YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14808
KARAR NO : 2013/10961
KARAR TARİHİ : 14.05.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, fazla çalışma ücreti, yıllık izin ücreti, ücret alacağı ile genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette teknik personel olarak çalıştığını, Sosyal Güvenlik Kurumuna işe girişinin sonraki bir tarih olarak bildirildiğini, asgari ücretin çok üzerinde ücret almasına rağmen yine kuruma ücretinin asgari ücret üzerinden bildirildiğini, aylık ücretinin bir kısmının bankaya yatırılıp kalan kısmının elden ödendiğini, davalı şirketten ödenmeyen ücret alacakları olduğunu, fazla çalışma ve genel tatil çalışması olduğu halde bunların ücretlerinin de ödenmediğini, davacının da ihtarname çekmesine rağmen ücretlerinin yine ödenmemesi üzerine iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini iddia ederek ücret, kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, genel tatil çalışma ücreti alacaklarının faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, zamanaşımı definde bulunduklarını, davacının asgari ücretle çalıştığını, iş saatlerine uymaması nedeniyle uyarıldığını, bunun üzerine istifa ederek işten ayrıldığını, yıllık izin ücretlerinin ödendiğini, fazla çalışma ve genel tatil çalışması olmadığını, davacının taleplerinin yasal olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı işçinin iş sözleşmesini feshetmekte haklı olduğu, ücret ile yıllık izin ücreti alacağı bulunduğu ancak fazla çalışma ile genel tatil çalışmalarının olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-İş hukukunda giydirilmiş ücret istisnai niteliktedir. Bir hakkın giydirilmiş ücret dikkate alınarak belirlenebilmesi için bu konuda açık bir düzenleme bulunması gerekir. Örneğin ihbar tazminatı ile kıdem tazminatı açık düzenleme olduğu için giydirilmiş ücret esas alınarak belirlenmektedir. Yıllık izin ücreti bakımından giydirilmiş ücretin esas alınmasına imkan veren yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. İş sözleşmesinin tarafları arasında da bu konuda bir anlaşma olduğu iddia ve ispat edilmiş değildir. Şu halde davacının yıllık izin ücreti talebinin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 59. maddesinin 1. fıkrası gereğince davacının son çıplak ücreti üzerinden hesaplanması gerekirken giydirilmiş ücreti üzerinden hesaplanarak fazladan yıllık ücretine hükmedilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3-Asgari geçim indirimi, bireyin ya da ailesinin asgari düzeyde geçimi için zorunlu olan ve belirli esaslara göre tespit edilen kısmın toplam gelirden indirilerek vergi dışı bırakılması uygulamasıdır. Bu uygulama 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 32. maddesinin 28.03.2007 tarihinde 5615 sayılı Kanun ile yeniden düzenlenmesi neticesinde yürürlüğe girmiştir. Asgari geçim indirimi, vergi mükellefi ile devlet arasında vergi hukukunu ilgilendiren ilişkiden kaynaklanmakta olup ücretin içindeki bir kısmın vergi kapsamı dışına çıkarılmasından ibarettir.
Görüldüğü üzere asgari geçim indirimi ücret veya ücret eki niteliğinde olmayıp giydirilmiş ücretin belirlenmesinde dikkate alınamaz.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda yıllık izin ücreti ile kıdem tazminatının asgari geçim indiriminin dahil edildiği giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanması isabetsiz olup bu husus ayrıca bozma sebebi yapılmıştır.
4-Ayrıca hükme esas alınan bilirkişi raporunda hesap hatası yapılarak davacının kıdemi yaklaşık bir yıl kadar bir süre fazla hesaplanmıştır. Davacının kıdeminin doğru hesaplanarak taleplerin hüküm altına alınması gereklidir. Kararın bu yönden de bozulması gerekmiştir.
5-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26. maddesinin 1. fıkrası uyarınca “Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.”
Somut olayda, davacı dava dilekçesinde sadece Nisan ayında çalıştığı yirmi günün ücretinin ödenmediğini beyan ederken ıslah dilekçesinde bilirkişice hesaplanan ücretten, yalnızca Nisan ayı ücreti tutarı kadar ücret talebini ıslah etmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının talebi olmamasına rağmen 2010 yılı Ocak, Şubat, Mart ayları ücretlerinin hesaplanması ve mahkeme tarafından taleple bağlılık kuralına uyulmaksızın davacının talebi aşılarak ücret talebi hakkında hüküm kurulması isabetsizdir. Hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
6-Öte yandan davacının 2010 yılı Nisan ayından yirmi günlük ücret alacağı olduğunu iddia ettiği, davalının bu aya ilişkin ödeme belgesi ibraz ettiği, davacı ve arkadaşlarının 2010 yılı Nisan ayı ücret taleplerine dair ödeme belgelerinin ise seri halinde incelenen dosyalarda karışık halde bulunduğu görülmektedir. Bu ödeme belgesinin mahkemece incelenerek değerlendirilmesi gereklidir. Eksik inceleme ile davacının ücret talebi hakkında hüküm kurulması doğru değildir. Kararın bu nedenle de bozulması cihetine gidilmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 14.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.