YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13858
KARAR NO : 2012/17780
KARAR TARİHİ : 11.09.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, ücret alacağı, fazla çalışma ücreti, yıllık izin ücreti alacağı, geçim indirim alacağı, ulusal bayram ve genel tatil ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili; davacının davalı … Bakanlığına bağlı … Hastanesinde değişik alt işverenlerin işçisi olarak aralıksız çalıştığını, işçilik ücretlerinin ödenmediğinden iş sözleşmesini davacının feshettiğini, işyerinde fazla mesai ücretleri ile ulusal bayram ve genel tatil günlerindeki çalışmasının karşılığı olan ücretin ve yıllık izin ücretlerinin ödenmediğini, davalı … Bakanlığının asıl işveren sıfatı ile davacının işçilik alacaklarından sorumlu olduğu iddiasıyla kıdem tazminatı ile diğer işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı bakanlık vekili; davacının yüklenici firmanın elemanı olduğunu, işin tamamı ihale yoluyla başka bir işverene verildiğinden, asıl işveren alt işveren ilişkisinden bahsedilemeyeceğini, hastanede çalıştırılacak işçilerin işe alımlarından, işten çıkarılmalarından ve her türlü tazminat taleplerinden yüklenici firmanın sorumlu olduğunu savunarak açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı … ile yüklenici şirketler arasında alt işverenlik ilişkisinin bulunduğu, asıl işveren olarak davalı … Bakanlığının işçilik alacaklarından sorumlu olduğu, işçilik ücret alacaklarının ödenmemesi sebebiyle iş sözleşmesinin davacı tarafından haklı sebeple feshedildiğinden davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, görüşüne başvurulan hesap bilirkişisinin tanık anlatımlarına göre düzenlediği rapora itibarla davanın kısmen kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir.
Kararı kanuni süresi içinde davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacının dava konusu tazminat ve işçilik alacaklarına hak kazanıp kazanmadığı taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
İşçinin emeğinin karşılığı olan ücret işçi için en önemli hak, işveren için en temel borçtur. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 32/4. maddesinde ücretin en geç ayda bir ödeneceği kurala bağlanmıştır. Buna göre, aksi bireysel ya da toplu iş sözleşmesinde kararlaştırılmadığı sürece işçinin ücreti bir ay çalışıldıktan sonra ödenmelidir.
Ücreti ödenmeyen işçinin bu ücretini işverenden dava ya da icra takibi gibi kanuni yollardan talep etmesi mümkündür. Mülga 1475 sayılı İş Kanunu döneminde bunun dışında toplu olarak hareket etmemek ve kanun dışı grev kapsamında sayılmamak kaydıyla 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 81. maddesi uyarınca ücreti ödeninceye kadar iş görme edimini ifa etmekten, yani çalışmaktan kaçınabileceğini kabul edilmekteydi. 4857 sayılı Kanun’da ücret daha fazla güvence altına alınmış ve işçi ücretinin yirmi gün içinde ödenmemesi durumunda işçinin iş görme edimini yerine getirmekten kaçınabileceği açıkça düzenlenmiş ve bunun toplu bir nitelik kazanması durumunda dahi, kanun dışı grev sayılamayacağı kurala bağlanmıştır.
Ücreti ödenmeyen işçinin alacağı konusunda takibe geçmesi ya da ücreti ödeninceye kadar iş görme edimini yerine getirmekten kaçınması, iş ilişkisinin devamında bazı sorunlara … açabilir. Bu bakımdan, işverenle bir çekişme içine girmek istemeyen işçinin, haklı sebebe dayanarak iş sözleşmesini feshetme hakkı da tanınmıştır.
İşçinin ücretinin kanun veya sözleşme hükümlerine göre ödenmemesi işçiye bu imkanı verir. Ücretin hiç ya da bir kısmının ödenmemiş olması bu konuda önemsizdir. Ücretin ödenmediğinden söz edebilmek için işçinin kanun ya da sözleşme ile belirlenen ücret ödenme döneminin gelmiş olması ve işçinin bu ücrete hak kazanmış olması gerekir. 4857 sayılı Kanun’un 24/II-e bendinde sözü edilen ücret, geniş anlamda ücret olarak değerlendirilmelidir. İkramiye, primi, yakacak yardımı, giyecek yardımı, fazla mesai, hafta tatili, genel tatil gibi alacakların da ödenmemesi işçiye haklı fesih imkanı verir.
İşçinin ücretinin işverenin içine düştüğü ödeme güçlüğü sebebiyle ödenememiş olmasının sonuca bir etkisi yoktur. İşçinin ücretinin bir kısmını 4857 sayılı Kanun’un 33. maddesinde öngörülen ücret garanti fonundan alabilecek olması da işçinin fesih hakkını ortadan kaldırmaz.
Bireysel iş sözleşmesi veya toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan ayni yardımların yerine getirilmemesi de bu madde kapsamında değerlendirilmeli ve işçinin haklı fesih imkanı kabul edilmelidir.
Somut olayda, davacı işçilik ücretlerinin ödenmediğinden iş sözleşmesinin davacı tarafından haklı sebeple feshedildiği iddia edilerek kıdem tazminatı, ve işçilik ücret alacağı isteğinde bulunulmuştur. Mahkemece davacının çalıştığı hastane işyerinden işyeri kayıtları istenmiş davalı tarafından davacıya ait birkısım işyeri kayıtları gönderilmiştir. Karara esas alınan bilirkişi raporunda davacının gösterdiği tanık anlatımlarına göre hesaplama yapılmış ise de yapılan araştırma karar verilmeye yeterli değildir. Mahkemece öncelikle dava konusu isteklerin hesaplanmasına esas olacak şekilde davacının işvereni olan alt işveren şirketlerden hesaplamaya esas olacak tüm işyeri kayıtları, iş alım sözleşmesi, ihale belgeleri, teknik ve idari şartnameler, işe giriş ve çıkış kayıtları, davalı bakanlık tarafından alt işverene verilmiş işle ilgili olarak özellikle alt işverende çalışan işçilerin özlük haklarına yönelik tuttuğu kayıt ve belgeler varsa getirtilmeli, davacı işçilerin çalıştıkları işyerlerini günlük çalışma düzenine ilişkin olarak asıl işveren tarafından yapılmış düzenlemeler varsa ilgili belgelerin getirtilmeli, alt işverenin üstlendiği işte çalışacak işçi sayısı ve günlük çalışma sürelerinin kanuni sınırları aşmasının mümkün olup olmadığı, bu hususta asıl işverenin izninin veya icazetinin gerekip gerekmediği araştırılıp tespit edilmeli, fesih tarihi itibari ile davacının ödenmeyen işçilik ücret alacağı bulunup bulunmadığı belirlenerek davacının iş sözleşmesinin feshinin haklı sebebe dayanıp dayanmadığı açıklığa kavuşturulduktan sonra gerekirse bilirkişiden ek rapor alınmalı, alınan bilirkişi raporu dosyadaki tüm delillerle birlikte yeniden bir değerlendirmeye tabi tutulmalı ve oluşacak sonuç doğrultusunda bir karar verilmelidir.
Mahkemece tüm bu yönler gözetilmeden dava sonucundan yararı olan ve işverene aynı haklarla ilgili dava açan tanık beyanlarına itibarla bilirkişi tarafından yapılan hesaplama doğrultusunda karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, 11.09.2012 gününde ile karar verildi.