YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14560
KARAR NO : 2012/21038
KARAR TARİHİ : 04.10.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı 03/12/2007 tarihinden itibaren davalı şirkette çalışmaya başladığını, tıbbi malzeme servisinde araştırma bölümü elemanı olarak çalıştığını, davalı şirket yetkilisi …’ın performans düşüklüğünü gerekçe göstererek 13/08/2010 tarihinde müvekkilinin işine son verdiğini ve ilk iş deneyimini yaşayan müvekkiline kötü referans vereceği tehdidi ile 13/08/2010 tarihli istifa mektubu imzalattığını, davalı işverenin yapmış olduğu feshin haklı ve geçerli bir nedene dayanmadığı gibi 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesinde düzenlenen fesih prosedürünün de uygulanmadığını, savunmasının dahi alınmadığını belirterek, feshin geçersizliğine ve davalı işverenin işe başlatmama durumuna ilişkin alacaklarının belirlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren ise iş yerinde fesih tarihi itibariyle 29 işçinin çalışmakta olduğunu, İş Kanununa göre davacının işe iade davası açabilmesi için işverenin aynı iş kolunda çalışan 30’dan fazla işçisinin olmasının gerekli olduğu halde davacının istifa tarihi olan 13/08/2010 tarihinde 29 işçi çalıştığını, davacının işe iade davası açma hakkının olmadığını, davacının kendi el yazısı ile yazdığı 13/08/2010 tarihli dilekçesi ile istifa ettiğini, davacının istifasını takip eden günlerde işe gelmediğini, davacının baskı altında istifa dilekçesi imzaladığı iddiasının hayatın olağan akışına uygun olmadığını, davacının çalıştığı son dönemlerinde performansında ciddi sıkıntılar yaşandığını, olumsuz davranışları hakkında 02/04/2010 tarihli bir tutanak tanzim edildiğini, davacının savunmasında olumsuz eylemlerini kabul ettiğini, yüksek ücretle çalışan deneyimli ve eğitimli bir personel olan davacının baskı altında istifa ettirildiği yönündeki beyanının doğru olmadığını öne sürerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece işveren tarafından yapılan feshin geçerli sebebe dayanmadığı sonucuna varılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında fesih tarihi itibariyle işverence otuz veya daha fazla işçi çalıştırılıp çalıştırılmadığı ve dolayısıyla davacının iş güvencesi kapsamında kalıp kalmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı Kanun’un 18. maddesidir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesinin birinci fıkrasına göre iş güvencesi hükümlerinden yararlanmak için otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerinde çalışmak gerekir. Aynı maddenin dördüncü fıkrasına göre işverenin aynı işkolunda birden fazla işyerinin bulunması halinde, işyerinde çalışan sayısı bu işyerlerinde çalışan toplam işçi sayısına göre belirlenir. İşçi sayısına ilişkin bu hüküm nispi emredici olduğundan, daha az işçi sayısını öngören sözleşme hükümleri geçerli kabul edilmektedir.
Otuz işçi sayısının belirlenmesinde fesih bildiriminin işçiye ulaştığı tarih itibariyle belirli-belirsiz süreli, tam-kısmi süreli, daimi-mevsimlik sözleşmelerle çalışan tüm işçiler dikkate alınır.
Somut olayda davacının işten ayrıldığı 08/2010 döneminde Sosyal Güvenlik Kurumundan gelen yazı cevabına göre sigortalı sayısı otuzbir olarak gösterilmiş. Ancak davalı işveren mahkemeye gönderdiği cevabi yazıda davacı ile birlikte çalışan sayısını 29 olarak göstermiştir. Davalı işverenin göndermiş olduğu listede, Sosyal Güvenlik Kurumunun gönderdiği listeden farklı olarak … ve … isimli şahıslar gösterilmemiştir. Ancak yine Sosyal Güvenlik Kurumundan gelen yazı ve liste incelendiğinde belirtilen bu şahıslardan …’ın 23.07.2010 tarihinde, …’ın ise 06.08.2010 tarihinde davacının işten çıkarılmasından önce işten ayrıldıkları anlaşılmaktadır.
Bu sebeplerle öncelikle fesih tarihinden önce işten çıkarıldıkları anlaşılan … ve … isimli şahısların varsa işe iade davalarının sonucu bekletici mesele yapılmalı, ayrıca davalı şirketin dava konusu işyerinde ve varsa ülke genelinde aynı iş kolundaki işçi sayısının Sosyal Güvenlik Kurumu ve davalı şirketten sorularak otuz işçi sayısına ilişkin dava şartının araştırılması gerekirken belirtilen yönler dikkate alınmadan eksik inceleme ile verilen karar hatalı olup hükmün bozulması gerekmektedir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 04.10.2012 tarihinde oy birliği ile karar verildi.