Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2011/5743 E. 2012/1091 K. 03.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5743
KARAR NO : 2012/1091
KARAR TARİHİ : 03.02.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili; müvekkilinin davalı şirketin İzmir Bölge Müdürlüğü nezdinde 01.05.2004-31.12.2010 tarihleri arasında yerel marketlerden sorumlu satış kategori yöneticisi olarak çalıştığını, 28.12.2010 tarihinde yetkili işveren vekillerince davacıya 31.12.2010 tarihi itibariyle iş sözleşmesinin sona erdirileceği, ancak iş sözleşmesinin davacı tarafından feshedildiğine ilişkin istifa ettiğine dair yazılı bir belge vermesi halinde kıdem ve ihbar tazminatları dahil olmak üzere tüm haklarının kısa sürede eksiksiz ödeneceği ve iş bulması için olumlu referans verileceği, aksi takdirde tazminatlarını geç alacağı ve referans verilmeyeceğinin ifade edildiğini, bu sebeplerle davacının 28.12.2010 tarihinde çalışma şartlarının uygulanmaması nedeniyle 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24/II-f bendi uyarınca iş sözleşmesini 31.12.2010 tarihinde sona erdirildiğine dair belgeyi düzenlediğini ve işverene verdiğini beyanla feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili; davacının saha operasyon müdürü olarak çalışmaya başladığını, 01.01.2010 tarihinde satış kategorisi yöneticiliğine terfi ettiğini, davacının bu pozisyonda çalışmaya devam ederken çalıştığı kadronun ana fonksiyonuna aykırı olarak işverenin onayını almadan işlem yaptığını, bu sebeple davacının iş sözleşmesini sonlandırma niyetiyle davacı ile davalı arasında mutabakata varıldığını ve davacının 4857 sayılı Kanun’un 24/II-f maddesine istinaden iş sözleşmesini 31.10.2010 tarihi itibariyle istifa ederek sona erdirdiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davalının bir yandan istifa olgusuna dayanırken diğer yandan bu olgu ile çelişecek biçimde ihbar ve kıdem tazminatını ödenmiş olmasının açık bir çelişki oluşturduğu, iş yerinde yaklaşık yedi yıl süre ile çalışan davacının istifa etmek sureti ile iş sözleşmesini sonlandırması için gerekli herhangi bir sebebin belirlenemediği gibi davacının tüm kanuni haklarından yoksun kalacak biçimde istifa etmesinin hayatın olağan ilkelerine aykırı olduğu, bu itibarla sözleşmenin istifa sureti ile sonlandırılmadığının kabul edildiği, davalının cevap dilekçesi kapsamına göre davacının şirket onayı almadan işlem yapması sebebi ile davalı şirketin akdin sonlandırılması niyetinde olduğunu, mutabakata varılması üzerine iş sözleşmesinin feshedildiğini belirttiği, davalının yapmış olduğu tazminat ödemesi yolundaki uygulama ile cevap dilekçesindeki bu yöndeki açıklama göz önüne alındığında, iş sözleşmesinin davalı iş veren tarafından feshedildiğinin sabit olduğu, belirtilen fesih nedenine göre davacının iş sözleşmesinin 4857 sayılı iş kanununun 19/2 maddesine aykırı olarak hakkındaki iddialara karşı savunması alınmadan iş akdinin feshedildiği, davalı iş verenin feshin geçerli bir nedene dayandığını ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki iş ilişkinin bozma sözleşmesi yoluyla sona erip ermediği hususu temel uyuşmazlığı oluşturmaktadır.
4857 sayılı Kanun’un 18 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan iş güvencesi hükümleri işçiyi işverenin feshine karşı koruma amacını taşımaktadır. Sözleşmenin işverenin feshi dışındaki bir sebeple sona ermesi halinde iş güvencesi hükümleri uygulanamaz. Bu bağlamda sözleşme ikale (bozma sözleşmesi) ile sona ermişse işçi iş güvencesi hükümlerine dayanarak feshin geçersizliğine karar verilmesini talep edemeyecektir.
İkale, sözleşmenin tarafların ortak iradeleriyle sona erdirilmesidir. Niteliği itibariyle bir sözleşme olması sebebiyle ikale tarafların serbest iradelerine dayanmalıdır. Ayrıca ikale icabı işverenden gelmişse kanuni tazminatlarına ilaveten işçiye ek bir menfaatın sağlanması (makul yarar) gerekir. Aksi halde iş sözleşmesinin ikale ile sona erdirildiğinden söz edilemez.
Dosya içeriğine göre, davacının 01.05.2004-31.12.2010 tarihleri arasında davalı işverene ait işyerinde yerel marketlerden sorumlu satış kategori yöneticisi olarak çalıştığı, davacının işyerine verdiği 28/12/2010 tarihli dilekçesinde, 01/05/2004 tarihinden beri çalıştığı görevinden çalışma şartlarının uygulanmaması sebebi ile 31/12/2010 tarihinden geçerli olmak üzere iş sözleşmesini 4857 sayılı Kanun’un 24/II-f maddesince feshettiğini beyan ederek, kıdem tazminatı ve diğer haklarının ödenmesini istediği, bu yazı üzerine davalı iş veren davacının ihbar ve kıdem tazminatını ödeyerek iş sözleşmesini feshettiği, davacıya 16.780.07 TL kıdem tazminatı ile 10.508.38 TL ihbar tazminatı alacağının ödendiği anlaşılmıştır.
Somut olayda, 28.12.2010 tarihli davacı tarafından imzası inkar edilmeyen dilekçe ile iş sözleşmesini feshettiği, kıdem tazminatı ve diğer haklarının ödenmesini istediği, davacının yerel marketlerden sorumlu satış kategori yöneticisi ünvanı ile istihdam edilen nitelikli bir eleman olduğu ve imzaladığı belgenin mahiyetini ve doğuracağı hukuksal sonuçlarını tayin ve takdir edebilecek durumda bulunduğu, dosya içeriğine göre davacı tarafından verilen bu dilekçeyi geçersiz kılacak bir olgu mevcut olmadığı gibi tazminatların ödenmesi ve olumlu referans verilmesi konularında anlaşma olduğu, bu durumda iş sözleşmesinin ikale ile sona erdirildiğinin kabul edilmesi gerektiği,ikalenin baskı altında, iradesinin sakatlanarak imzalatıldığını davacının ispat edemediği anlaşılmış olup, sözleşmenin ikale ile sona ermesi sebebiyle davanın reddi gerekirken yazılı şekilde hatalı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 39,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 03.02.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.