YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14561
KARAR NO : 2012/21039
KARAR TARİHİ : 04.10.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin işverence haklı nedene dayanılmaksızın feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve müvekkilinin işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin davacının talebi üzerine karşılıklı olarak mutabakata varılarak feshedildiğini, savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; ikale sözleşmesi imzalaması için davacının herhangi bir ek menfaat elde etmediği, işçinin ek menfaati olmadan karşılıklı anlaşma ile iş sözleşmesini sona erdirmesinin işyerinde bir takım usulsüz eylemler yaptığı iddiası ile suçlanan davacının söz konusu sözleşmeyi imzalamak zorunda bırakıldığı, işveren tarafından olaylarla ilgili herhangi bir savunması alınmaksızın herhangi bir ceza verilmeden iş sözleşmesi feshi yoluna gidilmeden sadece kıdem ve ihbar tazminatı ödemek sureti ile yapılan ikale sözleşmesinin davacıya herhangi bir ek menfaat de temin etmediği gerekçesiyle geçersiz olduğu belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İş sözleşmesinin ikale ile sona erip ermediği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan iş güvencesi hükümleri işçiyi işverenin feshine karşı koruma amacını taşımaktadır. Sözleşmenin işverenin feshi dışındaki bir nedenle sona ermesi halinde iş güvencesi hükümleri uygulanamaz. Bu bağlamda sözleşme ikale (bozma sözleşmesi) ile sona ermişse işçi iş güvencesi hükümlerine dayanarak feshin geçersizliğine karar verilmesini talep edemeyecektir.
İkale, sözleşmenin tarafların ortak iradeleriyle sona erdirilmesidir. Niteliği itibariyle bir sözleşme olması nedeniyle ikale tarafların serbest iradelerine dayanmalıdır. Ayrıca ikale icabı işverenden gelmişse kanuni tazminatlarına ilaveten işçiye ek bir menfaatin sağlanması (makul yarar) gerekir. Aksi halde iş sözleşmesinin ikale ile sona erdirildiğinden söz edilemez.
Somut olayda, uyuşmazlık konusu 05.04.2011 tarihli ikale sözleşmesinin incelenmesinde, tarafların hizmet akdinin karışılıklı bozulması yönünde mutabakata vardıkları görülmektedir. Bu belgede davacı işçiye kıdem ve ihbar tazminatlarının ödeneceği de düzenlenmiştir. Davacı anılan belgenin alt tarafını herhangi bir şey yazmadan imzalamıştır. Ayrıca dosyada alt tarafı davacı tarafından imzalı ibraname bulunmaktadır.
Davacı ikale sözleşmesini iradesi sakatlanarak imzaladığını gösterir herhangi bir delil ibraz etmemiştir. Ayrıca tüm dosya kapsamından davacının, 02.02.2011 tarihinde mağazaya gelen akrabası veya arkadaşı olduğu düşünülen bir şahsa bir adet kaban vererek sonradan ürünün ait olduğu firmaya irsaliye kestiği, yine mağazaya gelen bir müşterinin şoförüne bir adet gömlek hediye ederek, ürünün irsaliyesini kesmemesi, mağazaya alışverişe gelen eski bir personele de çanta hediye ederek irsaliye kesmesi nedeni ile savunmasının alındığı, 03.03.2011 tarihinde de mağazada ürün deneyen bir müşterinin denediği ürün üzerinde iken davacı ile müşterinin mağaza kapısında görüldüğü, bu durumun prosedürlere aykırı olduğu davacıya hatırlatıldığında ise davacının müşteri ile birlekte kabine giderek ürünün çıkarıldığı ve ürünün davacının odasına götürüldüğü belirtilerek 18.03.2011 tarihinde savunması alınmıştır. Bu olayların akabinde tarafların, bozma sözleşmesinde davacıya ihbar ve kıdem tazminatı ödenmesini kararlaştırmış olmaları ve sözleşme içiriğine uygun olarak işçiye ödeme yapılması nedeni ile yapılan bozma sözleşmesinin geçerli olduğu kabul edilmelidir. Saptanan bu durum karşısında ve yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulduğunda, davanın geçerli ikaleye dayanarak reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı İş Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 157,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 04.10.2012 tarihinde oy birliği ile karar verildi.