YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5757
KARAR NO : 2012/1100
KARAR TARİHİ : 03.02.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı işçi, iş sözleşmesinin geçerli sebep olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının işyerinde belirli süreli iş sözleşmesi ile çalıştığını, iş güvencesinden yararlanamayacağını, davacının İkitelli Oyakkent konut projesinde çalıştırılmak üzere işe alındığını, iş sahibi ordu yardımlaşma kurumu tarafından üçüncü etap projesine başlanmama kararı alındığını bu sebeplerle idari ve teknik personelin ihtiyaç fazlası olanların iş sözleşmelerinin ikale sureti ile sona erdirildiğini kaba inşaatı tamamen biten inşaatta harita mühendisine ihtiyaç kalmaması sebebi ile davacınında iş sözleşmesinin feshedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iş sözleşmesinin azami süreli iş sözleşmesi olarak değerlendirilmesi gerektiği, azami süreli iş sözleşmelerine belirsiz süreli iş sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerektiği, davacının iş güvencesinden faydalanma şartlarına sahip olduğu, davacının ikaleyi itirazi kayıt ile imzaladığı, ikale sözleşmesinin içeriğinde karşılıklı fesihten bahsedilmesine rağmen 21.05.2007 tarihli sözleşmenin erken feshe ilişkin hükümlerinin uygulandığı, bu sebeple iş sözleşmesinin esasen işveren tarafından feshedildiği, fesih talebinin davacıdan geldiğine dair davalı tarafça herhangi bir iddia ileri sürülmediği gibi işveren tarafından fesih içinde ikale sözleşmesinde bir neden belirtilmediği, feshin geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İş sözleşmesinin ikale ile sona erip ermediği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan iş güvencesi hükümleri işçiyi işverenin feshine karşı koruma amacını taşımaktadır. Sözleşmenin işverenin feshi dışındaki bir sebeple sona ermesi halinde iş güvencesi hükümleri uygulanamaz. Bu bağlamda sözleşme ikale (bozma sözleşmesi) ile sona ermişse işçi iş güvencesi hükümlerine dayanarak feshin geçersizliğine karar verilmesini talep edemeyecektir.İkale, sözleşmenin tarafların ortak iradeleriyle sona erdirilmesidir. Niteliği itibariyle bir sözleşme olması sebebiyle ikale tarafların serbest iradelerine dayanmalıdır. Ayrıca ikale icabı işverenden gelmişse kanuni tazminatlarına ilaveten işçiye ek bir menfaatın sağlanması (makul yarar) gerekir. Aksi halde iş sözleşmesinin ikale ile sona erdirildiğinden söz edilemez.
Dosya içeriğinden, davacının 21.05.2007-01.04.2009 ve 01.04.2009-31.12.2010 tarihleri arasında davalı işverene ait işyerinde Harita Mühendisi olarak çalıştığı, 26.10.2010 tarihli ikalede, anlaşmanın konusunun 01.04.2009 tarihinde süresi sona eren ve 01.04.2009 tarihinli ek sözleşme ile süresi 31.12.2010 tarihine kadar uzatılan 21.05.2007 tarihli belirli süreli iş sözleşmesinin süresinden önce karşılıklı olarak feshi olduğu, iş sözleşmesi 31.10.2010 tarihi itibariyle karşılıklı olarak feshedildiği, erken fesih nedeniyle işverenin 7.424.00 TL tazminat ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği, davacının sözleşmenin süresinden önce fesih edilmesi sebebiyle yukarıda yazılı tazminat dışında, her ad altında olursa olsun başkaca herhangibir talepte bulunmayacağı, hususlarının kararlaştırıldığı, davacının tüm kanuni hakları saklı kalmak itirazi kaydıyla sözleşmeyi imzaladığı anlaşılmıştır.
Somut olayda, davacının iş sözleşmesi tarafların anlaşması (ikale) ile sona ermiş olup, davacının eğitim düzeyi, iş yerindeki konumu, yaptığı iş ve kendisine sağlanmış olan ek menfaatler de dikkate alındığında, iradeyi sakatlayan bir durumun mevcut olmadığı açıkça anlaşılmaktadır. İş sözleşmesinin anlaşmayla sona erdirilmesi yönündeki taraf iradelerine değer verilerek, davanın reddi yerine olaya uygun düşmeyen gerekçe ile davanın kabulü hatalı olup, hüküm bu sebeple bozmayı gerektirmiştir.
4857 sayılı Kanun’un 20/3. maddesi uyarınca yerel mahkeme kararının bozularak ortadan kaldırılması ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 30,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, kesin olarak 03.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.