Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/12935 E. 2013/3147 K. 15.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12935
KARAR NO : 2013/3147
KARAR TARİHİ : 15.02.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma, hafta tatili ile genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, davacının davalıya ait işyerinde 29.06.2007-22.02.2012 tarihleri arasında asgari ücretle çalıştığını, iş sözleşmesinin işverence haksız olarak feshedildiğini, fazla çalışma yaptığını, ulusal bayram ve genel tatiller ile hafta tatillerinde çalıştığını, yıllık izinlerini kullanmadığını, alacak ve tazminatlarının ödemediğini ileri sürerek, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ve işyeri uygulamalarından kaynaklanan alacaklarının davalıdan faizleriyle birlikte tahsilini istemiş, taleplerini bilirkişi raporu doğrultusunda artırarak ıslah etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiş, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının davalıya ait işyerinde 29.06.2007-22.02.2010 tarihleri arasında iki yıl yedi ay yirmiüç gün süre ile asgari ücretle çalıştığı, iş sözleşmesinin işverence haksız olarak feshedildiği, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, yıllık izin ücreti alacağı bulunduğu, fazla çalışma yapıldığının, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatillerde çalışıldığının ve işyeri uygulamasından kaynaklanan alacakların ıspatlanamadığı gerekçesiyle bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı kanuni süresi içinde davalı temyiz etmiştir.
1.Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2.Davalının temyiz aşamasında dosyaya sunduğu yıllık izin kullanıldığına dair belgelerin değerlendirilmesi gerekip gerekmediği hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Somut olayda, işverence temyiz aşamasında dosyaya sunulan davacının imzası bulunan belgelerde, davacının 19.10.2009-05.11.2009 tarihleri arasında ondört gün, 05.09.2008-22.09.2008 tarihleri arasında ondört gün olmak üzere yirmisekiz gün yıllık izin kullandığı, izin talep formunda davacının, başkan ve izin kurulu üyelerinin imzalarının bulunduğu, imzasız ücret bordrolarında davacıya yirmisekiz günlük yıllık izin parası ödendiği anlaşılmış olup, ödeme iddiası itiraz mahiyetin de olduğundan ve yargılamanın her safhasında ileri sürülebileceğinden, sunulan belgeler üzerinde durularak, taraflardan diyecekleri sorulduktan sonra, gerçekten ödeme yapıldığı belirlenirse, mahsub yapılarak karar verilmesi gerektiğinden hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeple BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 15.02.2013 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY

Davalı şirkete ait işyerinde garson olarak çalışan davacı, iş sözleşmesinin haklı bir neden olmadan feshedildiğini ileri sürerek ihbar ve kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti, fazla mesai, hafta ve genel tatil ücreti alacaklarının ödenmesine karar verilmesi istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece isteğin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Yargılama sırasında davalı işveren yazılı bir cevap vermediği gibi, herhangi bir delil listesi veya delil sunmamış ve mahkemece de belirtildiği gibi herhangi bir ispat faaliyetine girişmemiştir. Temyiz dilekçesinde duruşma günü ve dava dilekçesinin tebliğ edilmediğine ilişkin bir itirazı da bulunmayan davalının temyiz dilekçesi ekinde sunduğu belgeler ödemeye ilişkin olsa bile dikkate alınamaz. Temyiz incelemesinde, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen vakıa ve dillerin, hatta mahkemenin karar vermesinden sonra yaşanan vakıaların ileri sürülmesi mümkün değildir. Yeni vakıaların ileri sürülmesi ve bunların incelenmesi, karşı tarafın rızasına da tabi değildir. Çünkü temyiz incelemesinde tahkikat yapılamaz.
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 437.maddesinde hukukun veya taraflar arasındaki sözleşmenin yanlış uygulanmış olması, dava şartlarına aykırılık bulunması, taraflardan birinin davasını ispat için dayandığı delillerin kanuni bir sebep olmaksızın kabul edilmemesi ve karara etki eden yargılama hatası veya eksikliklerin bulunması halinde Yargıtay’a mahkeme kararının kısmen veya tamamen bozulabileceği belirtilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “bozma sebepleri” başlığını taşıyan 371.maddesinde de temyiz olunan kararın tamamen veya kısmen bozulması için; hukukun veya taraflar arasındaki sözleşmenin yanlış uygulanmış olması, dava şartlarına aykırılık bulunması, taraflardan birinin iddiasını ispat için dayandığı delillerin kanun bir sebep olmaksızın kabul edilmemesi ve karara etki eden yargılama hatası ve eksiklilerinin bulunması gerekir. Şu halde temyiz kanun yolunda, ilk derece mahkemesinin 371.maddede belirtilen hususlar ileri sürülebilir.
Somut olayda gerek 1086 sayılı Kanun’da gerekse 6100 sayılı Kanun’da belirtilen bozma sebeplerinin hiçbiri mevcut değildir. Bu nedenle, ilk derece mahkemesi yargılamasına iştirak etmeyen, yazılı bir cevap vermeyen ve delil de sunmayan davalının temyiz aşamasında ödeme belgelerini sunması bozma nedeni olmamalıdır. Kaldı ki, mahkemenin duruşma günü ve dava dilekçesinin bildirimine ilişkin tebligatı aldığı halde duruşmalara gelmeyen, cevap vermeyen ve delil de sunmayan davalının varılacak sonuçları göze aldığı açıktır. Öte yandan, sayın çoğunluğun temyiz aşamasında sunulan ödeme belgelerinin dikkate alınması gerektiği yönünde vardığı sonuç, mahkemelerin yargısal faaliyetlerini ciddiye almayan veya yargılamayı uzatmaya matuf kötü niyetli davranışları özendirici niteliktedir. Yukarıda belirttiğim nedenlerle kararın onanması gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun aksi yöndeki görüşüne katılamıyorum.15.02.2013