YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1274
KARAR NO : 2012/15656
KARAR TARİHİ : 03.07.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme davayı reddetmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı işçi, iş sözleşmesinin davalı işveren geçerli sebep olmadan feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliği ile işe iadesine ve buna bağlı tazminat ile boşta geçen süre ücretinin hüküm altına alınması isteğinde bulunmuştur.
Davalı işveren, davacının iş sözleşmesini istifa etmek suretiyle bozduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının istifa etmek suretiyle iş sözleşmesinin sona erdirildiğinin kabulü ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Somut olayda, iş sözleşmesinin davacının istifası ile sona erdirilip erdirilmediği uyuşmazlık konusudur.
Dosyada davacının istifa ettiğine dair bir dilekçe bulunmaktadır. Mahkemece bu dilekçeye itibar edilerek davanın reddine karar verilmiş ise de, bilgisine başvurulan davacı tanıkları, davacının iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedildiğini ve fesih sırasında istifa dilekçesi alındığını, işverenin işten çıkarmak istediği işçilerden istifa dilekçesi alma yoluna gittiğini belirterek iddiayı doğrulamışlardır. Tanık anlatımları ve dosyadaki diğer deliller birlikte değerlendirildiğinde, üç kişinin aynı günde istifa dilekçesi vererek iş yerinden birlikte ayırmaları çalışma hayatının olağan akışına aykırı düşmektedir. Öte yandan, aynı iş yerinden ayrılan ve iş sözleşmesinin feshi sırasında kendisinden de istifa dilekçesi alınmak istendiğini, fakat vermediğini ve işverence haksız olarak işten çıkarıldığını iddia eden başka bir işçinin açmış olduğu davanın incelenen Dairemizin 2011/14950 esas sayılı dosyasındaki olgular da nazara alındığında, işverenin iddia edildiği gibi işçilerden istifa dilekçesi aldığı, dolayısıyla, istifanın gerçek iradeyi yansıtmadığı yönü ağırlık kazanmaktadır. Ayrıca, belirtmek gerekir ki, işçinin haklı bir sebebe dayanmadan iş sözleşmesini istifa suretiyle feshetmesi, kıdem tazminatına hak kazandıran hallerden değildir. Davacı işçinin istifa dilekçesinde sözleşmeyi fesih yönünde herhangi bir sebep belirtmediği de görülmektedir. İstifa dilekçesi içeriğine göre davacıya kıdem tazminatı ödenmesi gerekmediği halde, ödenmiş olması da ortada gerçek bir istifa iradesinin bulunmadığını ortaya koymaktadır. Açıklanan bu sebeplerle, davacının iş sözleşmesinin işçi tarafından değil, işveren tarafından haklı veya geçerli bir sebep belirtilmeksizin feshedildiği anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, reddine karar verilmesi hatalı olup, hüküm bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı İş Kanun’nun 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen sebeplerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-İşverence yapılan FESHİN GEÇERSİZLİĞİNE,
3-Davacının yasal sürede işe başvurmasına rağmen, işverenin süresi içinde işe başlatmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının fesih nedeni ve kıdemi dikkate alınarak dört aylık ücreti olarak belirlenmesine,
4-Davacının işe iade için işverene süresi içinde başvurması halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar doğmuş bulunan en çok dört aylık ücret ve diğer haklarının davacıya ödenmesi gerektiğinin belirlenmesine, davacının işe başlatılması halinde varsa ödenen ihbar ve kıdem tazminatının bu alacaktan mahsubuna,
5-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
6-Davacı tarafından yapılan 290,76 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
7-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, kesin olarak, 03.07.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.