Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2011/8952 E. 2012/11684 K. 29.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8952
KARAR NO : 2012/11684
KARAR TARİHİ : 29.05.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin haklı sebep olmaksızın feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğinin tespiti ile işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının iş sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının iş sözleşmesinin feshinde geçerli sebebin bulunduğu ancak feshin makul süre içinde yapılmayarak usul kurallarına aykırı hareket edildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile feshin geçersizliğine ve davacının davalı şirkette işe iadesine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında, iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
4857 sayılı Kanun’un 19. maddesinin 1. fıkrasına göre işveren fesih bildirimini yazılı yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır. Fesih bildirimi yazılı yapılmamışsa veya fesih sebebi açık ve kesin bir şekilde belirtilmemişse aynı Kanun’un 21. maddesi gereğince geçerli sebep gösterilmediği kabul edilir. Buna karşılık, aynı Kanun’un 25. maddesinde öngörülen, işverenin haklı sebeple derhal feshinde ise yazılı şekil şartı aranmamaktadır.
4857 sayılı Kanun’un 26. maddesine göre, işçinin aynı Kanun’un 25. maddesinde gösterilen ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırı davranışlarda bulunması halinde, işveren fesih hakkını, işçinin bu tür davranışlarını öğrendiği günden başlayarak altı iş günü içerisinde ve her halde eylemin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl içinde kullanması gerekmektedir. Ancak, işçinin olayda maddi çıkar sağlaması durumunda bir yıllık süre uygulanmayacaktır.

Davalı iş yerinde, otobüs şoförü olarak çalışan davacının iş sözleşmesinin, yolcudan para aldığı halde akbil bastırmadığından, geçmiş dönemde almış olduğu cezalar da dikkate alınarak haklı sebeple feshedildiği dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davacının yolculardan para aldığı halde akbil bastırmadığı yolunda … isimli bir vatandaşın ilgili idareye dilekçe yazarak şoför hakkında şikayette bulunması üzerine, Denetim Bürosu Yetkililerince özel takibe alındığı, idarenin denetim elemanlarından … tarafından … tarihinde 130 (…) hattında yapılan takipte, denetim elemanının otobüse para vererek binmesine rağmen adı geçen şoförün akbilini bastırmadığı, yine aynı otobüste seyahat eden iki yolcudan da paralarını aldığı halde akbil bastırmadığı tespit edilerek tutanak altına alındığı, davacının otobüse binen akbilleri veya biletleri olmayan yolculardan ve hatta kendisini izlemekle görevli denetim elemanından parasını aldığı halde akbil bastırmadığı, ayrıca sicil kartonunun incelenmesinde, otuzbeş kez oto hasarı, iki kez emir ve talimatlara uymamak, bir kez garaja avanslı girmek, bir kez işe başlama ve ayrılma saatlerine riayet etmemek, bir kez amirlerine layık olmayan davranışlarda bulunmak, bir kez tehlikeli oto kullanmak, bir kez verilen işi muntazam surette itina ile iş icaplarına göre yapmamak, bir kez yolcuları başka otolara aktarıp ilgililere haber vermemek, bir kez durakta durmamak, bir kez kılık kıyafete dikkat etmemek, bir kez güzergah değiştirmek, bir kez arıza bildirmeyerek sefer zayiine sebebiyet vermek suretiyle çeşitli yevmiye cezalarının bulunduğu görülmekle, davacının bu eylemleri işverene karşı doğruluk ve sadakatle çalışma yükümlülüğüne aykırı olduğu gibi fesih için haklı sebep teşkil eder.
Her ne kadar mahkemece, feshin makul süre içerisinde yapılmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, somut olayda davacının maddi çıkar sağladığı sabit olduğundan, 4857 sayılı Kanun’un 26. maddesinin 1. fıkrasının 2. cümlesi gereğince, işveren fesih hakkını bir yıllık süre ile takyit edilmeksizin kullanabilecektir. Kaldı ki, altı günlük süre feshe yetkili makama ulaşma tarihinden başlar. Bu itibarla, feshin süresinde veya makul süre içinde yapılmadığından söz etmek mümkün değildir.
Yukarıda izah edildiği üzere, fesih haklı sebebe dayandığından ve süresinde yapıldığından davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi hatalı olup, hüküm bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 970,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 29/05/2012 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
SV