Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/13355 E. 2012/21021 K. 04.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13355
KARAR NO : 2012/21021
KARAR TARİHİ : 04.10.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı işçi, iş sözleşmesinin davalı işverence geçerli bir sebep olmadan feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliği ile işe iadesine karar verilmesini, buna bağlı işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen dört aylık ücret ve diğer haklarının belirlenmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı işveren, müvekkili şirkette tıbbi tanıtım ve satış sorumlusu olarak görev yapan davacının, saha çalışmaları ile bu kapsamda doktor ve eczacıları ziyaretleri sırasında uyması gereken kural ve kaidelere aykırı hareket etmesi sebebiyle iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesi uyarınca ve geçerli sebeple feshedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacı ile aynı işyerinde aynı görevi yapan davacı tanık beyanlarına göre doktor ve eczacıları yaptıkları ziyaretlerde herhangi bir şikayet almadıklarını görevini çok iyi yapan bir personel olduğunu beyan ettikleri, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacının iş sözleşmesinin feshinin davalı tarafça son çare olarak değil ilk çare olarak düşünüldüğü ve bu sebeple yapılan feshin geçersiz olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı Kanun’un 18 ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Dosya içeriğinden, davalı işyerinde tıbbi mümessil olarak çalışan davacının 24.05.2011 tarihli fesih bildirimi ile, saha çalışma prosedürünün promosyonla ilgili maddelerine aykırı hareket ederek bölge müdürünün izni ve bilgisi dışında doktorlara promosyon olarak bir takım medikal cihazların temini ile tıbbi kongrelere iştirak yönünde taahhütlerde bulunduğu, şirket ve amirlerinin bilgisi dışındaki bu taahhütleri yerine getirmediği ve bu sebeple şirketin itibar kaybına sebep olduğu ve maddi olarak zarara uğrattığının tespit edildiği belirtilerek iş sözleşmesinin feshedildiği anlaşılmaktadır. Davalı işveren tarafından dosyaya ibraz edilen ve davacıya tebliğ edildiği anlaşılan “Saha Teşkilatı Çalışma Prosedürü” nün 25, 26, 27 ve 28. maddelerinde promosyonlara ilişkin prosedürün ne şekilde yapılacağı belirlenmiştir. Davacının çalıştığı bölgede bulunan doktorlar tarafından davalı şirkete gönderilen mektuplarda davacı tarafından kendilerine söz verilen promosyonların yerine getirilmediği belirtilmiştir.
Somut olayda tıbbi tanıtım temsilcisi olarak çalışan davacının şirket çalışma prensiplerine göre hareket etmesi ve kendisine tebliğ edilen prosedürlere uyması gerekirken, çalıştığı bölgede hizmet götürdüğü kişiler tarafından davacının işini gereği gibi yerine getirmediğine ilişkin şikayetlerin işverene intikal ettiği ve davalı tarafından yapılan araştırmada şikayet konusu hususların dinlenen diğer tanık beyanları ile sabit olduğu anlaşılmıştır. Davacının bu şekilde çalıştığı davalı işyerinin kurallarına aykırı hareket ederek şirketin ticari itibarının zarar görmesine sebep olduğunun anlaşılmasına göre, yapılan feshin işleminin geçerli sebebe dayandığının kabulü gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde istemin kabulüne karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 70,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, kesin olarak 04.10.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.