu, açık hesap limitini tahsis edip kullandırdığı, ticari ortaklık kurma ile şirketin prosedürlerine açıkça aykırı davrandığı dolayısıyla feshin haklı nedene dayandığı anlaşılmaktadır. İşe iade isteğinin reddi gerekirken, yazılı şekilde kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-)Yerel mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-)Davanın REDDİNE,
3-)Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-)Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 60.00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200.00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-)Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 30.12.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.