YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11603
KARAR NO : 2012/19515
KARAR TARİHİ : 24.09.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
İş sözleşmesinin geçerli sebep olmadan davalı işveren tarafından feshedildiğini belirten davacı işçi, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren vekili, iş sözleşmesinin karşılıklı anlaşma yoluyla sona erdiğini, davacının iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacağını belirterek, açılan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı taraf temyiz etmiştir.
İş sözleşmesinin ikale ile sona erip ermediği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan iş güvencesi hükümleri işçiyi işverenin feshine karşı koruma amacını taşımaktadır. Sözleşmenin işverenin feshi dışındaki bir sebeple sona ermesi halinde iş güvencesi hükümleri uygulanamaz. Bu bağlamda sözleşme ikale (bozma sözleşmesi) ile sona ermişse işçi iş güvencesi hükümlerine dayanarak feshin geçersizliğine karar verilmesini talep edemeyecektir.
İkale, sözleşmenin tarafların ortak iradeleriyle sona erdirilmesidir. Niteliği itibariyle bir sözleşme olması sebebiyle ikale tarafların serbest iradelerine dayanmalıdır. Ayrıca ikale icabı işverenden gelmişse kanuni tazminatlarına ilaveten işçiye ek bir menfaatın sağlanması (makul yarar) gerekir. Aksi halde iş sözleşmesinin ikale ile sona erdirildiğinden söz edilemez.
Somut olayda, taraflar arasında 22/12/2010 tarihli ve “İş Sözleşmesinin İkale Anlaşması ile Sona Erdirilmesi ve Sonuçlarına İlişkin Protokol” başlıklı belge ile zarar eden CNS ve GP olarak adlandırılan iki grubun birleştirilerek tek bir grup halinde CNS adıyla yapılanması, şirketin ihtiyaçları düşünülerek bu grupta küçülmeye gidilmesi, satış müdürlüğü ve insan kaynakları müdürlüğünün raporu doğrultusunda ihtiyaç fazlası bölge müdürü ve tıbbi satış mümessilleri ile olan iş sözleşmelerinin sonlandırılması, iş
sözleşmesi sonlandırılacak çalışanların 2010 yılı onbir aylık süreçteki performanslarının objektif bir değerlendirme ile tespit edilerek performansı en düşük olandan başlamak suretiyle belirlenmesi, bu kişiler içinde iş sözleşmelerinin karşılıklı anlaşmak suretiyle sona erdirilmesine gönüllü olacak kişiler var ise onlarla kanuni hakları ödenerek ikale sözleşmesi yoluyla hizmet sözleşmesinin sona erdirilmesi yoluna gidildiği davacıya kıdem-ihbar tazminatları yanında brüt dört maaş işgüvencesi tazminatı ödeneceği hususunda anlaşma sağlandığı belirtilmiştir. İşçinin ek menfaat aldığı, karşılıklı anlaşma ile iş sözleşmesinin sona erdirildiği açıktır. İşe iade talebinin reddi gerekirken yazılı şekilde kabul edilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 70,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 24/09/2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.