YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/116
KARAR NO : 2012/14770
KARAR TARİHİ : 28.06.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı işçi, iş sözleşmesinin haklı bir neden olmadan işverence feshedildiğini … sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı işveren vekili, davacının, işverenin diğer çalışanı olan …’a telefon görüşmesinde “sen kim oluyorsun da beni uyarıyorsun, işten çıkartıyorsanız çıkartın, oraya gelirsem ağzını, yüzünü, kafanı kırarım” şeklinde sözler söyleyerek tehditte bulunduğunu, işçinin savunmasında iki gün önce trafik kazası geçirmiş olmasının gerekçe gösterdiğini ve bu şekilde tartıştığını kabul ettiğini, bu nedenle davacının iş akdinin haklı nedenle feshedildiği belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini ispat yükünün işverene ait olduğu, davacı işçinin telefondaki tartışmada tanık …’ın kendisine “illa ağzımızı mı bozmamız gerekir” dediğini belirttiği, davacı işçinin mahkemedeki beyanının da işveren tarafından alınan savunması ile uyum içinde olduğu, bu durumda davacı işçinin ilk haksız hareketi yapmadığı sonucuna varıldığı ve iş akdinin feshinin haksız olduğu gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesinin II. bendinin (d) fıkrasına göre, işçinin işverene veya ailesine yahut işverenin başka bir işçisine karşı şeref ve namusuna dokunacak sözler söylemesi veya davranışlarda bulunması ya da işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnatlarda bulunması veya işçinin işverene veya aile üyelerinden birine sataşması haklı fesih nedeni olarak sayılmıştır. Böyle durumlarda işçi, anayasanın 25 ve 26. maddesi ile güvence altına alınmış düşünceyi açıklama özgürlüğüne dayanamaz. Buna karşılık işçinin bu ağırlıkta olmayan işveren aleyhine sarfettiği sözler çalışma düzenini bozacak nitelikte ise geçerli fesih nedeni sayılmalıdır. Sadece işverene karşı değil, işveren temsilcisine karşı yöneltilen ve haklı feshi gerektirecek ağırlıkta olmayan aleyhe sözler geçerli fesih nedeni sayılmalıdır. İşçinin, işverenin başka bir işçisine sataşması 25/II, d hükmü uyarınca haklı fesih nedeni sayılmıştır. Sataşma niteliğinde olmadığı sürece, diğer
işçilerle devamlı ve gereksiz tartışmaya girişmek, iş arkadaşları ile ciddi geçimsizlik göstermek geçerli fesih nedenidir.
4857 sayılı Kanun’un 25. maddesi kapsamında değerlendirilecek ağır sözleri, işçi, işverenin veya vekilinin tahrikleri sonucu söylemesi, geçerli fesih nedeni sayılmalıdır. Yapıcı ve objektif ölçüler içerisinde belirli bir uzmanlık alanı ile ilgili eleştiri ya da işletmedeki bozukluk ya da uygunsuzluklara ilişkin eleştiri söz konusu olduğunda geçerli fesihten bahsedilemez.
4857 sayılı Kanun’un 25 II-(h) bendinde ise, işçinin hatırlatıldığı halde görevlerini yapmamakta ısrar etmesi durumunda işverenin haklı fesih imkanının bulunduğu hükme bağlanmıştır.
İş görme edimi, işçi tarafından işverenin verdiği talimatlara uygun olarak yerine getirilmelidir.
4857 sayılı Kanun ile işçinin hatırlatıldığı halde görevini yapmamakta ısrar etmesi kuralı getirilmiştir. Bu noktada işverenin hatırlatmasının ardında sadece bir kez görevi yapmama yeterli sayılmamalıdır. İşçinin görevi yapmama eylemi hatırlatmanın ardından da devamlılık arz etmelidir. Devamlılık gösteren görevi yapmama haklı neden kabul edilmeli, ancak devamlılık göstermeyen görevi yapmama, işyerinde olumsuzluklara … açmış ise, iş sözleşmesinin feshi geçerli neden sayılmalıdır.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, davalı işyerinde veteriner olarak çalışan davacının iş sözleşmesi, her hafta düzenlemesi gereken raporları yaklaşık iki aydır düzenlememesi ve amiri bunun için kendisini aradığında “sen kim oluyorsun da beni uyarıyorsun, beni uyarmak sana mı kaldı, işten çıkartıyorsanız çıkartın, ben de artık bıktım, oraya gelirsem ağzını, yüzünü, kafanı kırarım” demesi üzerine işverence 4857 sayılı Kanun’un 25/2-d ve h maddesi uyarınca haklı nedenle feshedilmiştir. Davacı fesihten önce alınan savunmasında, bahsedilen 16.06.2011 tarihinden itibaren iş yoğunluğu nedeniyle raporlarını gönderemediğinin doğru olduğunu, fakat diğer saha veterineri ile kıyaslandığında üzerine düşen yüksek kapasite ve iş yükünün çok fazla olduğunu, her zaman raporlamalarını mesai saatleri dışında gece bile yaptığını, … Bey’in “senin gibi elemana ihtiyacımız yok, neden raporlarını yollamadın, illa ki ağzımızı mı bozmamız gerekir ” gibi tahrik edici ifadelerde bulunduğunu, ayrıca iki gün önce trafik kazası yaptığını, bu gibi tahrik edici sebepler ve trafik kazası yapmış olmasının verdiği psikolojik gerginlik nedeniyle kendisiyle tartıştığını, tartışmada kendisine herhangi bir tehditte bulunmadığını belirtmiştir. Ayrıca “siz kimsiniz de ağzınızı bozuyorsunuz” dediğini kabul etmiştir. Tartışmanın karşı tarafı olan … tanık olarak dinlenmiş ve davacıya “illa ağzımızı mı bozmamız gerekir” şeklinde bir beyanda bulunmadığını belirtmiştir.
Davacının dosya içeriği ile … olduğu üzere, davacı raporlamaları iki ay geciktirmiş ve bunun üzerine amiri kendisini arayınca telefonda amiri ile tartışmıştır. Davacının görevini yapmamakta ısrar ettiği olgusu ispatlanamamıştır. Ancak iki aydır işini aksatmış olduğu da ortadadır. Davacı ilk tahrik edici eylemin amirinden geldiğini belirtmesine rağmen, o gün gergin olduğunu ve “sen kim oluyorsun da ağzını bozuyorsun” dediğini, başka bir şey demediğini, ancak amiri ile tartıştığını kabul etmiştir. Bu durumda, fesih sebebi yapılan olgular haklı neden oluşturacak ağırlıkta olmasa bile, işyerinde olumsuzluklara … açtığından, artık davalı işverenden davacı ile iş ilişkisini sürdürmesi beklenemez. Bu nedenle davalı işverence yapılan feshin geçerli nedene dayandığının kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 78,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 28.06.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.