Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2011/8255 E. 2012/1417 K. 09.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8255
KARAR NO : 2012/1417
KARAR TARİHİ : 09.02.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı işçi, iş sözleşmesinin davalı işverence geçerli bir sebep olmadan feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliği ile işe iadesine karar verilmesini, buna bağlı işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen dört aylık ücret ve diğer haklarının belirlenmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı işveren, davacının sözlemeden doğan görevlerini yerine getirmemesi ve hasta yakınlarından hakkında şikayet gelmesinden dolayı iş sözleşmesinin feshedilmesi sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, işçinin yapmakla ödevli olduğu görevlerin davacıya hatırlatılmadığı ve fesih sebebi açıkça bildirilmediğinden davanın kabulü ile feshin geçersizliğine, davacının işe iadesine karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18 ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanun’un 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Dosya içeriğinden, davalı işyerinde temizlik elemanı olarak 13.04.2010 tarihinden beri çalışan davacının, iş sözleşmesinin davacının görevi olan işleri yapmadığı, hasta ve hasta yakınlarından hakkında şikayet geldiğinden 4857 sayılı Kanun’un 25. maddesinin II/h fıkrası uyarınca feshedildiği anlaşılmaktadır.
Somut olaydan davacı hakkında daha önce uyarıldığı halde depoda yiyecek bulundurduğuna dair 20.09.2010 tarihli, hastanenin 7. katındaki odanın çöpünün alınmadığı konusunda 05.01.2010 tarihli, hastanın tekstil malzeme isteğini kalmadığı gerekçesi ile karşılamadığı ancak yapılan kontrolde kattaki tüm hastalara yetecek kadar tekstil malzemesinin bulunduğuna ilişkin 20.02.2010 tarihli ve en son yastık kılıfı bulunduğu halde hastaya başka hastanın kullandığı yastık kılıfını verdiği ve eldiveni değiştirmeden başka hastalar da kullandığına dair 07.03.2011 tarihli tutanakların tutulduğu ve son olaya dair hastanın aynı tarihli şikayet dilekçesinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Hastane işyerinde hijyenik koşulların sağlanmasının çok önemli olduğu ve ortamın sürekli temiz tutulması gerektiği bilinen gerçektir. Davacı bu koşulların sağlanması için temizlik elemanı olarak çalışırken temizlik işçisinin göstermesi gereken yeterli özeni göstermediği tutulan tutanak içeriklerinden anlaşılmakta olup davacının tüm davranışları birlikte değerlendirildiğinde haklı sebep ağırlığında olmasa da geçerli fesih sebebi oluşturacak niteliktedir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 80,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, kesin olarak 09.02.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi