Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2011/4697 E. 2011/8908 K. 30.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4697
KARAR NO : 2011/8908
KARAR TARİHİ : 30.12.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

İş sözleşmesinin geçerli neden olmadan davalı işveren tarafından feshedildiğini belirten davacı işçi, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren, satış geliştirme şefi olan davacının performansını arttırmak düşüncesiyle müşterilerden peşin para ile ürün siparişi aldıklarını beyan ederek anılan müşteriler adına fatura düzenlemek suretiyle konu ürünleri alarak ekipleriyle birlikte satış noktalarını ziyaret ederek ürün satmaya çalıştıklarını, kendilerinden habersiz olarak fatura ile kendilerine ürün getirilmiş olan bazı müşterilerin ürünleri aldıklarını, bazılarının kabul etmediğini, bunun sonucu satılamayan ürünlerin davacı ve ekibi tarafından evlerine götürüldüğünü, bu şekilde yapay satış olarak gösterilmiş fatura bedellerinin kendilerince karşılandığını, şirketin bu durumdan vergi dairesinin şirket ve müşteri faturalarını karşılaştırdığında faturaların karşılıklı örtüşmemesi sonucu şirket itibarının zedelendiğini ve bu durumun risk oluşturduğunu, bu nedenle 4857 sayılı yasanın 25/II. maddesi gereği haklı olarak feshedildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının yapmış olduğu davranışı nedeniyle davalı işverenliğin herhangi bir zararının olmadığı, haklı ve geçerli fesih iddiasının ispat külfeti kendisine ait olan davalı işverenliğin bu hususu usulünce ispat edemediği, davacının eylemi ile iş akdinin feshi arasında açık bir oransızlık olduğu, feshin haklı ve geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı taraf temyiz etmiştir.
İş sözleşmesinin, işçinin doğruluk ve bağlılığa aykırı söz veya davranışları sebebiyle işverence haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesinin II. bendinde, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığında işverenin haklı fesih imkanının olduğu açıklanmıştır. Yine aynı maddenin II. bendinin (e) alt bendinde, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan işçi davranışlarının da işverene haklı fesih imkanı verdiği ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere yasadaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene fesih imkanı tanımaktadır.
Somut olayda, satış geliştirme şefi olarak çalışan davacı kampanya döneminde kampanyalı ürünler ile ilgili şirketin satış prosedürlerine açıkça aykırı davranarak şirketi özellikle vergi bakımından riske sokmuştur. Fesih haklı nedene dayanmaktadır. Böyle bir durumda şirketin bir zararının doğması şart değildir. İşe iade isteğinin reddi gerekirken, yazılı şekilde kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-)Yerel mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-)Davanın REDDİNE,
3-)Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-)Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 60.00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200.00. TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-)Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 30.12.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.